“Little Foot” (Küçük Ayak) olarak bilinen ve oldukça ünlü bir hominin fosiline ait olan bu bireyin yüzü, yeni bir araştırma sayesinde dijital olarak yeniden şekillendirildi. Çalışma, paleoantropolog Amélie Beaudet liderliğinde yürütüldü ve araştırmanın sonuçları Comptes Rendus Palevol dergisinde yayımlandı.

Little Foot, oldukça eski olmasına rağmen dikkat çekici derecede tamamlanmış bir Australopithecus örneği olarak biliniyor. Ancak fosilin kafatası, milyonlarca yıl boyunca beton benzeri sert kaya içinde sıkışıp kaldığı için ezilmiş ve deformasyona uğramış durumda. Araştırma ekibi, gelişmiş dijital teknikler kullanarak bu kafatasını ilk kez yeniden bir araya getirerek yüz yapısını ortaya çıkardı.

Fosilin hikâyesi 1980 yılında Güney Afrika’daki Sterkfontein Mağarası’nda başladı. İlk olarak dört küçük ayak bileği kemiği bulunmuş ve bu nedenle fosile “Little Foot” adı verilmişti. 1990’lı yıllarda ise iskeletin geri kalan kısmı mağara duvarına gömülü halde keşfedildi. Ancak kalıntıların sert kayadan çıkarılması oldukça zorlu oldu ve bu işlem yaklaşık 15 yıl sürdü.

Araştırmacılar yeni çalışmada kafatasını mümkün olduğunca orijinal şekline döndürmeyi hedefledi. Bunun için Birleşik Krallık’taki Diamond Light Source adlı senkrotron tesisinde X-ışını mikro-CT taramaları gerçekleştirildi. Bu taramalar sonucunda 21 mikrometre çözünürlüğe sahip yüksek detaylı bir dijital 3D model oluşturuldu. Ardından kemikler ve dişler çevreleyen kayadan sanal olarak ayrıldı ve kafatası beş farklı parçaya bölünerek bir yapboz gibi yeniden bir araya getirildi.

Ekip, yeniden oluşturulan kafatasında çeşitli anatomik “referans noktalarını” belirleyip ölçümler yaptı. Daha sonra bu yapı; diğer Australopithecus örnekleriyle ve modern insan, goril, şempanze ile orangutan kafataslarıyla karşılaştırıldı. Analizler sonucunda Little Foot’un kafatası şekli ve boyutunun, güney Afrika’da bulunmuş olmasına rağmen kıtanın doğusundaki Australopithecus örnekleriyle daha fazla benzerlik gösterdiği ortaya çıktı.

Bununla birlikte Little Foot’un göz çukuru bölgelerinin diğer örneklere kıyasla belirgin şekilde farklı olduğu tespit edildi. Araştırmacılar, bu durumun evrimsel süreçle bağlantılı olabileceğini düşünüyor. Bilim insanlarına göre Güney Afrika’daki Pliyosen dönemi homininlerinde çevresel istikrarsızlık ve besin kaynaklarının azalması gibi faktörler, özellikle göz çevresi yapısında evrimsel baskıya neden olmuş olabilir.

Araştırmacılar yine de bu sonuçların kesin olmadığını vurguluyor. Little Foot’un tam olarak hangi Australopithecus türüne ait olduğu hâlâ tartışmalı ve hatta tamamen yeni bir türe ait olabileceği ihtimali de bulunuyor. Ayrıca aynı türün dişi ve erkek bireyleri arasındaki farklılıklar da fosillerin sınıflandırılmasını zorlaştırabiliyor.

Bilim insanları, gerçekleştirdikleri dijital rekonstrüksiyonun henüz “ön çalışma” niteliğinde olduğunu belirtiyor. Bazı deformasyonların tamamen düzeltilemediği ifade edilirken, gelecekte yapılacak çalışmaların bu rekonstrüksiyonu daha da geliştirebileceği ve insanın eski akrabalarının yüzlerini daha net ortaya koyabileceği belirtiliyor.