Ocak 2025'te gerçekleşen facia, 3 bin 798 metrelik dağda fırtınanın etkisini artırmasıyla başladı. Yetersiz ekipmanla yola çıkan çift, planlanan sürenin gerisinde kalmasına rağmen geri dönmek yerine tırmanışa devam etme kararı aldı.
"DAHA GÜVENLİ BİR YERE TAŞIYABİLİRDİ"
Savcılık makamı, Thomas P.'nin daha deneyimli bir dağcı olduğuna dikkat çekerek, partnerine karşı "sorumlu bir rehber" gibi davranması gerektiğini vurguladı. İddianamede, Thomas'ın bitkin düşen kadını zirveye yakın bir noktada savunmasız halde bıraktığı, onu daha korunaklı bir alana taşımadığı veya donmasını önleyecek bir battaniyeye sarmadığı belirtildi.
Ayrıca sanığın, Kerstin G.'nin bu denli zorlu bir tırmanışa uygun olmayan ekipmanlarla zirveye çıkmasına izin vermesi de suçlamalar arasında yer aldı. Savcılara göre deneyimli dağcı, bu riskleri önceden görmeli ve tırmanışı erkenden sonlandırmalıydı.
HELİKOPTERE YARDIM SİNYALİ VERMEDİ
Davanın en çarpıcı kanıtlarından biri ise kamera kayıtları oldu. Görüntülerde, çiftin dağ yamacında mahsur kaldığı saatlerde bölgeden bir polis helikopterinin geçtiği, ancak Thomas P.'nin herhangi bir yardım sinyali vermediği tespit edildi.
Emniyet yetkilileri, zanlının kurtarma ekiplerini aradıktan sonra telefonunu sessize alarak mesajlara ve aramalara yanıt vermeyi bıraktığını açıkladı. Şiddetli fırtına nedeniyle gece boyu ulaşılamayan Kerstin G., dağın yamacında donarak can verdi.
DAĞCILIK DÜNYASI BU KARARI BEKLİYOR
Zanlının avukatı suçlamaları reddederek olayı "trajik bir kaza" olarak nitelendirdi. Savunma tarafı, her iki dağcının da kendisini yeterince donanımlı ve eğitimli gördüğünü iddia etse de, Thomas P. "ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme" suçundan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.
Bu dava, dağcılık camiası tarafından da büyük bir dikkatle takip ediliyor. Thomas P. suçlu bulunduğu takdirde, rehberlik kurallarının sil baştan yazılması ve benzer trajedilerde rehberlerin hukuki sorumluluklarının genişletilmesi gündeme gelecek.