Moda markalarının kafe ve restoran açma trendi (Dior, Louis Vuitton, Prada gibi) hız kesmeden devam ederken, Lacoste bu projeyle sadece kıyafet satan bir mağaza olmaktan çıkıp, günlük yaşamın bir parçası olan bir "yaşam tarzı markası"na dönüşmeyi hedefliyor.
100 metrekarelik bir alana yayılan ve 65 kişilik oturma kapasitesine sahip olan kafe, markanın görsel kimliğini birebir yansıtıyor.
Markanın imzası niteliğindeki koyu yeşil ve krem beyaz kombinasyonu hakim.
İç mekan, tenis kortlarından ve spor giyimden esinlenen detaylarla, "sportif şıklık" (athleisure) kavramını mimariye taşıyor.
MENÜDE TİMSAH ŞEKLİNDE PASTALAR
Sabah 07:30'dan akşam 19:00'a kadar hizmet veren kafe, hem turistleri hem de yerel çalışanları hedefliyor. Menüde sadece kahve değil, markalı "yenilebilir ürünler" dikkat çekiyor:
İmza İçecek: Hindistan cevizi suyu, matcha ve zencefil içeren "L'Eau de Croco" (Timsah Suyu).
Tatlılar: Timsah logolu veya ikonik polo tişört şeklindeki hamur işleri ve tatlılar.
Kahve: Fıstık ve vanilya aromalı özel latte çeşitleri.
Lacoste, bu işi şansa bırakmayarak restoran sektöründe 20 yıllık deneyime sahip Giraudi Grubu ile ortaklık kurdu. Menü, servis ve operasyon bu profesyonel ekibe emanet.
Kafede yiyeceklerin yanı sıra özel porselen takımlar, tekstil ürünleri ve paket servis seçenekleri de sunuluyor.
Lacoste CEO'su Eric Vala'nın açıklamalarına göre bu adım, markanın "insanların günlük yaşamlarının bir parçası olma" vizyonunun bir parçası. Şirket daha önce Roland-Garros, Wimbledon gibi turnuvalarda ve Monte Carlo'da "pop-up" (geçici) kafeler denemişti. Ancak bu kalıcı mekan, konseptin başarısını kanıtlayarak gelecekte uluslararası zincirleşme potansiyelini test edecek bir laboratuvar niteliği taşıyor.