USS F-1 denizaltısı, 1917’de bir eğitim kazası sırasında saniyeler içinde batmış ve mürettebatından 19’u hayatını kaybetmişti. Üç kişi ise kazaya karışan diğer denizaltı tarafından kurtarılmıştı. Bu keşif, kazadan bu yana ilk kez USS F-1’in enkazının yerinin belirlenip detaylı şekilde incelenmesi anlamına geliyor.
Denizaltı, deniz seviyesinin 400 metre altında, dalgıçların erişemeyeceği bir derinlikte bulunuyor. Bu nedenle araştırmalar, insanlı denizaltı aracı Alvin ve otonom sualtı aracı Sentry ile yapıldı. WHOI’den Bruce Strickrott, bu iki aracın birlikte çalışmasının derin deniz araştırmalarını ve keşiflerini dönüştürdüğünü, Alvin bilimsel görevlerinin artık vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirtti.
Denizaltının kazası, USS F-1’in San Pedro ile San Diego arasında yaptığı 48 saatlik mühendislik testi sırasında meydana geldi. USS F-2 ve USS F-3 denizaltıları da benzer testler yaparken yoğun bir sis tabakasına girdiler. USS F-3, USS F-1’e çarptı ve F-3, kaza sonrası suda kurtarılmayı bekleyen mürettebata yardım etmek için bölgede kaldı.
Araştırmacılar, Amerikan Donanması kayıtlarından yola çıkarak USS F-1’in yaklaşık konumunu belirledi ve Sentry aracı, aramaların ilk öğleden sonrasında enkazı buldu. Alvin ile yapılan detaylı incelemelerde denizaltının sancak tarafına yatmış olduğu ve ön kısmının kuzeybatıya baktığı görüldü. İlginç olan, denizaltının 100 yılı aşkın süredir deniz tabanında olmasına rağmen “şaşırtıcı derecede sağlam” durumda kalmasıydı.
Enkaz, kazada ölen 19 mürettebat için bir savaş mezarı niteliğinde. WHOI ve Amerikan Donanması, enkaza saygı gösterilmesi ve mevcut durumunun korunması için fiziksel temas kurmamaya karar verdi.
Aynı keşif sırasında, 1950’de eğitim sırasında düşen bir Amerikan Grumman TBF Avenger torpido bombardıman uçağının enkazı da incelendi. WHOI bu uçağın yerini yıllardır biliyordu ve bazen Alvin’in mühendislik ve eğitim dalışlarında hedef olarak kullanmıştı. Ancak Donanma, enkazın tam yerini bilmiyordu. Bu nedenle site detaylı şekilde haritalandı ve kayıt altına alındı.
Uçağın üzerindeki “13” numarası dikkat çekiciydi. Strickrott, bu numaranın bir batıl inanç göstergesi olabileceğini düşünmüş ama sonradan bunun uçağın ait olduğu eğitim filosunu temsil ettiğini öğrenmiş. Yine de, kazadan sağ kurtulan pilot ve ekip üyelerinin bu numara hakkında ne düşündüklerini merak ettiğini belirtiyor.