Hazar Denizi'nde su seviyesi, 20. yüzyılın başından bu yana kaydedilen en düşük seviyenin altına indi. Temmuz 2025 verilerine göre, özellikle 2020 yılından itibaren deniz seviyesindeki yıllık düşüş hızı 30 santimetreye kadar ulaştı. Bilim insanları, bu hızlı çekilmenin temel nedeninin küresel ısınmaya bağlı olarak artan buharlaşma ve denizi besleyen nehirlerden gelen su miktarındaki azalma olduğunu belirtti. 

KIYI ŞERİDİ ÇÖLLEŞİYOR 

Denizin kuzey kıyılarında suyun 50 kilometreden fazla çekilmesiyle birlikte eski sulak alanlar ve kamışlıklar yerini kurak kum düzlüklerine bıraktı. Bu değişimden en çok etkilenenler arasında nesli tükenmekte olan Hazar fokları ve dünyaca ünlü mersin balıkları yer alıyor.

Hazar foku üreme alanlarının %81'ini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Aral Gölü felaketine benzer şekilde, açığa çıkan deniz yatağından yayılan kimyasal yüklü tozların bölge halkı için ciddi sağlık sorunları yaratması bekleniyor.

BÖLGE EKONOMİSİNİ TEHDİT EDİYOR 

Hazar Denizi, sadece bir doğal kaynak değil, aynı zamanda Çin’i Avrupa’ya bağlayan "Orta Koridor" ticaret güzergahının ve devasa enerji yatırımlarının merkezinde bulunuyor. Su seviyesindeki düşüş, bölge ekonomisini doğrudan tehdit ediyor:

Limanlar İşlevsiz Kalıyor: Azerbaycan’ın Bakü ve Kazakistan’ın Aktau limanlarında gemilerin yanaşabilmesi için sürekli ve maliyetli derinleştirme çalışmaları yapılıyor.

Enerji Tesisleri Riskte: Petrol ve doğalgaz şirketleri, açık deniz tesislerine erişebilmek için kilometrelerce uzunlukta yeni kanallar kazmak zorunda kalıyor.

Gıda Güvenliği: Balıkçılık limanlarının karada kalmasıyla kıyı topluluklarının geçim kaynakları yok oluyor.

18 METRELİK DÜŞÜŞ KAPIDA, ÜLKELER ÇAĞRI YAPTI 

Mevcut emisyon hızıyla devam edilmesi durumunda ise bu düşüşün 18 metreye kadar ulaşabileceği öngörülüyor. Bu durum, İzlanda’dan daha büyük bir alanın tamamen kuruyarak karaya dönüşmesi anlamına geliyor.

Kıyı komşuları olan Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya ve Türkmenistan krizin varoluşsal boyutlarını kabul ederek çeşitli hükümetler arası anlaşmalar imzalamaya başladı. Ancak uzmanlar, siyasi iş birliği süreçlerinin denizin çekilme hızına kıyasla çok yavaş kaldığını vurguladı.