Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin ihracatı, yılın ilk 6 ayında 2025'in aynı dönemine göre yüzde 3,6 artarak 131 milyar 356 milyon dolardan 136 milyar 58 milyon dolara yükseldi.

Söz konusu dönemde AB ülkelerine ihracat yüzde 4,7 artışla 52 milyar 118 milyon dolardan 54 milyar 558 milyon dolar seviyesine çıktı.

AB'ye en yüksek ihracatı 15 milyar 569 milyon dolarla otomotiv endüstrisi yaparken onu 7 milyar 153 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 4 milyar 767 milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon ve 4 milyar 181 milyon dolarla demir ve demir dışı metaller izledi.

Ocak-haziran döneminde AB ülkeleri arasında en fazla ihracat Almanya'ya yapıldı. Bu ülkeye ihracat yüzde 4,3 artarak 10 milyar 117 milyon dolara yükseldi. Almanya'yı 6,8 milyar dolarla İtalya, 5,6 milyar dolarla İspanya, 5,3 milyar dolarla Fransa, 3,7 milyar dolarla Romanya izledi.

Avrupa Birliği ülkelerine en fazla ihracat İstanbul'dan yapıldı. Bu şehirden en fazla ihracat Almanya'ya yapıldı. Yılın ilk yarısında İstanbul'dan Almanya'ya 3 milyar 885 milyon 729 bin dolarlık ihracat yapıldı. Almanya'yı sırasıyla İtalya, İspanya, Fransa ve Hollanda izledi.

Kaynak olarak ekle

Romanya, Türkiye'nin ihracat yaptığı Avrupa Birliği ülkeleri arasında ilk 5'te yer almayı sürdürdü. Söz konusu dönemde İstanbul'dan Romanya'ya 1 milyar 258 milyon dolarlık ihracat yapıldı.

TÜRKİYE TEMEL PAZAR KONUMUNU KORUYOR

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ilişkiler, karşılıklı ticaret hacmi, yatırım akışları ve üretim entegrasyonu sayesinde her geçen yıl daha stratejik bir nitelik kazanıyor.

Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olmayı sürdüren AB, özellikle otomotiv, makine, kimya, tekstil ve beyaz eşya gibi sektörlerde Türk üreticileri için temel pazar konumunu korurken, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan yeniden yapılanma süreci de Türkiye'nin Avrupa'nın güvenilir üretim ve tedarik merkezi olma potansiyelini güçlendiriyor.

Uzmanlar, yeşil ve dijital dönüşüm, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve olası Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sürecinin iki taraf arasındaki ticari entegrasyonu daha da derinleştirebileceğine dikkati çekiyor.

TÜRKİYE DOĞAL BİR ÜRETİM İHRACAT ÜSSÜ HALİNE GELİYOR

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Avrupa ülkelerinin tedarik zincirlerini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğiliminde olduğunu ve bunun da Türkiye'yi doğal bir üretim ve ihracat üssü haline getirdiğini belirtti.

Bugün dünyanın son derece zorlu ve belirsizliklerle dolu bir dönemden geçtiğini ve AB-Türkiye ilişkilerinin her zamankinden daha fazla önem kazandığını aktaran Avdagiç, "Dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmeler, nasıl yeni bir küresel nizamı dizayn ediyorsa, Türkiye-AB ilişkileri de yeni bir yaklaşımla ele alınmalı." dedi.

Avdagiç, Avrupa tarafında savunma kapasitesini artırma çabalarının Türkiye ile daha yakın işbirliğini zorunlu kıldığını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Bu çerçevede Türkiye, Avrupa'nın yeni savunma mimarisinde dışlanması zor bir üretim ve güvenlik ortağı konumunda.

Uluslararası stratejik araştırma kuruluşlarının da son dönemde sıklıkla dile getirdiği gibi Avrupa'nın güvenlik mimarisi yeniden şekilleniyor. Bu şekillenmede, Türkiye yalnızca NATO şemsiyesi altında pasif bir savunma düzeninde yer almıyor. Aynı zamanda aktif bir stratejik üretim ve kapasite inşa süreci söz konusu."

TÜRKİYE HER AÇIDAN DİKKAT ÇEKİYOR

Şekib Avdagiç, Avrupa'nın güvenlik yaklaşımının, askeri caydırıcılığın yanı sıra sanayi kapasitesi, tedarik zinciri dayanıklılığı ve teknolojik bağımsızlık ekseninde yeniden kurgulandığına işaret ederek, Avrupa'nın güvenliği ile ekonomik altyapısının giderek daha fazla iç içe geçen stratejik bir bütünlük oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa'nın savunma ve ileri üretim teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltma hedefinin her ne kadar kimi AB üyesi ülkeler tarafından görülmek istenmese de Türkiye ile daha seçici ve kontrollü teknoloji paylaşım modellerini gündeme getirdiğini anımsatan Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Avrupa ile ilişkimizde enerji güvenliği boyutu da stratejik yakınlaşmamızın en kritik katmanlarından birini oluşturuyor. Avrupa'nın enerji arz güvenliği arayışında Türkiye, hem transit ülke hem de bölgesel enerji dağıtım merkezi olarak öne çıkıyor.

Doğu Akdeniz, Hazar ve Orta Doğu eksenindeki enerji akışlarının Avrupa pazarlarına erişiminde Türkiye'nin oynadığı rol, yalnızca teknik bir geçiş hattı olmaktan çok jeopolitik istikrarın da bir bileşeni haline geliyor.

Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişki artık klasik dış politika çerçevesinin ötesine geçerek, güvenlik, ekonomi ve sanayi politikalarının iç içe geçtiği çok katmanlı bir stratejik yapıya dönüşmüştür. Bu yapıda, ilişkileri yalnızca konjonktürel ihtiyaçlara göre değil, aynı zamanda ve daha fazla biçimde yapısal karşılıklı bağımlılık zemininde şekilleniyor."