Pek çoğumuz artık yatağa tam anlamıyla yalnız girmiyoruz. Komodinin üzerinde, yastığın altında ya da yüzümüzden sadece birkaç santim uzakta parıldayan o küçük dikdörtgen ekran mutlaka bize eşlik ediyor. Kendimize onun orada sadece alarm, acil durumlar, beyaz gürültü, hava durumu ya da son bir zararsız gezinti için durduğunu söylüyoruz. Sonra bir bakıyoruz ki 45 dakika uçup gitmiş ve saat gece yarısını çoktan geçmişken kendimizi hiç ilgimiz olmayan magazin haberlerini okurken buluyoruz.

Telefonla yan yana uyumak, internetteki şehir efsanelerinin iddia ettiği gibi dramatik ve büyük bir tehlike arz etmiyor. FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi), mevcut güvenlik sınırları dahilindeki cep telefonu radyasyonunun (radyofrekans maruziyeti) sağlık sorunlarıyla ilişkili olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmadığını belirtiyor. Yani battaniyenin altında size zarar vermeye çalışan bir düşman hayal etmenize gerek yok. Ancak telefonunuzu yataktan uzak tutmanız için çok daha basit, gerçekçi ve pratik nedenler var: Telefonlar uykuyu böler, dikkatinizi çalar, beyninizi sürekli tetikte tutar ve dikkatsiz kullanıldığında ciddi şarj riskleri oluşturur.

BEYNİNİZİ SÜREKLİ UYANIK TUTUYOR

Uyumadan önce beyninizin sakin bir iniş pistine ihtiyacı vardır; ancak telefonunuz bu pisti her an yoğun bir havalimanına dönüştürebilir. Gelen mesajlar, videolar, haber bildirimleri, alışveriş sepetleri, oyunlar ve sosyal medya, zihninizin tam da dinlenmeye geçmesi gerektiği anlarda onu meşgul eder. Ekranda baktığınız içerik tamamen zararsız olsa bile, o etkileşimin kendisi bile beyninizi zihinsel olarak alarm durumunda tutmaya yeter.

Işık da bir diğer büyük problemdir; özellikle geceleri maruz kalınan parlak ekran ışığı uykunun baş düşmanıdır. Telefonlardan, tabletlerden ve bilgisayarlardan yayılan mavi ışık, sirkadiyen ritminizi (biyolojik saatinizi) ve uyku zamanlamasını düzenleyen melatonin hormonunu olumsuz etkileyebilir. Ekranı karartmak veya gece modunu açmak bir dereceye kadar yardımcı olabilir ancak en etkili çözüm, cihazı yatmadan önce tamamen elinizden bırakmaktır.

Kaynak olarak ekle

Bildirimler ise odanızın koruması gereken o huzurlu sessizliği doğrudan baltalar. Cevap vermediğiniz bir titreşim bile dikkatinizi işe, günlük koşturmacalara veya merak duygunuza kaydırabilir. Tam da bu yüzden, iyi bir uyku alışkanlığının temel bir parçası olarak akıllı telefon gibi elektronik cihazların yatak odasından tamamen çıkarılması önerilir.

YATAĞINIZ SOSYAL MEDYAYLA DOLUP TAŞMASIN

Yatağınız, beyniniz orayı sadece uyku ve dinlenmeyle bağdaştırdığında en yüksek verimi sunar. Ancak yatağın içinde sosyal medyada gezinmeye, e-postaları yanıtlamaya, alışveriş yapmaya veya yarının sorumluluklarını kontrol etmeye başladığınızda bu sağlıklı bağ zayıflar. Çarşafın altına girdiğinizde uykunuzun gelmesi gerekirken, zihniniz yeni bir uyarıcı dalgası beklemeye başlar. İşte bu şekilde yatağınız bir uyku tetikleyicisi olmaktan çıkıp, duruş bozukluğuna davetiye çıkaran konforlu bir ofise dönüşür.

Gece geç saatlerde telefon kullanmak, kendi yorgunluğunuzu görmezden gelmenizi de kolaylaştırır. Çok bitkin olsanız bile, her zaman izlenecek bir video daha, okunacak bir manşet daha veya aniden aklınıza düşen o çok gereksiz bilgiyi aratacağınız bir arama motoru sekmesi daha vardır. Sosyal medya ve e-postalar, yenilik hissi ile duygusal tepkileri harmanladığı için insanı içine çekme konusunda son derece sinsidir.

Telefonu başucunda tutmak, sabah daha ayaklarınız yere basmadan erkenden ekrana gömülmenize de davetiye çıkarır. Bu da gününüzün, daha bir yudum su bile içmeden bildirimler, eleştiriler, kıyaslamalar ve muhtemelen can sıkıcı bir haber manşetiyle başlaması demektir. Sabah uyanır uyanmaz telefona sarılmak, beyninizin doğal ve rahat uyanma evrelerini atlayarak doğrudan stresli ve reaktif bir moda geçmesine neden olur. Telefonu odanın diğer ucuna, hatta yatak odasının dışına taşımak beyninize nefes alacak bir alan tanır. Bir gelen kutusuna dönüşmeden önce, kendinize güne başlamak için en azından beş dakikalık bir insan olma hakkı tanımalısınız.

HEM GÜVENLİK HEM STRES FAKTÖRLERİ VAR

Telefonu yatakta şarj etmek, özellikle yastık altında, battaniyelerin arasında veya hasarlı bir şarj kablosuyla yapılıyorsa kesinlikle uzak durulması gereken bir alışkanlıktır. Telefonlarımızda yaygın olarak bulunan lityum-iyon piller kullanım, depolama ve şarj esnasında beklenmedik riskler doğurabilir. Bu piller çok küçük bir alana muazzam bir enerji paketler ve eğer fiziksel bir zarara uğrarlarsa, toksik gazlar salan aşırı sıcak ve patlayıcı yangınlara yol açabilirler.

Bu konudaki en güvenli yaklaşım aslında en sıkıcı olanıdır. Telefonunuzu iyi hava akımı olan sert ve düz bir zeminde şarj edin, güvenilir şarj cihazları kullanın, yıpranmış kablolardan ve aşırı ısınan cihazlardan kaçının. Şarj olurken telefonunuz normalden fazla ısınıyor, garip kokular yayıyor, şişiyor veya tuhaf davranıyorsa kullanmayı hemen bırakıp üretici talimatlarına uyun. Sakin bir komodin, her zaman riskli bir battaniye senaryosundan daha iyidir.

Bir de her saniye ulaşılabilir olmamanın getirdiği duygusal hafiflik vardır. Birçok insan, gerçek bir acil durum olmasa bile anında yanıt vermek zorunda hissettiği için telefonuyla uyur. Bu alışkanlık, sanki her an bir mesaj dikkatinizi talep edecekmiş gibi vücudunuzu sürekli düşük seviyeli bir tetikte olma modunda tutar. Bakıcılık, tıbbi durumlar veya iş nedeniyle gece boyunca ulaşılabilir olmanız şart değilse, telefonunuz kesinlikle başka bir odada bekleyebilir.

ALIŞKANLIĞI KIRMAK ASLINDA ÇOK KOLAY

İşe, telefonunuzu başucunuzda tutmak için arkasına sığındığınız bahaneleri ortadan kaldırarak başlayın. Eğer telefonunuz sadece alarm görevi görüyorsa, basit bir çalar saat edinin veya telefonu odanın diğer ucuna uçak modunda koyun. Eğer onu beyaz gürültü dinlemek için kullanıyorsanız, ayrı bir cihaz edinin ya da sesi başlatıp telefonu uzanamayacağınız bir yere bırakın. Buradaki amaç bir gecede kusursuz bir uyku uzmanına dönüşmek değil; kazara sosyal medyada gezinmeye giden o en kolay yolu kapatmaktır.

Kendinize gerçekten sadık kalabileceğiniz basit bir ekran yasağı saati belirleyin. Uyku uzmanları yatmadan önce ekranları kapatmayı öneriyor; hatta Uyku Vakfı (Sleep Foundation), mümkünse yatma vaktinden iki ila üç saat önce elektronikleri kapatmak için rutin bir hatırlatıcı ayarlanmasını tavsiye ediyor. Bu süre her yaşam tarzına uymayabilir, bu nedenle 30 ila 60 dakikalık bir süre bile harika bir başlangıçtır. Önemli olan, sınırları netleştirerek beyninizin uyku vakti geldiğinde yeni bir uyarıcı beklemeyi bırakmasını sağlamaktır.

Telefonun yerine koyacağınız yeni alışkanlığın cezalandırıcı değil, keyifli olmasına özen gösterin. Basılı bir kitap okuyun, esneyin, yarının en önemli üç görevini yazın, ılık bir duş alın veya sakinleştirici bir şeyler dinleyin. Gece yarısı uyanırsanız telefonunuzdan saate bakmaktan kaçının; çünkü o parlak ekran ve göreceğiniz bilgiler uykunuzu daha da kaçırabilir.

Telefonunuzla yan yana uyumak muhtemelen sizi tehlikeli bir radyasyona maruz bırakmaz ama uykunuzun kalitesini kesinlikle baltalar. Bu alışkanlığı bırakmak, beyninize mesaiyi bitirmesi için bir şans vermektir. Modern dünyadan tamamen soyutlanmanıza gerek yok; telefonunuzu kullanmaya, uygulamalarınızın tadını çıkarmaya ve mesajlara dönmeye devam edebilirsiniz. Sadece izin verin, telefonunuz bu gece başka bir odada uyusun.