ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki teknolojik rekabetin zirve yaptığı 1957 yılında başlatılan ve askeri tarihin en ekstrem girişimlerinden biri olan "Plüton Projesi", yakıt ikmali yapmadan 180 bin kilometreden fazla uçabilen nükleer motorlu bir füze üretmeyi hedefliyordu. 

Nevada çölünde gerçekleştirilen gerçek dünya testlerinde motoru kusursuz bir şekilde çalışan ve ses hızının üç katını (Mach 3) aşabilecek güçte ısı üreten bu devasa teknoloji, teknik açıdan rüştünü ispatlamasına rağmen en başarılı testinden sadece altı hafta sonra aniden iptal edildi.

Plüton Projesi kapsamında geliştirilen sistem, geleneksel yakıt depolarına olan bağımlılığı ortadan kaldırmak için nükleer bir ramjet motoru kullanıyordu. Tasarımın merkezinde yer alan Tory II-C adlı reaktör, içinden geçen havayı 1300°C’nin üzerindeki sıcaklıklara ulaştırıp arkasından püskürterek muazzam bir itme kuvveti oluşturuyordu.

Ancak füzeyi hafif tutabilmek amacıyla reaktörün çevresine geleneksel koruma kalkanları yerleştirilmemişti. Bu durum, füzenin uçtuğu her bölgeye havadan radyoaktif serpinti bırakacağı anlamına geliyordu. Mühendislerin ve askeri yetkililerin en başından beri bildiği bu çevre felaketi riski, projenin üzerinde her zaman kara bir bulut gibi dolaştı.

Kaynak olarak ekle

PROJE 1964'TE SONLANDIRILDI 

Sistemin en kritik testi 1964 yılında Nevada'daki Jackass Flats test sahasında gerçekleştirildi. Reaktör, yaklaşık 292 saniye boyunca tam güçte çalıştırılarak teorik hesaplamaların doğruluğunu kanıtladı. Fiziksel ve teknik açıdan projenin uygulanabilir olduğu kesinleşmişti.

Buna rağmen Amerikan hükümeti Temmuz 1964'te projeyi tamamen sonlandırdı. Bu kararın arkasında teknik bir başarısızlık değil, iki büyük stratejik faktör yatıyordu. İlk olarak, hedefleri sadece 30 dakikada vurabilen kıtalararası balistik füzelerin (ICBM) hızla gelişmesi, bu tehlikeli nükleer seyir füzesini askeri açıdan gereksiz kıldı. 

İkinci olarak, uçuş sırasında yaşanabilecek bir kaza veya test aşamasındaki sızıntıların yaratacağı küresel radyolojik felaket riskleri göze alınamadı.

Onlarca yıl boyunca Nevada çölünde bekletilen reaktör parçaları ancak 1970'lerde sökülebildi. Ancak bu tehlikeli konsept tamamen tarihe karışmadı; Rusya'nın 2018 yılında neredeyse sınırsız menzilli nükleer motorlu Burevestnik füzesini geliştirdiğini açıklaması, Soğuk Savaş'ın bu ürkütücü teknolojisini yeniden dünya gündemine taşıdı.