Küresel enerji dönüşümünün en kritik yakıtı olarak kabul edilen düşük karbonlu hidrojen üretiminde, Çin’in stratejik komşusu Hindistan’dan tüm dünyada dengeleri değiştirecek devrim niteliğinde bir teknoloji hamlesi geldi.
Yeni Delhi yönetimi, nükleer proses ısısını doğrudan kullanarak hidrojen üreten dünyanın ilk entegre tesisini resmen faaliyete geçirdiğini duyurdu. Fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltma ve küresel ısınmayla mücadele etme yolunda tarihi bir dönüm noktası olan bu gelişme, temiz enerji sektöründe yeni bir dönemin kapılarını araladı.
TAMAMEN YERLİ TEKNOLOJİ KULLANILDI
Söz konusu dünya lideri teknoloji gösterim tesisi, Hindistan'ın Tamil Nadu eyaletinde yer alan Kalpakkam'daki Indira Gandhi Atom Araştırma Merkezi (IGCAR) bünyesinde kuruldu.
Sistemin kalbini, merkezde bulunan Hızlı Üretken Test Reaktörü (FBTR) oluşturuyor. Tesis, bu ileri nesil reaktörün çalışırken ortaya çıkardığı yüksek seviyedeki proses ısısını doğrudan arkasına alarak, suyun bileşenlerine ayrıştırılmasını sağlıyor.
Bu süreçte, Mumbai'deki Bhabha Atomik Araştırma Merkezi (BARC) tarafından tamamen Hindistan'ın kendi mühendislik imkanlarıyla yerli olarak geliştirilen özel bir "Bakır-Klor (Cu-Cl) termokimyasal döngüsü" yöntemi kullanılıyor.
ÜRETİM MALİYETLERİNİ DE DÜŞÜRÜYOR
Geleneksel hidrojen üretimi yüksek oranda fosil yakıt tüketimine ya da ciddi miktarda elektrik enerjisi gerektiren su elektrolizi yöntemine dayanırken, Hindistan'ın devreye aldığı bu yeni model ezberleri bozuyor. Nükleer reaktörün yan ürünü olan ısıyı doğrudan kimyasal bir döngüye kanalize eden tesis, karbon salınımını sıfıra indirirken üretim maliyetlerini de muazzam bir oranda düşürüyor.
Küresel enerji devlerinin yakından takip ettiği Kalpakkam'daki bu nükleer inovasyon, nükleer enerjinin sadece elektrik üretiminde değil, sanayinin ve ağır taşımacılığın gelecekteki ana yakıtı olacak temiz hidrojen ekonomisinde de anahtar bir rol oynayabileceğini kanıtlamış oldu.