Sözcü Plus Giriş
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Aymazlık ve sapkınlık saldırısı

Ölümsüz büyüğümüz Mustafa Kemal ATATÜRK'e yönelik çirkin yazılar, söylemler ve eylemler yüreğimizi burkuyor. O'nun başta ulusal varlığımız, özgürlüğümüz ve geleceğimiz olmak üzere bize kazandırıp armağan ettiği değerler, kutsal yurdumuz, hepimizin her zaman koruyup güçlendirerek yücelteceği yaşam dayanaklarımızdır. Kimi sapkınların, değer bilmez aymazların, siyaseti ve particiliği, karşıtlarını ve onların değerlerini karalayıp kötülemek olarak algılayan bilgi ve terbiye yoksunlarının çirkinlikleri toplumsal yaşamımızı karartan utanmazlıklardır.

Atatürk ve arkadaşlarına böyle yaklaşan toplum zararlılarının kuyrukları gerçek dışı yakıştırmalar ve karaçalmalarla (iftiralar) kişiliğimize yönelik ağır suçlamalarda bulunma şirretliğine düşüyorlar. Ülkesinin Anayasa Mahkemesi'nde iki dönem başkanlık yaparak 20 yıl kalmış bir yurttaşı, olmadık ilişkiler ve tutumlarla karalamakla değişik yoksunlukların içinde çırpındıklarını gösteriyorlar. Başta ahlâk yoksunluğu, değer ve kişilik yoksulluğu olmak üzere kimi düşüklüklerle saldırıyorlar. Besleme gazetelerde tanımadıkları, uzaktan görüp makamları ve sıfatlarına göre değerlendirdikleri kimseler için gerçek dışı, olumlu ve olumsuz ne yazılar çıkıyor.

Kişisel konulara girmekten kaçınmama karşın okurlarımız ve yurttaşlarımız katında karalama amaçlı sapkınlık ve terbiyesizliklere değinerek gerçekleri belirtmeyi de görev sayıyorum. Hiçbir yabancı uyruklu tanıdığım, arkadaşım, yakınım yok. İngilizce hiç bilmem. Derdimi anlatacak kadar Fransızca bilirim. ABD'ye hiç gitmedim. Hiçbir Amerikalıyla ilişkim yok. Sözde gazeteci ve partili öyle ahlâk yoksunları var ki ülkesinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yapmış kişiyi sakıncalı dış ilişkiler içinde gösterip devletimizi, ülkemizi, ulusumuzu da küçük düşürüyor. Kendileriyle görüşmediğim, yanlışlarını yazdığım için siyasetle bir ilgim olmamasına karşın sıkılmadan söyledikleri yalanlar ve karaçalmalarla saldırıyorlar. Onlara çok şeyler söylenir ama dilime ve kalemime yakıştıramam.

Yaşantımda aydınlığa, kimseye borçlu kalmamaya o kadar özen gösteririm ki iki değerli baro başkanının evime kadar gelerek “ödenti vermeden yeniden baroya kayıt olmama” ilişkin mutluluk verici sıcak önerilerine özür dileyerek olumsuz yanıt verdim (1998). Şimdi iki üniversitede karşılıksız hizmetle ülkeme ve ulusuma yararlı olmaya çalışıyorum.

İktidar yalakalığıyla hiçbir ahlâk değeri taşımadıkları anlaşılan kimileri olmadık nedenlerle, olmayacak ilişkilerle suçlayıp erişemeyecekleri kişiliğime saldırarak beni karalayıp yıpratmaya çalışıyorlar. Çamur atmaya kalkışan sarsaklar, herkesi kendileri gibi uşaklık, uyduluk yarışında sanıyor. Onurlu ve erdemli insanlar başkalarına karaçalmaz. Kendine beklediği saygıya yaraşır olanlar başkalarına da saygı gösterir. Yalanla, karaçalmayla hiçbir kazanım sağlanamaz, hiçbir nitelik savunulamaz. Üstelik dindar geçinen kimseler, dürüstlükte ve temizlikte her yönden özen gösterdikleri savlarını, başkalarına uşaklık ve kölelik yaparak hiçliğe düşürmezler. Kurumlarını ve görevlilerini karalayarak kendi devletine, kendi ulusuna, kendine kötülük ettiğinin ayırdında olmayan aymazlar iyi yurttaş olamaz. Yaşlılarımızın “Haysiyet cellâdı” dediği bu tipler çevrelerinin yüzkarasıdır. Kara ve karanlık yaratıklardır.

Bu yazımı yıllar önce FETÖ'cü şirret bir yazarın alaya kalkıştığı şu sözümle tamamlıyorum: Adımımı düşünerek atarım, vicdanımı yastık yapar yatarım.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more