Uzay endüstrisindeki hızlı büyüme, atmosferin hemen sınırında yeni bir güvenlik krizini tetikliyor. Uzmanlar, asıl tehdidin sadece büyük roket gövdeleri olmadığını, atmosferik girişten sağ kurtulan küçük parçaların da ticari havacılık için ciddi bir risk oluşturduğunu belirtiyor.
Toz zerresi büyüklüğündeki parçacıklardan yakıt tanklarına kadar çeşitlilik gösteren bu kalıntılar, ticari uçakların seyir irtifası olan 30.000 ila 40.000 feet yükseklikten hızla geçiyor.
Avrupa Uzay Ajansı (ESA) Enkaz Sistemi Mühendisi Benjamin Virgili Bastida, durumu volkanik kül bulutlarına benzeterek uyarıyor:
"Uçaklar çok daha küçük enkaz parçalarından etkilenebilir. Volkan küllerinin içinden uçmak nasıl riskliyse, atmosfere yeniden giren enkaz parçalarıyla karşılaşmak da benzer bir durum yaratabilir."
Özellikle metalik ve kompozit yapılar, yanmadan kütlelerini ve hızlarını koruyarak jet motorları, navigasyon sistemleri ve gövde bütünlüğü üzerinde benzersiz bir risk yaratıyor.
İSPANYA'DA 300 UÇUŞ İPTAL EDİLDİ
Bu risk teorik bir senaryodan ibaret değil. Kasım 2022'de Çin'in Long March 5B roketinin 20 tonluk ana kademesinin kontrolsüz düşüşü, İspanya hava sahasının büyük bir bölümünün kapatılmasına neden oldu.
Hava trafik kontrolörlerinin, bilinmeyen bir yörüngede ilerleyen cismi takip etmeye çalıştığı kriz anında 300'den fazla uçuş gecikti, rotası değiştirildi veya iptal edildi. Bu olay, uzay enkazlarının takibi konusundaki küresel koordinasyon eksikliğini ve tahmin sistemlerinin yetersizliğini gözler önüne serdi.
NEREYE DÜŞECEĞİNİ TAHMİN ETMEK ZOR
Havacılık sektörü şu anda zorlu bir ikilemle karşı karşıya: "Aşırı tepki" ile "hareketsizlik" arasındaki dengeyi bulmak.
Mevcut teknolojilerle bir enkazın tam olarak nereye düşeceğini tahmin etmek imkansız; hata payı saatleri bulabiliyor, bu da yeryüzünde binlerce kilometrelik bir belirsizlik alanı anlamına geliyor. Yetkililer ya geniş hava sahası koridorlarını kapatarak büyük ekonomik kayıplara yol açmak ya da enkazın hedefi ıskalamasını umarak can güvenliğini riske atmak zorunda kalıyor.
Virgili Bastida bu durumu, "Her riske tepki verirsek dünyanın yarısı zaman zaman etkilenir, bu mümkün değil. Sadece çok büyük cisimlere mi tepki vereceğiz yoksa yere ulaşma ihtimali olan her şeye mi?" sözleriyle özetliyor.
UYDULARIN PARÇALANMA SÜRECİ İNCELENECEK
Daha isabetli tahminler için atmosferin 100-200 km yukarısındaki dinamiklerin daha iyi anlaşılması gerekiyor. Avrupa Uzay Ajansı, bu amaçla 2027 yılında DRACO (Yıkıcı Yeniden Giriş Değerlendirme Konteyneri Hedefi) görevini başlatmayı planlıyor.
Üzerinde 200'den fazla sensör taşıyacak olan kapsül, uyduların parçalanma sürecini inceleyerek yüksek çözünürlüklü verileri bir kara kutu aracılığıyla Dünya'ya iletecek.
Secure World Foundation Kıdemli Direktörü Ian Christensen'e göre, teknik çözümlerin yanı sıra uluslararası standartların belirlenmesi de şart. Christensen, havacılık ve uzay otoritelerinin risk eşikleri ve karar alma süreçleri üzerinde anlaşarak, hava sahası kapatmalarını daha dar ve hedef odaklı hale getirmeyi amaçladıklarını belirtiyor.