Aziz Nesin’in “Hoptirinam Büyüklere Masallar” adlı kitabında “Bir Üçgenin Üç Açısı” başlıklı kısa hikayesi, sanki bugünü de anlatmak için yazılmış. Üçgenin “A Açısı” açıldıkça, “B Açısı ile C Açısı” daralıyor. A açısındakiler ferahlıyor. Zenginleşiyor. Şişiyorlar. B ve C açısındakiler ise sıkışıyor, yoksullaşıyor, feryat, figan ediyorlar. Üçgen bu! Açı toplamı belli. B açısı açılınca. Bu kez C ile A. Daralıyor, sıkışıyor. C açısı açılınca. Bu sefer de A ile B. Basıyorlar feryadı. ★★★ Aziz Nesin, bu öyküyü tam 66 yıl önce yazdı. Geometrinin kanunu üzerinden insanlar, birlikte yaşarken “adaleti bozarlarsa” düzenin nasıl çürüyüp yozlaşacağını anlattı. B açısı, diğer kenarları iterek genişleyip öbür iki açının hakkını daraltınca; bu bencilik sınırları zorlar, ortak düzeni yıkar. Adalete ulaşmayı zorlaştırır. Başkalarının hakkı üzerine kurulan haksız zenginleşmeler, 66 yıl sonra gelir bugünkü “Fon Vurgunu Kirli Üçgenin Üç Açısını” peydahlar. ★★★ İşte peydahladı. İktidardaki: Ahlaksız politikacı. İktidarın atadığı: Ahlaksız bürokrat. İktidarın koruduğu: Ahlaksız iş adamı. Kirli üçgen oldular. Organize çalıştılar. Beraber yürüyüp aynı yolları, olacakları önceden bilerek, bilgilendirilerek fon soygunu yaptılar. ★★★ Eski bakan, yeni bakan, eski milletvekili onun oğlu, kızı, yeğeni, yeni milletvekili damadı, gelini, yeni bürokrat ile eski bürokratın enişteleri, baldızları, parti başkanı ile anı fotoğrafı yayımlanan yeni holding başkanı, isimleriyle cisimleriyle ortadalar. Bürokratları iktidar partisi başkanı atamış, iş adamlarını iktidar partisi korumuş, kollamış. Milletvekillerini seçilsinler diye listeye parti başkanı yerleştirmiş. Hepsi organize bir beceriyle bu soygunu gerçekleştirdiler. 40 kere maşallah! 40’ıncı güne girdik. “400 kişi ve şirketin her biri 100 milyon TL’nin üzerinde fon vurgunu kazancı sağladığı” bilinmesine rağmen 40 gün geçti, bunlar açıklanmadı. ★★★ Borsanın çökeceğini. Vurgunun yapılacağını. Vurguncunun korunacağını. Kimin ne zaman pozisyon açtığını, ne zaman kapattığını. Kimin açığa satış yaptığını, kimin içeriden gizli bilgi ile desteklendiğini, kimin hangi fona kaç liradan girdiğini, kaç liradan çıktığını, kimin uzunca bir süre doldur-boşalt yaptığını, kimin güvenli limanlara park ettiğini, iktidar partisi milletvekilinin 600 bin dolar rüşvet alarak iktidar korumalı iş adamının şirketinin borsaya açılmasına izin çıkardığını önceden bilenler vardı. Bugün “kim fondan elde ettiğim kazancı geri iade ediyorum diyorsa” onların hepsi, bu vurgun hazırlığından haberliydiler. Önceden biliyorlardı. ★★★ Önceden bilenler! Vurgununu yaptı. Önceden bilenlerin vurgununu önleyebilecek görevli kurumlar; SPK, BORSA İSTANBUL, BDDK, TCMB, MASAK, MİT ve diğerlerinin hepsi Cumhurbaşkanı’nın atadığı yüksek bürokratlarca yönetiliyor. Onların gözü önünde, bilgisi dahilinde “Fon Vurgunu” hazırlanıp, kotarıldı. Bu yapı aydınlanmasın diye şimdi; üç beş günah keçisi bulup onlar üzerinden kaçırılan paranın peşine düşüldüğü hikayeleri (!) anlatılıyor. ★★★ İktidar dürüst değil. Sermaye piyasalarında çürüyen sistemi, ortadan kazıyıp atacak yeni kurumlar geliştirmeyi akıl etmiyor. Benim hırsızım iyidir düzenini oturttu, bu düzeni ayakta tutmaya uğraşıyor. Ben bir hiçim Cemil! Çöpler birikmeyecek, İzmir kokmayacak. Trafik yoğunluğunu azaltacak yatırımlar başladı, başlayacak. Karşıyaka-Konak demiryolu tüp geçit projesinin düğmesine de basılıyor. Deniz ulaşımında elektrikli gemiler İzmirliyi bir iskeleden öbürüne taşıyacak. Hazine garantili 500 milyon dolarlık teminat mektupları anında ulaşacak. Tayyip Erdoğan olmazsa ben bunları yapamam diyerek AKP’ye transfer olan Cemil Tugay’a, AKP’liler büyük boy çerçeveli Erdoğan posteri hediye ettiler. Erdoğan olmazsa ben bir hiçim Cemil! İnsan utanır! Rozeti taktırdı, AKP’ye geçti ve birden bire “İzmir’e büyük yatırımları getiren belediye başkanı” oluverdi.