Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun devrilmesinden cesaret alan Trump yönetimi Küba’daki komünist rejimi yıl sonuna kadar sona erdirmek için hükümet içerisinden iş birliği yapacak isimler aramaya başladı.
The Wall Street Journal'ın haberine göre ABD'li yetkililer, en büyük destekçisi Maduro’yu kaybeden Küba ekonomisinin çöküşün eşiğinde olduğunu vurguladı.
ABD, Küba rejiminin hiç olmadığı kadar zayıf olduğunu düşünüyor. Bu, ABD istihbaratı için "bir fırsat" olarak görülüyor.
Rejimi bitirmek için henüz somut bir plan bulunmasa da Maduro’nun yakalanması ve müttefiklerinin verdiği tavizler Küba yönetimi için hem bir model hem de bir uyarı niteliği taşıyor.
Karakas’taki baskın sırasında Maduro’nun yakın çevresinden bir ismin ABD’ye yardım etmesi, Washington'u aynısının Küba'da yapılabileceğini ikna etti.
ABD, Venezuela'daki operasyonda Maduro’yu koruyan 32 Küba askeri ve istihbarat görevlisinin öldürülmesi Havana’ya yönelik dolaylı bir tehdit olarak kullanılıyor.
ABD resmi olarak askeri operasyon tehdidinde bulunmasa da Trump yönetimi yetkilileri bu operasyonun Küba yönetimi için açık bir mesaj olması gerektiğinin altını çiziyor.
EKONOMİ ZOR TUTUNUYOR
Nitekim Küba'nın da bir ABD operasyonuna dayanacak gücü varmış gibi görünmüyor. İstihbarat raporları adada kronik gıda ve ilaç kıtlığı ile sürekli elektrik kesintilerinin yaşandığı karanlık bir tablo çiziyor.
Ekonomistler petrolün tükenmesinin adada hayatı birkaç hafta içinde durma noktasına getirebileceğini belirtiyor.
Küba’nın kaderi uzun süredir Venezuela'dan gelen sübvansiyonlu petrole bağlı durumdaydı.
Washington yönetimi bu petrol akışını keserek rejimi tamamen işlevsiz hale getirmeyi hedefliyor.
Ayrıca Küba’nın en önemli döviz kaynağı olan denizaşırı tıbbi misyonlar da vize yasaklarıyla hedef alınıyor.
Trump ve ekibi bu adımları Batı Yarımküre’yi yeniden şekillendirme stratejisinin en kritik sınavı olarak görüyor.
ABD ŞAHİNLERİ, KÜBA'YI DİKKATLE İZLİYOR
Trump'ın sosyal medya üzerinden paylaştığı mesajda adaya yönelik sert tavrını net bir şekilde ortaya koydu.
Yaptığı açıklamada Küba'ya seslenen Trump, "ÇOK GEÇ OLMADAN bir anlaşma yapmalarını şiddetle tavsiye ediyorum. Artık Küba'ya petrol veya para gitmeyecek" ifadelerini kullandı.
Washington’daki yetkililer ise mevcut hükümet içerisinden gidişatı görüp anlaşma masasına oturmak isteyecek birilerini belirlemek için Miami'deki Kübalı sürgünler ve sivil toplum kuruluşlarıyla temaslarını sıkılaştırdı.
Bir ABD yetkilisi, "Küba’nın ayakta tutmaya çalıştığı Maduro rejiminin çöküşüyle büyük bir darbe aldığını ve çok geç olmadan bir anlaşma yapması gerektiğini" yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise "Küba'nın demokratik bir hükümet tarafından yönetilmesinin Amerikan ulusal güvenliği için temel bir çıkar olduğunu" vurguladı.
Küba uzmanları ise bu rejimi devirmenin Venezuela'dan çok daha zor olacağını savunuyor. Eski bir hükümet yetkilisi olan Ricardo Zúñiga bu durumu "Bu adamlar çok daha çetin bir ceviz; ABD tarafında çalışmaya hevesli kimse yok" sözleriyle ifade etti.
HAVANA'DA GERİ ADIM YOK
Küba’nın muhalefete izin vermeyen tek partili yapısı ve sivil toplumun yokluğu Venezuela modelinin uygulanmasını zorlaştırıyor.
Buna rağmen Florida’daki siyasetçiler ve Trump müttefikleri "komünizm sonrası özgür bir Küba" hayaliyle büyük bir beklenti içine girmiş durumda.
Havana tarafında ise geri adım atma niyeti görülmüyor. 94 yaşındaki Raúl Castro halen gücünü korurken Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel askeri üniformasıyla halkın karşısına çıkarak meydan okumaya devam ediyor.
Díaz-Canel son konuşmasında "Teslimiyet veya boyun eğme mümkün değildir; baskı veya sindirmeye dayalı herhangi bir anlayışın kabul edilmesi de söz konusu olamaz" dedi.
Rejim Pazar günü "tüm halkın savaşı" adı verilen bir savunma tatbikatı düzenleyerek olası bir işgale karşı gövde gösterisi yaptı.
Buna karşın adada düzenli olarak elektrikler kesiliyor, halk günlerini karanlıkta geçiriyor.