Türkiye’de bir evin olmazsa olmazı sayılan çamaşır makineleri, Avrupa’nın bazı bölgelerinde aynı önemi taşımıyor. Özellikle İsveç, İsviçre, Finlandiya ve Danimarka gibi ülkelerde yaşayanlar, evlerine bireysel çamaşır makinesi almak yerine ortak çamaşırhane sistemini tercih ediyor. Bu alışkanlık, dışarıdan bakıldığında şaşırtıcı görünse de, ekonomik, kültürel ve çevresel nedenlere dayanıyor.

İSVEÇ'İN ORTAK ALAN GELENEĞİ 

İsveç’te apartman dairelerinin bodrum katlarında yer alan ve “tvättstuga” olarak adlandırılan ortak çamaşır odaları, 20. yüzyılın başlarından bu yana aktif olarak kullanılıyor. Sistem oldukça düzenli işliyor: Apartman sakinleri, haftalık ya da aylık planlamalarla kendilerine ait zaman dilimlerinde bu alanlardan faydalanıyor. Sadece çamaşır makinesi değil, endüstriyel kurutucular ve ütü sistemleri de ortak kullanımda.

NEDEN EVE MAKİNE ALMAK YERİNE ORTAK ALANI TERCİH EDİYORLAR?

Uzmanlara göre bu tercihin birkaç temel nedeni var:

- Ekonomik tasarruf: Enerji, su ve bakım maliyetleri bölüşülüyor. Bu da hane halkına ciddi anlamda maddi avantaj sağlıyor.

- Çevresel duyarlılık: Tek bir makine yerine çok sayıda makinenin çalışması, hem enerji tüketimini hem de karbon salımını artırıyor. Ortak sistem, daha sürdürülebilir bir seçenek.

- Toplumsal kültür: Özellikle kuzey Avrupa’da paylaşımcı yaşam biçimi daha yaygın. Çamaşırhane gibi alanlar, komşuluk ilişkilerinin de bir parçası.

“HER EVDE MAKİNE OLMALI” DÜŞÜNCESİ HER YERDE GEÇERLİ DEĞİL

Türkiye’de bireysel konforun simgesi olan beyaz eşyalar, Avrupa’nın birçok yerinde “gereksiz lüks” olarak da değerlendirilebiliyor. Özellikle küçük metrekareli şehir dairelerinde, yer tasarrufu da önemli bir gerekçe. Evine makine almak isteyen birçok Avrupalı, “Zaten haftada bir gün sıra geliyor, neden yer kaplasın?” düşüncesinde.

ONLAR İÇİN SIRADAN 

Avrupalıların evlerine çamaşır makinesi koymama tercihi ilk bakışta şaşırtıcı gelebilir fakat bu tercih sadece alışkanlıklarla değil, aynı zamanda şehir planlaması, çevre bilinci ve sosyal yaşamla da doğrudan ilişkili. Bu örnek, günlük hayatın ne kadar kültürel kodlarla şekillendiğini bir kez daha gösteriyor.