Bugün, resmî müsabakalarda yer alan Serbest ve Greko-Romen güreş türlerinin yanı sıra, Türk millî gelenekleri arasında yer alan yağlı güreş, Türklerin Anadolu'dan Rumeli'ye geçtikleri tarihten beri sürdürülen bir gelenektir.
Tarih boyunca, savaşçı ruhu ve dayanıklılık, Türk toplumunun temel değerlerinden biri olan yağlı güreş yalnızca fiziksel bir spor değil, aynı zamanda kültürel bir kutlamadır.
Güreşçiler, özel yağlama işlemleriyle birbirlerini hazırlayarak, geleneksel kıyafetlerini giyerler ve zeytinyağı veya susam yağı ile yağlandıktan sonra da ringe çıkarlar.
En eski ikinci spor etkinliği
Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri 14'üncü yüzyılda Rumeli'de doğup günümüze kadar uzanan geçmişiyle dünyanın en eski güreş festivali, aynı zamanda olimpiyatlardan sonra dünyadaki en eski ikinci spor etkinliğidir.
Her yıl Edirne'nin Sarayiçi mevkiinde düzenlenen tarihî Kırkpınar güreşleri, Süleymân Paşa komutasında bir gece Çanakkale Boğazı'nı geçerek Gelibolu'ya çıkan ve Rumeli fetihlerine katılan Müslüman kırk Türk'ün hatırasını anmak amacıyla gerçekleşir.

1361 yılında Murat Bey ve uç beylerinin Edirne'yi fethinden sonra Murat Bey'in emri ile aynı yılın yazında kırk yiğit akıncıların anısına bir güreş düzenlenir. Bu düzenlenen güreş, "Kırkpınar Güreşleri" adıyla tarihe geçmiştir. Bundan sonra her yıl Hıdırellez günü Kırkpınar Güreşleri yapılması gelenek haline gelmiştir.
Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, 2010 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesi'ne Türkiye tarafından kaydettirilerek tüm dünyaya duyurulmuştur. Bu durum, yağlı güreşin sadece Türkiye'de değil, uluslararası alanda da tanınmasına katkı sağlamıştır.