Antik Roma’da bugün şaşırtıcı görülebilecek bir madde, dönemin ekonomisinde önemli bir yere sahipti: İdrar. İçerdiği amonyak nedeniyle temizlik ve çeşitli zanaat işlerinde kullanılan idrar, zamanla ticari bir ürüne dönüşürken Roma yönetimi de bu ticaretten vergi almaya başladı.

Milattan sonra 1. yüzyılda Roma’da idrar, özellikle tekstil ve dericilik alanlarında kullanılan bir ham maddeydi. Kumaş işleyicileri olarak bilinen fullolar, yünlü kumaşları temizlemek ve ağartmak için idrardan yararlanıyordu. İdrar aynı zamanda derilerin işlenmesi ve boyanması süreçlerinde de kullanılıyordu.

İDRAR ÜZERİNDEN VERGİ ALINMAYA BAŞLADI 

İdrarın ekonomik değer kazanmasıyla birlikte Roma’da çeşitli noktalarda toplanması ve zanaatkarlara satılması bir ticari faaliyet haline geldi. İmparator Vespasian döneminde ise bu ticari faaliyet üzerinden vergi alınmaya başlandı.

MS 69-79 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nu yöneten Vespasian’ın, devlet hazinesini güçlendirmek amacıyla uygulamaya koyduğu vectigal urinae olarak bilinen vergi, idrarı toplayıp ticari amaçlarla kullanan zanaatkarları kapsıyordu.

Kaynak olarak ekle

"PARANIN KOKUSU YOKTUR" SÖZÜNÜN ÇIKIŞIYLA ALAKALI

Bu vergi, tarihe yalnızca ekonomik bir uygulama olarak değil, bugün hala kullanılan bir sözün ortaya çıkış hikayesiyle de geçti.

Roma tarihçisi Suetonius’un aktardığına göre Vespasian’ın oğlu Titus, idrar üzerinden vergi alınmasını eleştirdi. Bunun üzerine Vespasian, vergiden elde edilen paranın temiz olup olmadığını sorgulayan oğluna, paranın nereden geldiğini hatırlatmak için bir madeni parayı koklattı. Titus paranın kokmadığını söyleyince Vespasian, paranın yine de idrardan elde edildiğini belirtti.

Bu anlatı, zamanla Latince 'Pecunia non olet' yani 'Paranın kokusu yoktur' sözüyle özdeşleşti.

Vespasian’ın adı da ilerleyen yüzyıllarda bazı kamusal tuvalet ve pisuvar uygulamalarına verilen isimlerde yaşamaya devam etti. Fransa’da kullanılan vespasienne ve İtalya’daki vespasiani kelimelerinin kökeni Vespasian’a dayandırılır.