Hülya KESKİN ORUÇOĞLU/SÖZCÜ

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD),yüksek İstişare Konseyi toplantısı düzenlendi. Bu yılın ilk yüksek istişare toplantısında konuşan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras, YİK başkanı olarak 7. kez kürsüye çıktı.

Dünyanın ekonomik dalgalanmaların yanı sıra jeopolitik, enerji ve teknoloji kaynaklı dönüşümle de karşı karşıya olduğunu aktaran Aras, ABD-İran-İsrail savaşının etkilerine değindi. Aras, “Geçen yılın son aylarında şirketlerimiz 2026 bütçelerini hazırladı. Büyüme önlemleri yapıldı. Enflasyon varsayımları oluşturuldu. Örneğin 2026 için enflasyonu yüzde 23, politika faizini %28, petrol fiyatını 60 dolar civarında tahmin etti. Ancak bir hafta içinde bütün varsayımlar değişti” diyerek ABD-İran-İsrail savaşına dikkat çekti.

‘BELİRSİZLİK, GEÇİCİ DEĞİL’

Yaşanan gelişmelerin ardından ‘ekonomik hesaplarla jeopolitik gelişmelerin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini’ gözler önüne serdiğini belirten Aras, “Yatırım kararları yalnız ekonomik bölgelere bakılarak alınmıyor. Enerji güvenliği, tedarik güvenliği teknoloji erişimi ve jeopolitik risklerle birlikte düşünülüyor. Çünkü yaşadığımız dünya artık daha kırılgan, daha parçalı, daha belirsiz bir dünya. Yaşadığımız belirsizlik ve çatışma ortamı geçici bir parantez değildir” diye konuştu.

Ayrıca Aras, önümüzdeki dönemde küresel ekonomide dalgalanma ve kırılganlıkların süreceğini, şirketlerin ve ülkelerin dayanıklılık kapasitesinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.  

Kaynak olarak ekle

Öte yandan Aras, temmuzda gerçekleştirilecek NATO Zirvesi ile kasımda yapılacak COP31 İklim Zirvesi toplantılarının Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı. 

‘SADECE KAYNAK DEĞİL, YÖN MESELESİ’

Yalnızca ekonomik büyümenin yetmediğini belirten Aras, “Nasıl büyüdüğümüz, büyümenin kalkınma yaratıp yaratmadığı da çok önemli. Çok önemli bir noktayı özellikle vurgulamak istiyorum. Ekonomik başarı yalnızca kaynak meselesi değil. Aynı zamanda yön meselesi” dedi. 

Türkiye’nin güçlü yanlarının coğrafi konumu, üretim kapasitesi ve ekonomik çeşitliliği olduğunu vurgulayan Aras,  yeni kalkınma hikayesinin daha yüksek verimlilik, katma değer, güçlü teknoloji kapasitesi ve nitelikli insan kaynağı üzerine kurulması gerektiğini söyledi. Gençlerin eğitimine yatırım yapılmasının, kadınların ekonomik hayata daha fazla katılımının önemine değinen Aras, Türkiye’nin hangi sektörlerde derinleşeceğine ve hangi teknolojilere odaklanacağına ilişkin uzun vadeli bir yön duygusuna ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

‘BELİRSİZLİĞİ DOĞRU OKUYAN KAZANACAK’

Dünyanın yeniden şekillendiği bu dönemde yalnızca mevcut durumu korumaya çalışan ülkelerin geride kalacağına dikkat çeken Aras, “Belirsizliği doğru okuyan, kurumlarını güçlendiren, teknolojiye yatırım yapan ve ekonomik dayanıklılık yaratabilen ülkeler kazanacak. Türkiye yeni dönemin üretim, enerji ve teknoloji mimarisinde sağlam bir yer edinmeli. Önemli olan jeopolitik ağırlığımızı güçlü ekonomiye ve kalıcı refaha dönüştürebilmek” dedi.

TÜSİAD BAŞKANI: ‘PARA POLİTİKALARI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL’

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren Diren, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi’ndeki konuşmasında, dezenflasyon sürecin dikkat çekti ve den taviz verilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Haziran 2023’te başlayan programla enflasyonun yüzde 70’lerden yüzde 30’lar seviyesine gerilediğini anımsatan Diren, “Dezenflasyon sürecinden taviz verilmemesi, para politikasının kararlılığı, maliye politikasının uyma ve beklentilerinin doğru yönetilmesine devam edilmesi fiyat istikrarına ulaşma sürecinde belirleyici olacak” dedi. Diren, para ve mali politikaların tek başına yeterli olmadığının altını çizdi.

Türkiye’nin önümüzdeki 5, 10 ve 15 yılda hangi alanlarda rekabet edeceğini, hangi ihracat pazarlarını önceleyeceğini ortak akılla tarif etmesi gerektiğini söyleyen Diren, seçici, veriye dayalı bir sanayi dönüşümü yaklaşımının gerekliliğine dikkat çekti. 

Diren, Türkiye’nin AB ile entegrasyonunun da yeni döneme değinerek, Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun AB tarafında teknik veya siyasi ön koşullara bağlanmadan başlatılması gerektiğini söyledi. Diren, bunun Türkiye-AB arasındaki ekonomik entegrasyonu yeni dönemin ihtiyaçlarına uyarlayacak kilit bir adım olduğunu aktardı. 

‘KRİZLERE DAYANIKLI…’

Türkiye’nin sanayi altyapısı, genç nüfusu, coğrafi konumu ve Avrupa ile entegrasyonu sayesinde önemli fırsatlara sahip olduğunu belirten Diren, bu fırsatların kalıcı başarıya dönüşmesi için enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi, üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, sanayi dönüşümünün hızlandırılması ve kurallı piyasa düzeninin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. 

Diren, “Bugünü yönetirken yarını kuran, krizlere dayanıklı, dönüşüme hazır, dünyayla entegre, daha yüksek katma değer üreten ve daha fazla gelecek umudu veren bir Türkiye için birlikte çalışmalıyız” açıklamasını yaptı.