Yüzyıllar boyunca sadece dini bir sembol, Adem ile Havva'nın dolaştığı efsanevi bir ütopya olarak görülen "Cennet Bahçesi" yörüngeden yapılan modern radar taramalarıyla ete kemiğe bürünüyor.
Yaratılış Kitabı'nda (Tekvin) bahsedilen ancak binlerce yıldır kayıp olan gizemli Pişon ve Gihon nehirlerinin kurumuş yatakları, Suudi Arabistan çöllerinin altında bulundu. Peki bu keşif, ilahi bir bahçenin kanıtı mı, yoksa antik insanların iklim değişikliğinden önceki o yemyeşil dünyaya dair aktardığı coğrafi bir hafıza mı?
Kutsal metinlerde Cennet Bahçesi'ni suladığı söylenen ve 4 kola ayrılan nehirlerden Dicle ve Fırat zaten biliniyordu, ancak kayıp olan diğer iki nehrin izi, modern uydu teknolojisiyle haritalandırıldı.
ARABİSTAN'DAKİ KAYIP NEHİR: PİŞON (VADİ EL-BATIN)
NASA radar görüntüleri, Suudi Arabistan'ın batı yaylalarından başlayıp Kuveyt üzerinden Basra Körfezi'ne dökülen ve yaklaşık 5 kilometre (3 mil) genişliğinde olan devasa bir fosil nehri (Vadi el-Batin) ortaya çıkardı.
İncil, Pişon nehrini "altın ve değerli taşların bulunduğu Havilah topraklarını çevreleyen" bir nehir olarak tanımlar. Vadi el-Batin'in kıvrımlı rotası ve bölgenin antik altın yatakları bu tanımla kusursuz bir şekilde örtüşüyor.
Jeolojik verilere göre bu devasa nehir, Dünya'nın daha nemli olduğu Holosen döneminde gürül gürül akıyordu, ancak MÖ 3500 ile 2000 yılları arasında yaşanan şiddetli iklim değişikliğiyle kuruyarak kumların altına gömüldü.
İRAN'DAKİ KIVRIMLI NEHİR: GİHON (KARUN NEHRİ)
Kayıp olan ikinci nehir Gihon'un ise, İran'daki Zagros Dağları'ndan doğup kıvrılarak akan Karun Nehri olduğu düşünülüyor. İbranicede "kıvrılmak/etrafından dolaşmak" anlamına gelen Gihon kelimesi, Karun nehrinin yılan kavi yapısını ve aktığı antik toprakları tam olarak tarif ediyor.
Arkeologlar ve jeologlar bu uydu görüntülerini "Cennetin kesin kanıtı" olarak sunmaktan kaçınıyor.
Bilim dünyasının vardığı ortak sonuç şu: İncil'deki bu metinler tamamen hayal ürünü bir masal değildi. Antik insanlar, Buzul Çağı'nın hemen ardından Basra Körfezi'nin sular altında kalmadan önceki o inanılmaz verimli, yeşil ve 4 dev nehirle beslenen vadisini hatırlıyordu. Bu gerçek coğrafi hafıza, nesilden nesile aktarılarak zamanla "Cennet Bahçesi" alegorisine dönüştü.
Tüm bilim insanları Arabistan teorisinde hemfikir değil. 2025 yılında yayımlanan güncel bir araştırmaya göre, işin içine evrimsel biyoloji girdiğinde ibre Afrika'ya dönüyor. Bazı araştırmacılar (Mahmood Jawaid gibi), Gihon nehrinin aslında Mavi Nil olduğunu ve cennetin Etiyopya'daki Tana Gölü çevresindeki Bahir Dar bölgesinde bulunduğunu savunuyor.
Bu teori, ilk insanların (Homo habilis vb.) Doğu Afrika'daki Rift Vadisi'nde evrimleştiği gerçeğiyle de muazzam bir bilimsel uyum gösteriyor. İslami metinlerdeki (Kur'an) insanların cennetten yeryüzüne "inmesi" (habata) ifadesinin, yüksek yaylalardan Rift Vadisi'ne doğru yapılan eski bir insan göçünü sembolize edebileceği tartışılıyor.