Bir insan aldatırken beyni tam zamanlı bir mesai yapmak zorundadır; aynı anda hem resmi (partnerine sunduğu) hayatı hem de gizli (diğer kişiyle yaşadığı) hayatı yönetir. 

Psikologlara ve davranış analistlerine göre, yalan söyleyen beynin bu "bilişsel yükünü" (zihinsel işlem kapasitesini) anında çökertip gerçeği ortaya çıkaracak tek bir kritik soru vardır:

"Eğer senin başka biriyle birlikte olduğunu (beni aldattığını) şimdi öğrenseydim, bana bunu nasıl açıklardın?"

BU SORU NEDEN İŞE YARIYOR? 

Bu sorunun gücü, doğrudan bir suçlama olmamasında gizlidir. Yalan söylemek beynin ön bölgesini (prefrontal korteks) çok fazla yorar. Bu soruyu duyduğu anda aldatan kişinin beyni aniden şu işlemleri aynı anda yapmak zorunda kalır: 

İfşa anını hayal etmek, ikna edici bir bahane bulmak, duygularını bastırmak ve sizin tepkinizi ölçmek. Beyin bu kadar yükü saniyeler içinde kaldıramaz ve "kısa devre" yapar (açık verir).

Sorunun varsayımsal yapısı, kişinin önceden hazırladığı "savunma kalkanlarını" etkisiz hale getirir ve hazırlıksız yakalanmasını sağlar. Soruyu sorduktan sonra kelimelere değil, bedenin ve sesin verdiği istemsiz (mikro) tepkilere odaklanmalısınız:

Dürüst bir insan böyle saçma bir varsayımsal durumu düşünmeye bile gerek duymaz. Genellikle şaşırır, hafifçe sinirlenebilir veya durumu anlamsız bularak anında, duraksamadan, net (ve bazen sıcak/esprili) bir tepki verir.

Aldatan (Yalancı) İnsanın Tepkisi: Uzun Duraksama: 3 ila 7 saniye süren sessizlik, beynin "Nasıl bir yalan uydurmalıyım?" diye hesap yaptığının en net kanıtıdır.

Soruya Soruyla Yanıt: Zaman kazanmak için "Ne alakası var şimdi?", "Bunu nereden çıkardın?" gibi karşı sorular sorar.

Aşırı Detay veya Aşırı Kuruluk: Ya inandırıcı olmak için gereksiz ve absürt detaylara boğulur ya da kendini ele vermemek için duygusuz, fazla "mükemmel" ve kuru bir cümle kurar.

Beden Dili İhaneti: Gözlerini kaçırır, konuşma hızı aniden değişir, ellerini yüzüne veya boynuna götürür, kollarını bağlayarak (savunma pozu) geriye yaslanır.

Bu yöntem sadece doğru koşullarda işe yarar. Asla yapılmaması gerekenler şunlardır:

Karşı taraf zaten savunmada olacağı için soru işe yaramaz. Ortam tamamen sakin, alkolsüz ve baş başayken sorulmalıdır. Soruyu sorduktan sonra sessiz kalın. Ardından gelen tepkiyi sadece izleyin. Soru yağmuruna tutmak yöntemi bozar.

Bu soru bir silah gibidir. Ortada hiçbir mantıklı sebep veya şüphe yokken sadece "test etmek" için sorarsanız, ilişkinizdeki güveni kendi ellerinizle yıkarsınız. Gerçek çoğu zaman söylenen sözlerde değil, o sözler söylenmeden hemen önceki birkaç saniyelik duraksamada ve bedenin verdiği istemsiz tepkilerde (bilişsel uyumsuzlukta) gizlidir.