California Üniversitesi Riverside araştırmacıları Dion Kucera ve Darrel Jenerette, ülke genelinde yerleşim alanlarıyla kesişen 141 yangını inceledi. Çalışma, kent yangınlarının yalnızca iklim ve kuraklıkla değil, insanların nerede ve nasıl yerleştiğiyle de yakından bağlantılı olduğunu gösterdi.

YÜKSEK GELİRLİ YERLEŞİMLER ÖNE ÇIKTI

Araştırmaya göre yangınların etkilediği yerleşimler rastgele dağılmıyor. Ormanlık alanlara yakın yamaçlar ve kanyonlar, geniş araziler üzerine kurulan yerleşimler için cazip yaşam alanları olsa da aynı özellikler bu bölgeleri yangınlarla daha sık karşı karşıya bırakabiliyor. Araştırmacılar, bu eğilimin 40 yılı aşkın süredir değişmediğini belirtiyor.

Yangına maruz kalan bölgelerde yaşayanların sayısında da artış görüldü. Bu alanlarda yaşayan nüfus yaklaşık 2,1 milyondan 2,8 milyona yükseldi. Buna karşın toplam nüfus içindeki oran yaklaşık yüzde 0,9 seviyesinde kaldı. Araştırmacılara göre artışın önemli bölümü, insanların özellikle yangın bölgelerine taşınmasından çok genel nüfus artışıyla açıklanıyor.

Çalışmada dikkat çeken bir başka sonuç ise yangınlardan önceki hava koşulları oldu. İncelenen olayların yaklaşık 10'da 4'ünde, daha nemli bir dönemin ardından kısa sürede belirgin bir kuruma yaşandığı tespit edildi. Araştırmacılar bu nedenle uzun süreli kuraklık göstergelerinin yanı sıra son üç ila altı aylık nem değişimlerinin de yangın riskini anlamada önemli olabileceğini belirtiyor.

Kaynak olarak ekle

YANGINDAN SONRA SICAKLIK 2,4 DERECE ARTTI

Araştırmacılar yangınların ardından bölgelerdeki bitki örtüsü ve yüzey sıcaklığının nasıl değiştiğini de uydu verileriyle takip etti. Şiddetli şekilde yanan alanlarda ilk üç ay içerisinde yüzey sıcaklığının yaklaşık 2,4 derece arttığı belirlendi.

Toparlanmanın ise yıllar sürdüğü görüldü. Yangından beş yıl sonra ağır hasar gören alanların yaklaşık dörtte üçü eski yeşillik seviyesine ulaşamazken, yüzde 78'i yangın öncesindeki sıcaklık koşullarına dönemedi. Buna karşılık yüksek gelirli bölgelerde yüzey sıcaklığının uzun vadede daha hızlı normale döndüğü görüldü. Araştırmacılar, yeniden inşa, enkaz kaldırma, sulama ve peyzaj çalışmalarına ayrılabilen daha fazla kaynağın bu farkta rol oynayabileceğini düşünüyor.

Araştırmacılar sonuçların "yalnızca zengin mahalleler yangın riski altında" anlamına gelmediğinin de altını çiziyor. Bulgular, kentlere ulaşan büyük yangınların hangi tür yerleşimlerle daha sık kesiştiğini ve yangın sonrasında bölgelerin toparlanma hızındaki farklılıkları ortaya koyuyor.