Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Sekiz yıl önce ne dediysek o…

5 Şubat 2020

Sevgili okurlarım, Suriye olayı başımıza bela oldu. Bu dipsiz kuyuya bir defa girdiler ama çıkmaları mümkün olmuyor. Devletin ve milletin milyarlarca dolarını bir macera uğruna boşa harcamayı sürdürüyorlar. Uluslararası alanda bütün saygınlığımızı yitirmemize neden oldular, ülkemize bir sürü yeni düşman ülke kazandırdılar…

Üstelik Suriye topraklarında bugüne kadar 100'e yakın şehit verdik.

Böyle olacağı yıllar öncesinden belli idi.

Kimseyi dinlemediler, iyi niyetle yapılan uyarıları duymazdan ve görmezden geldiler… Çünkü her şeyin en iyisini onlar bilirdi!

Şimdi size bundan sekiz yıl önceki bir yazımı aynen sunuyorum.

Tarihi 8 Mayıs 2012. Başlığı “Tayyip Hızını Alamayınca!”

Dikkat ediniz, o sırada ülkemize gelen Suriyeli sığınmacı sayısı sadece 25 bin!

Rakam henüz milyonlara ulaşmamış!

İşte sekiz yıl öncesinin şimdi de aynen geçerli olan gerçeklerini anlatan o yazı:

★★★

Arkadaş gece gündüz bir yerlere gidip nutuk atıyor, başkaları tarafından yazılmış metinleri kürsüde elektronik aygıta bakarak okuyor.

Hep sert (!) çıkıyorbirilerine posta koyuyor!

Şimdi kafasına Suriye'yi takmış durumda. Ülkemize nur topu gibi yeni bir düşman (!) yarattı, o oyuncakla oynuyor.

Kafaya taktı ya, ille de Esad'ı devirecek!

Peki devirince ne olacak? Suudi Arabistan, Katar gibi hırsız ülkelerden destek alan İslamcı Müslüman Kardeşler örgütü, yani Tayyip'in Suriye'deki yandaşları iktidara gelecek.

Sonra, aynen Libya'da olduğu gibi Suriye'de de kan gövdeyi götürecek, birileri idam edilecek, ortalık karışacak ve Tayyip açıklama yapacak:

“Ağırlığımızı koyup Esad'ı devirdik! Dünya bizden korksun!”

★★★

Hızını Türkiye'deki kürsülerde alamadı, önceki gün Suriyeli sığınmacıların yaşadığı Kilis kampına gidip Arapça-Türkçe karışımı nutuk attı.

Konuşmasına Arapça başladı…

Amigolar, alana toplanan sığınmacılara slogan attırdı!

O işsiz güçsüz, ekmek elden su gölden yaşayan kitlenin yarısı çocuklardan oluşuyor. Aileler Türkiye'ye siyasi amaçla, yani Esad'dan kaçtıkları veya kendilerine baskı yapıldığı için değil, başka nedenle geldiler. Pek çoğu şunu düşünüyordu:

“Biz şimdi Türkiye'ye gidelim, kamplara yerleşelim. Orada bize Avrupa veya Birleşmiş Milletler sahip çıkar, başka ülkelere gönderir, iş buluruz ve güzel yaşarız.”

Bu hayalle geldiler.

★★★

Tayyip kampta haykırıyordu:

“Suriye'de şu anda Esad'ın yanında yer alan kardeşlerime sesleniyorum. Suriyeli kardeşlerime zulmedenler bu zulümlerin hesabını milletlerinin önünde vereceklerdir. Benim mazlum Suriyeli kardeşlerimin ahı yerde kalmayacaktır!..”

Sığınmacı kardeşler (!) anlamasa bile alkışlıyordu… Çünkü Tayyip onlara değil, Türk kamuoyuna hitap ediyordu. Ancak yine de, kamptaki bazılarının eline pankartlar tutuşturulmuştu:

“İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün.”

Suriye sınırında gerçek bir komedi oynanıyordu.

İstikrarın (!) sürmesi ve Türkiye'nin büyümesi (!), anlaşılan Suriyeli sığınmacıların derdi olmuştu.

★★★

Suriye'de Esad, bizim buradan görebildiğimiz kadarıyla sağlam duruyor. Bizim PKK'lılara benzetilen isyancılara karşı mücadelesini veriyor. İsyancılar da adam öldürüyor, bombalıyor, ABD, Türkiye ve ABD'nin emrindeki ülkelerden aldıkları güçle saldırılarını sürdürüyor.

Ancak, bu süreçte çok önemli bir gerçek yatıyor. Esad'ı bir türlü deviremeyen, devirmek bir yana yıpratamayan Tayyip'in sinir sistemi giderek bozuluyor.

Esad'a dokunamadığı gibi, üstelik 25 bin dolaylarında Suriyeli sığınmacıyı kamplarda milletimizin paralarıyla krallar gibi ağırlayıp besliyor. Şimdi paralar suyunu çekti, yabancı ülke ve örgütlere başvurup “Aman bize para gönderin” diyorlar! Bu da bir başka komedi.

★★★

Ama iş daha bitmedi! Bu kez sıra askeri müdahaleye geldi. İtalyan gazetesine verdiği demeçte Tayyip şöyle diyor:

“NATO'dan Suriye'ye askeri müdahale istemeye hazırım.”

Dikkat ediniz,  “Hazırız”  değil, “Hazırım” diyor…

Çünkü o tek adam ya! Küçük dağları yaratan, alemi nurlandıran ilah! Padişah!.. Meclis yok, devlet yok, hükümet yok, sadece o var!..

Sonra AB ve Arap ülkelerine de benzer çağrıda bulunuyor.

Elinden gelse Genelkurmay Başkanı Necdet Bey'e hemen emir verip Mehmetçiği Suriye'ye sokacak ama o kadarını yapamıyor.

Tayyip bulanık suya bir taş attı, şimdi önü tıkandı. Eli kolu bağlı. Bu yüzden sinir sistemi bozuldu, ne yapacağını şaşırdı. Suriye atraksiyonu fos çıkınca, şimdi NATO'ya falan çağrıda bulunuyor.

NATO bu oyuna elbette düşmez de, düşerse ilk görev Mehmetçiğin sırtına yüklenecek.

“Haydi Türk askeri, en yakın sensin. NATO adına gir Suriye'ye!.. Ölen ölür, kalan sağlar hem NATO'nun, hem Tayyip'indir!”

Allah kimseyi doğru yoldan şaşırtmasın, Allah hiçbir ülkeyi birilerinin kaprislerine alet etmesin. Amin!

★★★

Evet sevgili okurlarım, sekiz yıl önce, filmin henüz en başında iken, aynen böyle yazmıştım. Sonrasında aynı konuda daha nice yazılar yazdım, uyarı görevimi yapmaya çalıştım ama ülkeyi yöneten ve her şeyi bizden çok daha iyi bilen sayın büyüklerimiz hiç umursamadı!..

Bu süreçte yaptıkları hatalar o kadar büyük ki, artık geri adım atmaları söz konusu olmuyor…

Ve ülkemizi, koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni, Suriye macerasında işte bu akıl almaz durumlara düşürdüler.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more