Yeryüzünden bakıldığında yalnızca peş peşe dizilmiş yuvarlak çukurlar görülen sistemin asıl bölümü ise yer altında bulunuyor. Bu çukurlar, hem tünellerin kazılması hem de bakımının yapılabilmesi için açılan dikey bacalar olarak kullanılıyor. Yer altındaki hafif eğimli tüneller sayesinde su, buharlaşmadan kilometrelerce yol kat ederek yüzeye ulaşıyor.

BİNLERCE YILDIR AYNI PRENSİPLE ÇALIŞIYOR

Sistem, yer altındaki su kaynağına ulaşan derin bir ana kuyuyla başlıyor. Ardından çok hafif eğimle kazılan tüneller, suyu doğal akışla yerleşim yerlerine taşıyor. Sistemde pompa, motor veya herhangi bir enerji kaynağı kullanılmıyor. Tünelin eğimi milimetrik hesaplarla belirlendiği için su, yalnızca yer çekiminin etkisiyle akmaya devam ediyor.

UNESCO'nun koruma altına aldığı miras alanı, İran'ın farklı bölgelerinde bulunan 11 ayrı kanattan oluşuyor. Bu yapıların çevresinde su depoları, su değirmenleri, bakım tünelleri ve işçilerin kullandığı dinlenme alanları da yer alıyor. Günümüzde bu sistemlerin önemli bir bölümü hâlâ aktif olarak çalışıyor ve çevresindeki yerleşimlere su sağlamayı sürdürüyor.

YUKARIDAN SADECE DELİKLER GÖRÜLÜYOR

Kanalların en dikkat çekici özelliklerinden biri de havadan bakıldığında oluşturduğu görüntü. Yer altındaki tüneller boyunca belirli aralıklarla açılan bacalar, çölün üzerinde kilometrelerce uzanan düz bir çizgi halinde sıralanıyor. İlk bakışta rastgele açılmış çukurlar gibi görünen bu yapılar, aslında dünyanın en eski ve en gelişmiş su taşıma sistemlerinden birinin izlerini oluşturuyor.

Kaynak olarak ekle

UNESCO'ya göre Persian Qanat sistemi yalnızca mühendislik başarısıyla değil, yüzyıllardır sürdürülen ortak su yönetimi modeliyle de öne çıkıyor. Suyun paylaşımı bugün bile geleneksel kurallar çerçevesinde yapılıyor ve sistem, kurak bölgelerde sürdürülebilir yaşamın en başarılı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.