Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Cezaevinde mutlu bir vatandaş daha!

13 Şubat 2021

Sevgili okurlarım, önce 9 Eylül 2020 tarihli yazımı aşağıda kısaca özetliyorum. Başlığı “Cezaevinde mutlu bir vatandaş” idi. Özetle şöyle demiştim:

“Bizim meslekte bazen şaşırtıcı olaylar yaşarız. Bunlardan birini dün ben de yaşamış oldum! Balıkesir Cezaevi'nden yazan Cemal Lostar isimli tutuklu (ya da hükümlü) bir mühendis beni eleştiriyor ve ‘Yalan yazıp cezaevleri konusunda gerçekleri saptırmayın' diyor.

Arkadaşın epeyce mutlu olduğu anlaşılıyor. Böylesi gerçekten az bulunur!

Neredeyse ‘İyi ki cezaevine düşmüşüm. Huzuru, özgürlüğü ve rahatı burada buldum' diyecek. O mektubu yayınlıyorum, yorumunu size bırakıyorum:

★★★

‘Sayın Emin Çölaşan. 02 Eylül 2020 Çarşamba günkü Sözcü gazetesinde çıkan cezaevleri ile ilgili köşe yazınızdaki yanılgılarınızı anlatmak için size yazma gereği duydum.

Lütfen kamuoyunu doğru bilgilendirmek için bu yazıyı yayınlayınız.

FETÖ den dolayı 25 aydır Balıkesir kapalı cezaevinde tutuklu bir inşaat mühendisi ve iş adamıyım. Yaklaşık 20 yıldır inşaat şirketim var ve bu alanda iş yapıyorum. Gazetenizi de sürekli olarak alıyorum.

Sizin gibi güvenilir insanların toplumu yanlış bilgilendirmesi ve Sözcü gazetesinin yalan yanlış haberler yapmaması adına size yazıyorum.

★★★

Pandemi süresince tutuklu ve hükümlü insanların aileleri ile açık görüş yapamadığını, başka cezaevlerine nakil yapılmadığını, yasal aktivite yapılmadığını yazmışsınız. Allah aşkına, pandemi döneminde dışarıdaki insanlar sosyal hayatlarını sürdürebiliyorlar mı?

Burada ayda iki defa 45 dakika kapalı görüş yapıyoruz. Haftada iki defa telefon görüşmesi yapıyoruz. Avlu günde 12 saat açık.

Voleybol oynuyor ve her türlü sporu yapıyoruz.

Doğal olarak koğuş dışı aktiviteler yasak.

Temizlik için tüm malzemeler devlet tarafından fazlasıyla bidon bidon veriliyor.

Bizler gerek Bakanlık ve gerekse cezaevleri yönetimi tarafından alınan tüm pandemi tedbirlerini destekliyor ve memnunuz. Alınan tedbirlerden dolayı da teşekkür ediyoruz.

★★★

Esas mesele: Cezaevlerinde beslenme sorunu olduğunu yazmışsınız.

Cezaevinde bizim beslenme sorunumuz yok. Tam aksine fazla yemek ve israf sorunumuz var.

Buradaki insanlar buradaki yemekleri dışarıda evlerinde yiyemiyorlardır.

Haftada bir veya iki gün fırında tavuk, sebzeli etli yemek, mevsiminde balık, rosto vs. var. Sadece mangal yakmıyoruz.

Ayrıca yemekler o kadar çok ki yarısını çöpe döküyoruz.

Bunu size şikayet edenleri Allah çarpar.

Lütfen devlet bir işi iyi yaptı mı teşekkür etmesini bilelim.

Ben ilk defa cezaevinde yatıyorum. Böyle yemek dışarıda özel şirketlerde bile görmedim.

Benim de özel şirketim var. Yaklaşık 30 kişi çalışıyor. Personelimize gayet güzel yemek çıkartıyoruz. Maliyeti kişi başına altı lira. Burada yaklaşık 2000 kişi var. Üç öğün yemeğin maliyeti 10 lira olması gayet normal.

Kısaca yemekler gayet iyi. Kedi, köpek maması değil.

Adalet Bakanlığı ve cezaevi yönetimine teşekkür ediyorum.

★★★

Genel olarak değerlendirmek gerekirse;

Tüm infaz memurları koğuşa girince selam verir, çıkarken iyi akşamlar derler. Son derece saygılı davranıyorlar. Tek sorun cezaevlerinin yüzde 150 oranında dolu olması. Bunun verdiği bazı sıkıntılar var. Ama bunları da telafi etmek için gereken çaba sarf ediliyor.

İnanıyorum ki bizde Avrupa'daki tüm cezaevlerinden daha iyi koşullar var. Ben 100 üzerinden 90 puan veririm.

Kamuoyunu doğru bilgilendirmenizi rica ediyorum Sayın Çölaşan. Saygılarımla.

Cemal Lostar. İnşaat mühendisi. Balıkesir L Tipi Cezaevi F9 Koğuşu.'

★★★

Evet, mühendis beyden aldığım mektup böyle.

Halinden memnun, mutlu! Tek eksiği mangal yakamamak!

Demek ki cezaevlerinde yatan böyleleri de var! 

Ben artık bir şey demeyeyim de, yorumu size bırakayım!”

Yazımı böyle bitirmiştim.

★★★

Sevgili okurlarım, dün elime yeni ve “Şaşırtıcı” bir cezaevi mektubu daha ulaştı…

Türkçe hatalarını düzelttiğim mektup şöyle:

“Selamünaleyküm.

Merhaba Emin Çölaşan. Bu yazıtı 23 Ocak 2021 tarihli Cezaevlerine Dikkat başlıklı yazınıza ithafen kaleme almış bulunmaktayım.

Yazınızda cezaevlerinde sıcak su problemi olduğundan bahsetmişsiniz.

Buyurun gelin. Her gün sıcak suyumuz var. Herkes istediği gibi duş imkânından faydalanmakta.

Ayrıca kahvaltılarda problem olduğunu yazmışsınız. İnanın buradaki birçok insan evinde görmediği bilmediği besinleri tüketiyor.

Meselâ geçenlerde idaremiz içecek olarak kefir gönderdi. Buradaki birçok arkadaş hayatlarında içmedikleri gibi ismini bile burada duymuştur.

Daha başka, kitap probleminden bahsetmişsiniz. Dışarıdan gönderilen bütün kitaplar cezaevi okuma komisyonunda incelendikten sonra tarafımıza teslim edilmekte.

Bu halde bizim cezaevimizde durumlar böyle iken siz hangi ülkenin cezaevi şartlarını kaleme aldınız, gerçekten merak ediyorum.

Bir zamanlar sizden nefret eden, şimdi ise hayranlık duyan Fetöcü öğretmenin yazıtını yazınızda yayınladığınız gibi umarım bu kısa yazıtı da köşenizde neşrederseniz, en azından objektif habercilik yaptığınıza inanmak isteriz.

Ayrıca bu milletin mahkûmlarının Çanakkale harbinde şehit verdiğini, büyük Erzincan depreminde sürekli olarak cezaevinden izinli çıkıp depremzedelere yardımcı olduktan sonra tam saatinde eksiksiz olarak cezaevine geri dönüş yaptığını hatırlatırım.

Zor zamanlarda fedakârlık yapmak gerekirse adli mahkûmların hiçbir fedakârlıktan kesinlikle kaçınmayacağını bilmenizi isterim.

Selam ve dua ile.

Engin Övez.

Sincan Cezaevi L-2. A/10 koğuşu.”

★★★

Yazımın girişinde mahkûmlardan Cemal Lostar'ın mektubundan söz etmiştim. Cezaevindeki yaşama övgüler düzüyordu.

Şimdi bu sıraya ikinci olarak Engin Övez katılmış oldu!

Demek ki böyleleri, yani cezaevinde mutlu olduğunu söyleyenler, ya da söylemek zorunda kalanlar da var!.. Ne mutlu onlara.

Hem onları, hem de (eğer varsa) benzerlerini kutluyorum!