Telefon çalıyor, aramayı açıyorsunuz ve karşı taraftan ses gelmesini bekliyorsunuz. Tanımadığınız bir numara arıyorsa ilk kelimeyi söyleyen taraf artık siz olmayabilirsiniz. Özellikle Z kuşağı arasında yaygınlaşan bu alışkanlığın arkasında yalnızca iletişim tercihleri değil, dolandırıcılık endişesi de bulunuyor.
Günümüzde telefon görüşmelerinin yerini büyük ölçüde mesajlaşma uygulamaları alırken, gençlerin telefona cevap verme biçimi de değişiyor. Yapılan bir araştırma, tanımadıkları numaralardan gelen aramalarda gençlerin önemli bir bölümünün konuşmaya başlamadan önce karşı tarafın sesini duymayı tercih ettiğini ortaya koyuyor.
Z kuşağı neden telefonda “merhaba” demiyor?
YouGov tarafından yapılan araştırmaya göre, Z kuşağının yüzde 42'si tanımadığı bir numaradan gelen aramayı açtığında karşıdaki kişinin konuşmaya başlamasını bekliyor. Bu davranış yalnızca Z kuşağına özgü değil. Araştırmada farklı yaş gruplarındaki katılımcıların da yüzde 36 ila 50'sinin benzer şekilde davrandığı görülüyor.
Tanıdık kişiler söz konusu olduğunda ise tablo oldukça farklı. Bir arkadaş veya aile üyesi aradığında, Z kuşağının yalnızca yüzde 3'ü telefonu herhangi bir selamlama yapmadan açtığını belirtiyor.
Bu nedenle söz konusu alışkanlık, telefonda genel olarak konuşmaktan kaçınmaktan çok, tanınmayan numaralara karşı daha temkinli davranmakla ilişkili görünüyor.
Telefonda sessiz kalmak dolandırıcılığa karşı koruyabilir mi?
Tanımadığınız bir aramada hemen konuşmaya başlamamak bazı durumlarda daha temkinli olmanızı sağlayabilir. İngiltere merkezli tüketici kuruluşu Which?, telefon üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemlerine karşı uyarıyor.
Dolandırıcılar, insanları sözde anketlere veya araştırmalara katılmaya ikna ederek görüşme sırasında kişisel bilgiler toplamaya çalışabiliyor. Bazı durumlarda ise kişinin ses kaydının elde edilmesi de mümkün olabiliyor. Yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmeler, elde edilen ses kayıtlarının farklı amaçlarla kullanılmasına ilişkin endişeleri artırıyor.
Bu nedenle bilinmeyen bir numaradan gelen aramada karşı tarafın kim olduğunu anlamaya çalışmak, kişisel bilgileri paylaşmamak ve şüpheli sorulara yanıt vermemek önem taşıyor.
Z kuşağı neden telefon görüşmelerinden çekiniyor?
Z kuşağının telefon görüşmelerine mesafeli yaklaşmasının bir başka nedeni de iletişim alışkanlıkları olabilir.
Almanya'nın dijital sektör kuruluşlarından Bitkom'un 1.004 kişiyle yaptığı araştırmaya göre, 16-29 yaş grubundakilerin yüzde 52'si arkadaşları ve aileleriyle telefon görüşmesi yapmak yerine mesajlaşmayı tercih ediyor.
Bunun arkasında mesajlaşmanın sunduğu kontrol imkânı bulunuyor. Mesaj yazarken ne söyleyeceğinizi düşünebilir, cevabınızı göndermeden önce değiştirebilir ve konuşmayı kendi hızınızda sürdürebilirsiniz. Telefon görüşmelerinde ise yanıt vermek anlık bir durum.
Aynı araştırmada gençlerin yüzde 44'ünün telefon görüşmesi yapma korkusu nedeniyle gerekli bir aramayı ertelediği belirtiliyor.
“Merhaba” telefonda nasıl standart hale geldi?
Telefonda kullanılan klasik “merhaba” ifadesinin geçmişi ise telefonun ilk dönemlerine kadar uzanıyor.
Alexander Graham Bell'in 1876'da telefonu patentlemesinin ardından, Thomas Edison'un önerisiyle “hello” zamanla telefon görüşmelerinde yaygın bir selamlama haline geldi. Bell'in ise “Ahoy” ifadesini tercih ettiği belirtiliyor.
Bugün ise telefon görüşmelerindeki bu geleneksel başlangıç, özellikle tanımadıkları numaralardan gelen aramalarda gençlerin bir bölümü tarafından terk ediliyor.
Üstelik bu değişim yalnızca telefonda yaşanmıyor. Farklı kuşakların iletişim biçimleri ofis hayatında da zaman zaman anlaşmazlıklara neden olabiliyor. Kullanılan ifadelerden iletişim kurallarına kadar kuşaklar arasındaki farklılıklar, iş hayatında da kendisini gösteriyor.
Peki siz tanımadığınız bir numara aradığında ne yapıyorsunuz? Telefonu açıp doğrudan “merhaba” mı diyorsunuz, yoksa önce karşı tarafın konuşmasını mı bekliyorsunuz?