Türkiye'deki her 100 ölümden 36'sının kalp ve damar rahatsızlıklarından, 16'sının ise kanserden kaynaklandığı resmi raporla kesinleşti. Bu veri, bireylerin ikamet ettiği coğrafi bölgenin kronik rahatsızlıklara yakalanma ve ölüm riskini doğrudan belirlediğini gösteriyor.
MARMARA BÖLGESİ
Marmara Bölgesi genelinde kronik hastalıkların toplumda görülme oranı yüksek seviyelerde seyrediyor. Hipertansiyon, diyabet ve kalp-damar rahatsızlıklarının belirgin şekilde öne çıktığı bölgede; hızlı şehirleşme, hareketsiz yaşam biçimi ve beslenme alışkanlıklarındaki farklılıklar bu olumsuz tabloda doğrudan belirleyici rol oynuyor.
Dolaşım sistemi hastalıkları içerisinde en büyük payı iskemik kalp rahatsızlıkları alırken, yoğun stres ve yüksek kolesterolün baskısı altındaki nüfus en yüksek risk grubunu oluşturuyor. Ayrıca post-pandemi sürecinde nöroloji ve psikiyatri kliniklerine yapılan başvurularda yüzde 25 ila 30 aralığında artış kaydedilirken, 18-34 yaş aralığında tükenmişlik, panik atak ve bilişsel şikayetler öne çıkıyor.
EGE BÖLGESİ
Ege Bölgesi'nde obezite ve metabolik sendromla ilişkili risk faktörleri başlıca sağlık başlıkları arasında yer alıyor. Düşük HDL kolesterol düzeyi ve yetersiz fiziksel aktivite gibi unsurlar bölgedeki risk tablosunun ağırlaşmasında doğrudan etkili oluyor.
Kalp ve dolaşım sistemi kaynaklı ölümlerde Balıkesir yüzde 43,9 oranıyla listenin üst sıralarına yerleşirken, aynı kent binde 9,7 kaba ölüm hızıyla da dikkat çekiyor. Yaşlı nüfus oranının yüksekliği ve hareketsiz günlük alışkanlıklar, kalp krizi ve damar tıkanıklığı vakalarını artıran temel faktörler olarak kayıtlara geçiyor.
AKDENİZ BÖLGESİ
Akdeniz Bölgesi genelinde diyabet ve fazla kiloyla bağlantılı metabolik rahatsızlıklar öne çıkan temel sağlık sorunları arasında gösteriliyor. Bölgeye özgü iklim koşulları ve beslenme alışkanlıkları bu sağlık risklerini tetikleyen ana unsurlar arasında yer alıyor.
Türkiye'nin Avrupa genelinde obezite oranının en yüksek olduğu ülkeler arasında bulunması, bölgede Tip 2 diyabet vakalarının hızla yayılmasına zemin hazırlıyor. Kendisinde diyabet bulunduğunun farkında olmayan geniş bir kitlenin varlığı, metabolik rahatsızlıkların tedavi edilmeden ilerlemesine yol açıyor.

KARADENİZ BÖLGESİ
Karadeniz Bölgesi'nde astım başta olmak üzere kronik solunum yolu hastalıklarının görülme oranları dikkat çeken bölgesel farklılıklar gösteriyor. Batı, Orta ve Doğu Karadeniz hatları arasında astım sıklığı belirgin değişimler sergilerken, tütün kullanımı ve hava kalitesi KOAH vakalarını tetiklemeyi sürdürüyor.
Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerde Karabük yüzde 46,9 ile Türkiye genelinde ilk sırada yer alırken, Çorum yüzde 41,8 ile riskli iller arasında bulunuyor. Kaba ölüm hızında ise Kastamonu binde 10,4 ve Sinop binde 10,0 ile zirveye yerleşiyor. Bölgenin iç kesimlerinde yer alan Tokat, Çorum ve Gümüşhane gibi illerde ise kene kaynaklı Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi endemik bir tehdit olarak varlığını koruyor.
DOĞU VE İÇ ANADOLU BÖLGESİ
Doğu Anadolu Bölgesi'nde bazı kronik hastalıklar ve bunlara bağlı risk faktörleri yüksek oranlarda kaydedilirken, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan farklılıklar ve sosyoekonomik koşullar genel tabloyu doğrudan etkiliyor. Türkiye'de ölümlerin yüzde 16'sını oluşturan tümör vakalarında Bingöl yüzde 21,4 ile ülke genelinde ilk sırada bulunurken, Ankara yüzde 20,7 ve Van yüzde 20,3 ile en yüksek kanser kaynaklı ölüm oranına sahip iller olarak sıralanıyor.
Erkeklerde akciğer ve soluk borusu, kadınlarda ise meme ve kolon kanseri vakaları tırmanış gösteriyor. Hayvancılığın yoğun yapıldığı Doğu kırsalında pastörize edilmemiş süt ürünleri tüketimi sebebiyle bruselloz vakaları yaygınlığını korurken, genç nüfusun yüksek olduğu Hakkari ve Şırnak gibi illerde genel kaba ölüm hızı düşük seyrediyor.
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde hipertansiyon gibi kritik sağlık risklerinin görülme sıklığında belirgin bölgesel farklılıklar tespit ediliyor. Yapılan analizler, bölgenin kendi içinde illere göre hastalık oranlarının ciddi biçimde değişebildiğini ortaya koyuyor.
Kilis yüzde 26,6 dolaşım sistemi ölümü ve yüzde 10,1 kanser oranıyla Türkiye'nin en düşük risk seviyesinde konumlanırken, Şanlıurfa yüzde 10,9 kanser ölüm oranıyla listenin en alt basamaklarında yer alıyor. İklim ve çevre koşullarına bağlı olarak Şanlıurfa ve çevresinde şark çıbanı vakaları öne çıkarken, geleneksel beslenme ve kontrolsüz süt tüketimi nedeniyle bruselloz vakaları bölgesel bir risk faktörü olmaya devam ediyor.