Ankara Beypazarı doğumlu Necmettin Öztürk’ün hikayesi, Yenimahalle’deki bir gecekonduda başladı. Devlet Demiryolları’nda memur bir babanın beş oğlundan en küçüğü olan Öztürk’ün hayatı, abilerinin kurduğu kuyumculuk işinin 1984 yılında batmasıyla alt üst oldu. Aile evini, barkını ve tüm birikimini kaybederken; baba ve iki ağabeyin cezaevine girmesiyle evin yükü o dönem henüz çocuk yaşta olan Necmettin Öztürk’ün omuzlarına bindi.

Story Box kanalında o yılları, "Bir kuru ekmeğe muhtaç kaldık, komşuların yardımıyla geçindik" diyerek anlatan Öztürk, okul hayatını sonlandırıp ekmek kavgasına girişti. Pazarlarda hamallık yaptı, simit sattı, ayakkabı boyadı. Ancak yaptığı hiçbir işten gocunmadı. Aksine yaşadığı zorluklar onu daha da kamçıladı. O dönemdeki hırsını, "Tuvalet de temizliyordum, yük de taşıyordum. Tek derdim nerede daha çok para kazanır, eve nasıl bakarımdı" sözleriyle özetliyor.

Yeri Süpürerek Başladığı İşte Patronluk Koltuğuna

Askerlik dönüşü, ağabeyinin de ortak olduğu makine atölyesine adım atan Öztürk için bu süreç, bugünkü imparatorluğun temellerinin atıldığı dönem oldu. Makinenin 'm'sinden anlamadığı o günlerde, atölyede yerleri süpürerek, talaş toplayarak ve ustalara çıraklık yaparak işe başladı.

Zamanla montajdan kuruluma kadar işin her aşamasını öğrenen Öztürk için dönüm noktası, dönemin ortaklarından birinin vizyoner tavsiyesi oldu. "Küçük işlerle uğraşmayın, kendinizi teknolojiye verin" öğüdünü milat kabul eden Öztürk, İtalyan makinelerini inceleyerek Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına yöneldi.

2005 yılında radikal bir kararla şirketi tek başına devralan Necmettin Öztürk, 500 metrekarelik küçük atölyelerden, bugün İkitelli’de 7 bin metrekarelik dev bir tesise geçiş yaptı. Bir zamanlar "işe yaramaz" denilen, temizliğini yaptığı o işletme; bugün Türkiye'nin dev gıda markalarının dolum makinelerini üreten bir teknoloji üssüne dönüştü.

"Dünya Artık Bize Küçük Geliyor"

MÜSİAD üyeliği ve sektördeki vizyoner hamleleriyle ihracat kapılarını aralayan Dizayn Makina, bugün süt ürünlerinden çikolataya, kahveden kozmetiğe kadar 200’ü aşkın ürünün dolum makinesini üretiyor. Dünyada bir ilk olan "kaşık bal" inovasyonu gibi pek çok yeniliğe imza atan firma, Japonya’dan Alaska’ya kadar makine gönderiyor.

Sektörde "yapılamaz" denilenleri yaparak, el değmeden üretim sağlayan robotik sistemler geliştirdiklerini belirten Öztürk, başarı felsefesini şu sözlerle özetliyor:

"Başarı bir anlık değildir, istikrarın sonucudur. 'Ben oldum' dememek lazım. Biz bunu oğlumla, eşimle, çalışanlarımla, hep beraber yaptık. Ticarette en büyük kural ahlaklı ve dürüst olmaktır. Dürüst ve teknolojili bir sistem kurarsanız, satamayacağınız ürün, giremeyeceğiniz ülke yoktur. Bugün 120 ülkeye ihracat yapıyoruz, dünya artık bizim için küçüldü."