Türkiye'nin tekstilden sonra en önemli lokomotif sektörlerinden biri olan beyaz eşya, son dönemde artan fiyatlar ve daralan piyasa ile adeta bir krizin pençesinde.
Sözcü TV'de Ekrem Açıkel, 'İçimizden Biri' programında konuyu gündeme getirdi.

Açıkel şunları söyledi:
"Bugünlerde beyaz eşya fiyatlarının farkında mıyız? Bir yandan gençlere “evlenin” deniyor, diğer yandan doğurganlık yerle bir olmuş durumda. Nüfus hızla yaşlanıyor, gençler evlenmiyor. E, maliyetler ortada.
Tekstilden sonra “Türkiye’nin lokomotif sektörü hangisi?” diye sorsam, cevabı belli: Beyaz eşya. Avrupa’da, dünyanın dört bir yanında fabrikalarımız var. Vestel’inden Arçelik’ine kadar gurur duyduğumuz markalarımız mevcut. Ancak bu büyük sektörde ciddi bir piyasa daralması da yaşanıyor. Bunu görmek ve seslendirmek gerekiyor.
Son fiyatlar, bulaşık makinesinden çamaşır makinesine, buzdolabından televizyona kadar beyaz eşya sektörünün adeta bir imdat çığlığı. Eşya beyaz olabilir ama alarmın rengi kıpkırmızı.
2025 yılı verilerine baktığımızda, Türkiye’de yıllık yaklaşık 10 milyon adetlik beyaz eşya satışı gerçekleşmiş. İlk bakışta harika. Ancak bir önceki yılla kıyaslandığında piyasa yaklaşık %3 daralmış durumda. Yani satışlar düşüyor, pazar küçülüyor. Ünlü ve güçlü markalarımız zorlanıyor; can suyuna, desteğe ihtiyaçları var.

Bu sektör gerçekten lokomotif. Tıpkı tekstil gibi. Üretim kapasitesi ve gücü açısından Avrupa’da birinciyiz, dünya genelinde ise ikinci sıradayız. Bununla gurur duyuyoruz. Peki bu sektör kaç kişiye ekmek kapısı?
Yaklaşık 60 bin kişi doğrudan, 600 bin kişi dolaylı olarak beyaz eşya sektöründen geçimini sağlıyor. 60 bin kişi demek; fabrikada çalışanlar, onların eşleri, çocukları derken yüz binlerce insan demek. Yan sanayi, servis ağları, satış kanalları, tamirciler… Milyonlarca kişiyi doyuran bir yapıdan bahsediyoruz.
Gelin, fiyatlara bakalım. Dört farklı markadan örnek aldım; tek bir markaya odaklanmadım. Sorumlu gazetecilik gereği marka isimlerini kapattık.
Üç programlı bir bulaşık makinesi: İndirimli hâliyle 20.700 liradan 17.700 liraya düşmüş. Daha ucuzu da var, çok daha pahalı ve bol programlısı da. Makul olanı baz aldığımızda, bugün bu ülkede bir bulaşık makinesi almak için en az 18 bin lira ayırmak gerekiyor.
Çamaşır makinesi: Orta sınıf, 8 kilo, 1000 devir, yerli markalardan biri. 29.500 lira. Havalı, gri renkli, “janjanlı” modeller. Daha alt modeller de var ama yine makul olanı aldığımızda tablo bu. Bu makinelerin ömrü 10–12 yıl. Bizimki 15 yılı geçti; yıkarken dans ediyor. Yenilemek şart ama maliyet ortada.
İhracatta da dikkat çekici bir düşüş var. Beyaz eşya ihracatında %10’lara varan gerileme söz konusu. Çin baskısı ciddi. Öte yandan Avrupa’da “Made in Europe” etiketi talebi bize avantaj sağlayabilir. Güçlü markalarımızı daha da güçlendirecek bir fırsat bu. Ancak…
Vatandaş beyaz eşya alacaksa taksit imkânlarında esneme şart. Kredi kartına taksit sayıları, “peşin fiyatına taksit” seçenekleri Mehmet Şimşek’in göreve gelmesinden sonra, harcamalar azalsın diye ciddi şekilde kısıtlandı. Şimdi sektöre can suyu vermek için bu taksit sayılarının artırılması gerekiyor. Onca insan bu sektörden ekmek yerken.
Gelelim buzdolabına: Alttan donduruculu, üstten soğutmalı, son dönemin trendi ama beyaz renkli, yerli üretim bir model. İndirimle 38.500–41.500 lira bandında. Ortalama buzdolabı fiyatları artık 40 bin liranın üzerine çıkmış durumda. Kaç asgari ücret ediyor, varın siz hesaplayın. İnsanlar evlenecek, ev kuracak.
Televizyon: Artık hayatın merkezi. İnternet, dijital platformlar, Netflix, YouTube… 55 inç, Ultra HD, Smart QLED bir televizyon: 46 bin lira.
Fırın, ocak gibi ürünlere hiç girmedim. Sadece dört kalemi topladığınızda bile bir beyaz eşya paketi 150 bin liraya yaklaşıyor.
Bu sektöre mutlaka can suyu verilmesi gerekiyor. Tekstilde geç kaldık ve bugün çok ağır bedeller ödüyoruz. Bari beyaz eşyada aynı hatayı yapmayalım. Sektörümüzü, insanımızı, markalarımızı koruyalım."