Kapsül evlerin kalbinde, uzay teknolojilerinden esinlenen kapalı döngü sistemler bulunuyor. Çatıya entegre edilen yarı saydam güneş panelleri gün boyunca enerji toplarken, bu enerji lityum-sülfür bataryalarda depolanıyor. Sistem, güneş ışığı olmadan bile iki haftaya kadar kesintisiz elektrik sağlayabiliyor.
Asıl dikkat çeken yenilik ise su teknolojisi. Özel yoğunlaştırma üniteleri, havadaki nemi ayrıştırarak doğrudan içilebilir suya dönüştürüyor. Böylece kapsül evler, şehir şebekesine ya da doğal kaynaklara ihtiyaç duymadan su üretebiliyor.
TEMEL, ALTYAPI, BAĞIMLILIK YOK
Bu evleri farklı kılan bir diğer özellik ise taşınabilir olmaları. Beton temel gerektirmeyen kapsüller, kamyonla taşınıp birkaç saat içinde kurulabiliyor. Atıklar ise özel geri dönüşüm ve ayrıştırma sistemleriyle yönetiliyor; kanalizasyon bağlantısına gerek kalmıyor.
Bu sayede kapsül evler, dağ başında, orman kenarında ya da altyapının hiç olmadığı bölgelerde bile konforlu ve modern bir yaşam sunabiliyor.
YENİ ÇAĞIN ÖZGÜRLÜK MODELİ
Fiyatlar, kullanılan teknolojiye ve yaşam alanının büyüklüğüne göre değişse de uzmanlara göre bu evlerin asıl cazibesi, uzun vadede sunduğu "sıfır fatura" ve borçsuz yaşam modeli. Özellikle konut kredisi yükünden kaçmak isteyen Y ve Z kuşağı için kapsül evler, alternatif değil yeni bir standart olarak görülüyor.
Küresel analizlere göre, 2030 yılına kadar bu tür bağımsız konutların dünya genelindeki konut pazarının yüzde 15'ini oluşturabileceği öngörülüyor.