Turizm sezonunda artan yoğunlukla birlikte otellerde doluluk oranları yükselirken, tesislerin görünmeyen altyapı başlıkları da yeniden gündeme geliyor. Özellikle atık su arıtma sistemlerinin etkinliği ve düzenli denetimi, çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıyor. Uzmanlara göre turizm tesislerinde arıtma sistemlerinin yalnızca mevzuat gereği kurulması yeterli değil; bu sistemlerin düzenli kontrol edilmesi, teknik bakımının aksatılmaması ve kapasite yönetiminin doğru yapılması gerekiyor.

Turizm sezonunun hareketlenmesiyle birlikte otellerde doluluk oranları artarken, gözden kaçan kritik bir başlık yeniden gündemde: Atık su arıtma sistemleri ne kadar etkin ve düzenli denetleniyor? Su arıtma uzmanı ve iş insanı Cem Şenoğlu’na göre turizm tesislerinde görünmeyen altyapı eksiklikleri, hem çevresel hem de ekonomik risk oluşturuyor.

Yüzme havuzları, su arıtma ve filtrasyon sistemleri ile atık su arıtma alanında uzun yıllardır faaliyet gösteren Şenoğlu, turizm tesislerinde atık su arıtma sistemlerinin yalnızca mevzuat gereği kurulmasının yeterli olmadığını vurguluyor. 

Sistem Kurmak Yetmiyor, Doğru İşletmek Şart

Şenoğlu, “Önemli olan bu sistemlerin düzenli izlenmesi, parametrelerinin kontrol edilmesi ve teknik bakımının aksatılmamasıdır” diyor. Marin Çevre bünyesinde otel ve tatil köylerinin atık su sistemlerini izlediklerini ve işletmelere teknik öneriler sunduklarını aktaran Şenoğlu, özellikle sezonluk yoğunluk artışlarında sistem kapasitesinin zorlandığını ifade ediyor.

MEB onaylı Su ve Atık Su Operatörlüğü sertifikalarına sahip olan Şenoğlu’na göre, birçok tesiste sistem kurulmuş olsa da işletme ve bakım süreçleri yeterince titiz yürütülmeyebiliyor. Forsa Water Treatment çatısı altında filtrasyon ve su arıtma süreçleri üzerine çalışan Şenoğlu’na göre, arıtma performansındaki düşüş hem idari yaptırımlara hem de yüksek para cezalarına yol açabiliyor. Ayrıca çevre mevzuatının giderek sıkılaştığı bir dönemde, eksik ya da hatalı işletilen sistemler tesislerin faaliyet riskini artırıyor.

Turizmde Marka Değeri de Risk Altında

Şenoğlu, turizm yatırımları ve konaklama işletmeciliği deneyimi sayesinde sektörün operasyonel dinamiklerini yakından bildiğini belirterek, çevresel ihlallerin yalnızca mali değil, itibar kaybı açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. 
İnşaat ve konut projelerinde de altyapı planlamasının uzun vadeli düşünülmesi gerektiğini vurgulayan Şenoğlu, yeni projelerde atık su ve geri kazanım sistemlerinin tasarım aşamasında ele alınmasının önemine dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre turizmde sürdürülebilirlik artık bir tercih değil zorunluluk. Atık su sistemlerinin düzenli denetimi ve profesyonel yönetimi, hem çevrenin korunması hem de işletmelerin ekonomik güvenliği açısından kritik rol oynuyor.