Sosyal medyada milyonlarca izlenenen paylaşımın ardından kulak burun boğaz uzmanlarının da masaya yatırdığı tıbbi raporlar, uyku esnasında doğrudan soğuk havaya maruz kalmanın korkunç sonuçlarını gün yüzüne çıkardı. 

Halk arasında popüler bir terim olan ama tıp literatüründe sinsi bir tehdit olarak kabul edilen "Klima Hastalığı"; gözlerde, burunda ve boğazda ağır tahribatlara yol açıyor.

Kurudukça daha kalın salgı üretiyor

Surabaya Ulusal Hastanesi Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi (KBB) ve Rinoloji Uzmanı Dr. M. Reza Mahardhika, yüzümüze doğrudan çarpan vantilatör veya klima akımının solunum yollarımıza verdiği tüm zararı anlattı.

Dr. Mahardhika, sürekli dondurucu havaya maruz kalan burun boşluğundaki koruyucu mukoza zarının doğal nemini saniyeler içinde kaybettiğini belirtiyor.

Tıbbi süreç tam bu noktada akılalmaz bir paradoksa sahne oluyor:

"Vantilatör ve klimalara uzun süre doğrudan maruz kalmak, burun mukozasında şiddetli bir nem kaybına ve kuruluğa yol açar. Burun mukozası kuruduğunda, insan vücudu bu tehlikeli kuruluğu telafi etmek ve organı korumak için otomatik olarak daha fazla ve çok daha kalın bir mukus (salgı) üretmeye başlar. Sonuç olarak sabah uyandığınızda burnunuzu temiz sanırsınız ama aslında sinsi bir doluluk, kronik rahatsızlık ve nefes almanızı engelleyen ağır bir burun tıkanıklığıyla uyanırsınız."

Bu sinsi risk, nem seviyesinin zaten yerlerde süründüğü klimalı odalarda katlanarak artıyor. Uzun süre çok kuru ve dondurucu olan hava koşulları solunum yolu enfeksiyonlarına davetiye çıkarıyor.

Kaynak olarak ekle

Baş ağrısı ve karbondioksit zehirlenmesi kapıda

Kapalı bir odada sabaha kadar klima çalıştırmak sadece burnunuzu kurutmakla kalmıyor, iç mekanın hava kalitesini de tamamen felç ediyor. Uzman doktora göre, yetersiz havalandırılan odalarda klimanın sürekli aynı havayı döndürmesi, dışarı çıkamayan evsel kirleticilerin ve karbondioksit gazının odada birikmesine yol açıyor. Gece boyunca bu kirli havayı soluyan insanlarda sabah uyandığında şiddetli baş ağrısı, kronik yorgunluk, halsizlik ve uyku kalitesinde dramatik bir düşüş gözleniyor.

Vantilatörlerin karanlık yüzü: Toz ve küf atıcılar

Öte yandan, klima yerine tercih edilen vantilatörler ise tamamen farklı ve çok daha sinsi bir biyolojik tehlike barındırıyor. Vantilatörlerin dönen kanatları, odanın içinde gözle görülmeyen tozları, ölümcül küf sporlarını ve evcil hayvan kepeklerini havaya fırlatarak sürekli bir sirkülasyon yaratıyor. Gece boyunca yüzünüze üfleyen bu rüzgar, tüm bu alerjen parçacıkları doğrudan solunum yolunuza fırlatıyor. Özellikle astım, bronşit veya alerji öyküsü olan kişilerde bu durum gece yarısı ani astım krizlerini ve ağır alerjik reaksiyonları tetikliyor.

Bu sinsi riskten nasıl korunuruz?

Klima veya vantilatörün bu tehlikeli yan etkilerini sıfıra indirmek ve konforlu bir uyku çekmek aslında birkaç basit önlemle mümkün. Dr. M. Reza Mahardhika şöyle sıralıyor:

Cihazların hava akış yönünü yatağa ve doğrudan yüzünüze gelmeyecek şekilde, duvara veya tavana doğru sabitleyin. Hava odanın içinde dolaylı olarak dönmeli.

Klimayı asla bir buzdolabı gibi en düşük dereceye ayarlamayın. Havayı aşırı kurutmadan en sağlıklı uyku konforunu sunan ideal sıcaklık aralığı 24 ile 26 derece Celsius arasıdır.

Vantilatör pervane kanatları ve klima filtreleri tam bir bakteri yuvasıdır. Bu cihazları her 2 ila 4 haftada bir mutlaka söküp dezenfekte etmeli ve iç mekanın nem dengesini korumak için odada küçük bir kap su veya nem cihazı bulundurmalısınız.