Patlama, yaklaşık 150 metre derinlikte bir su altı volkanından kaynaklanması nedeniyle, atmosferin üst katmanlarına normal volkanik patlamalardan farklı olarak devasa miktarda su buharı gönderdi. Uzmanların verilerine göre, atmosfere salınan 146 teragram (146 milyon ton) su buharı, stratosferde halihazırda bulunan nemin yüzde 10'una tekabül ediyor ve bu miktar, 1991 yılındaki Pinatubo patlamasından yaklaşık dört kat daha fazla nem yükü anlamına geliyor.
SOĞUTMA ETKİSİ ŞAŞIRTTI
Volkanik patlamaların genellikle kükürt kaynaklı "örtü" etkisiyle dünyayı ısıtması beklenirken, Tonga patlaması stratosferde anormal bir soğumaya yol açtı. Bilim insanları, su buharının ısıyı hapsetmek yerine uzaya yayması sonucu atmosferin bazı katmanlarında sıcaklığın 0,5 ila 1 derece Celsius arasında düştüğünü tespit etti. Bu durum, su buharının radyatif süreçler üzerindeki etkisinin, volkanik aerosollerin yarattığı ısınma etkisinden daha baskın hale gelmesiyle açıklandı.
ATMOSFERDEKİ "SU İZİ" 2020'LERİN SONUNA KADAR SÜRECEK
Patlamanın etkisi sadece sıcaklık düşüşüyle sınırlı kalmadı; basınç dalgalarının dünyayı dört kez dolaştığı ve farklı kıyılarda "meteotsunami"lere yol açtığı kaydedildi. Araştırmalar, stratosfere enjekte edilen bu yoğun nemin atmosferik kimyasal süreçleri değiştirmeye devam ettiğini gösteriyor. 2025 yılı sonu itibarıyla gökyüzündeki nem seviyesinin normalin üzerinde olduğu vurgulanırken, bu "su izinin" 2020'lerin sonuna kadar atmosferik dengeleri etkilemeye devam etmesi bekleniyor.