Britanya'nın en büyük terk edilmiş Orta Çağ yerleşimlerinden biri kabul edilen Wharram Percy, özellikle tarihi kalıntılarıyla dikkat çekiyor. Ziyaretçiler bölgede özgürce dolaşarak yüzyıllar öncesine ait evlerin izlerini, bir kilisenin kalıntılarını ve eski bir malikanenin temellerini yakından inceleyebiliyor.
Köy, Scarborough Castle ile Clifford's Tower arasında kalan konumuyla da ilgi görüyor. York yakınındaki bu iki popüler tarihi nokta arasında seyahat edenler için ideal bir mola yeri olarak değerlendiriliyor. Yerleşim alanına giriş ücretsiz olsa da otopark kullanımı için küçük bir ücret alınıyor.
60 YIL BOYUNCA BÖLGEDE ÇALIŞMA YAPILDI
Arkeologlar yaklaşık 60 yıl boyunca bölgede yaptıkları çalışmalarla köyün geçmişine dair önemli bilgiler ortaya çıkardı. Bu araştırmalar, yerleşimin neden terk edildiğini ve burada yaşayan insanların günlük hayatını daha iyi anlamayı sağladı.
Yorkshire vadisinin kenarında yer alan bu yerleşimin yaklaşık altı yüzyıl boyunca insanlara ev sahipliği yaptığı, ancak 1500'lü yıllardan sonra tamamen boşaltıldığı düşünülüyor. Uzmanlar, bugün bile toprağın altında eski evlerin izlerinin görülebildiğini ve bunun bölgeyi daha da ilgi çekici hâle getirdiğini belirtiyor.
KÖYÜN KÖKENİ MÖ 50 YILINA DAYANIYOR
Köyün kökeninin çok daha eskiye, yaklaşık MÖ 50 yılına kadar uzandığı tahmin ediliyor. Bölge zamanla tarım arazisine dönüştürülse de 5. yüzyıl boyunca terk edilmiş kaldı ve daha sonra Orta Sakson döneminde yeniden yerleşim alanı olarak gelişti.
Ancak burayı ziyaret etmek isteyenler için ulaşım biraz zorlu olabiliyor. Otoparktan ana yerleşim alanına ulaşmak için yaklaşık 1.2 kilometrelik bir yürüyüş yapmak gerekiyor. Yolun bazı bölümleri dik ve çamurlu olduğu için hareket kısıtlılığı olan ziyaretçiler için zorlayıcı olabiliyor. Engebeli zemin nedeniyle tekerlekli sandalye ve bebek arabasıyla erişimin de oldukça sınırlı olduğu belirtiliyor.
Buna rağmen bölgeyi ziyaret edenler, doğayla iç içe sakin atmosferi ve tarihi dokusundan oldukça etkileniyor. Ziyaretçiler, kalıntılar arasında dolaşmanın ve yüzyıllar öncesinin izlerini yerinde görmenin büyüleyici bir deneyim sunduğunu ifade ediyor. Özellikle güzel havalarda gölet çevresinde vakit geçirmek ve manzaranın tadını çıkarmak, ziyaretçilerin en sevdiği aktiviteler arasında yer alıyor.