ABD'nin Idaho eyaletindeki Chamberlain Havzası, 1948 yılında sıra dışı bir yaban hayatı projesine sahne oldu. Bölgedeki kunduzları uygun bir yaşam alanına taşımak isteyen yetkililer, hayvanları uçakla taşıyarak paraşütle doğaya bırakmaya karar verdi.

Ağustos 1948'de gerçekleştirilen operasyonda, 76 kunduz özel olarak tasarlanan ahşap kutulara yerleştirildi. Her kutuya bir paraşüt bağlandı ve uçakla vadiye taşınan hayvanlar yaklaşık 700 fit yükseklikten aşağı bırakıldı. Kunduzlardan 75'i sağ salim yere inerken birinin iniş sırasında yaralandığı bildirildi.

Kunduzlar için özel kutular tasarlandı

Operasyonun önündeki en büyük engellerden biri, kunduzların dağlık araziye nasıl ulaştırılacağıydı. Kara yolunun bulunmadığı bölgeye hayvanları at ve katırlarla taşımak hem zahmetliydi hem de kunduzların sağlığı açısından risk oluşturuyordu. Uzun yolculuklar sırasında aşırı ısınan ve beslenmekte zorlanan hayvanlar, yeni yaşam alanlarına ulaşamadan ölebiliyordu.

Idaho Balık ve Av Hayvanları Dairesi'nde görev yapan Elmo Heter, bu soruna uçak ve paraşüt kullanarak çözüm buldu. Kunduzların kemirerek açamayacağı ahşap kutular hazırlandı. Kutular, paraşüt havadayken kapalı kalacak, yere indiğinde ise kendiliğinden açılacak şekilde tasarlandı. Böylece hayvanları kutulardan çıkarmak için görevlilerin bölgeye gitmesine gerek kalmadı.

Kaynak olarak ekle

Sistemin güvenliğini test etmek amacıyla Geronimo adı verilen yaşlı bir kunduz da kullanıldı. İlk denemelerde kutudan her çıktığında yakalanıp yeniden kutuya konulan Geronimo, zamanla düzeneğe alıştı. Başarılı testlerin ardından gerçek uçuşlara geçildi.

Kunduzlar bölgenin doğal yapısını değiştirdi

Kunduzların bu bölgeye yerleştirilmesinin arkasında önemli bir neden vardı. Kürk ticareti nedeniyle Kuzey Amerika'daki kunduz nüfusu, önceki yüzyıllarda büyük ölçüde azalmıştı. Kunduzların ortadan kaybolmasıyla inşa ettikleri barajlar da bakımsız kalarak yıkılmış, göletler kurumuş ve bazı dereler derin, dar kanallara dönüşmüştü.

1940'lı yıllara gelindiğinde ise Idaho'da kunduz nüfusu yeniden artmaya başlamıştı, ancak hayvanlar, yerleşim yerlerinde ağaçları kemiriyor, sulama kanallarını tıkıyor ve bazı bölgelerde su baskınlarına neden oluyordu. Yetkililer, kunduzları öldürmek yerine doğal yaşamın gelişmesine katkı sağlayabilecekleri uzak bir bölgeye taşımayı tercih etti.

Chamberlain Havzası'na bırakılan kunduzlar kısa sürede barajlar inşa etmeye, göletler oluşturmaya ve yeni koloniler kurmaya başladı. Barajlar, suyun akışını yavaşlatarak toprağa daha fazla sızmasını sağladı. Böylece yeraltı su seviyesinin yükselmesine, çayırların daha uzun süre yeşil kalmasına ve su kaynaklarının kurak dönemlerde korunmasına katkıda bulundu.

Kunduz barajları yangınlara karşı da etkili olabilir

Kunduzların oluşturduğu sulak alanlar, yalnızca su kaynakları açısından değil, yangınlarla mücadele bakımından da önem taşıyor. Araştırmalar, kunduz barajlarının bulunduğu dere çevrelerindeki bitki örtüsünün, yangın sırasında kunduzların bulunmadığı benzer alanlara kıyasla daha iyi korunabildiğini gösteriyor.

Suya doymuş topraklar ve yeşil bitki örtüsü, alevlerin ilerlemesini sınırlandırabilen doğal alanlar oluşturabiliyor. Bu bölgeler, yangın sırasında bazı hayvanlar için de sığınak işlevi görebiliyor.

Kunduzların etkisi balık popülasyonlarında da görülebiliyor. Barajların oluşturduğu göletler, genç balıklara saklanabilecekleri alanlar sunarken su sıcaklığının dengelenmesine ve besin kaynaklarının artmasına yardımcı olabiliyor. Oregon'da yürütülen bir araştırmada, kunduzların yaşam alanı oluşturduğu bir derede genç çelikbaş somonlarının üretiminde önemli artış kaydedildi.

Başarılı operasyon neden tekrarlanmadı?

1948'deki paraşüt operasyonu, hayvanların ulaşılması zor bölgelere taşınması açısından dikkat çekici bir örnek olarak kayıtlara geçti. Ancak yöntem yaygınlaşmadı. Yetkililer, zamanla kunduzları taşımak için farklı yöntemlere yöneldi ve paraşütle kunduz bırakma uygulaması tekrarlanmadı.

Öte yandan, Chamberlain Havzası'na bırakılan kunduzların günümüzdeki durumuna ilişkin kesin bilgiler de bulunmuyor. Idaho yetkilileri, bölgedeki kunduzların sayısını ve 1948'de bırakılan hayvanların soyundan gelenlerin hâlâ orada yaşayıp yaşamadığını doğrulayamıyor.

Yine de operasyonun ardındaki fikir, günümüzdeki doğa koruma çalışmalarına ışık tutuyor. Kunduzların uygun alanlara yerleştirilmesi ve insanlarla yaşanan sorunların hayvanları öldürmeden çözülmesi, Batı ABD'deki bazı restorasyon projelerinde önemini koruyor. Bir zamanlar kürkleri uğruna sayıları ciddi biçimde azalan kunduzlar, bugün doğal su sistemlerinin ve sulak alanların korunmasında önemli bir tür olarak değerlendiriliyor.