İnfertilite (kısırlık) günümüzün en yaygın üreme sağlığı sorunu. Ancak çocuk sahibi olmak için yaşanan güçlükler uzun yıllar daha çok kadınların üreme sağlığı üzerinden konuşuldu. Oysa gebeliğin oluşmasında erkek faktörü de önemli bir yere sahip. Sperm üretimi ve kalitesi ise sanıldığından çok daha hassas bir dengeye bağlı. Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp ebek Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, bu kapsamda baba olmayı engelleyen risk faktörlerine dikkat çekerek, tavsiyelerde bulundu…

İŞTE GÖZDEN KAÇAN O FAKTÖRLER
Risk yalnızca sperm sayısıyla sınırlı değil; spermin hareketliliği ve kalitesi de yaşam tarzından çevresel faktörlere kadar pek çok etkenden etkilenebiliyor. Günlük alışkanlıklar, kullanılan bazı ilaçlar, çevresel maruziyetler ve sağlık sorunları bu dengeyi bozabiliyor. İşte erkeklerin farkında olmadan yaptığı, baba şansını azaltan hatalar…
1- Sigara sperm kalitesini vuruyor
Sigaranın kalp ve akciğerlere verdiği zarar iyi biliniyor. Ancak üreme sistemi üzerindeki olumsuz etkileri çoğu zaman gözden kaçıyor.
Sigara dumanındaki toksik maddeler vücutta oksidatif stresi artırarak sperm hücrelerine zarar verebiliyor. Sigara kullanımı; sperm sayısının azalması, hareketliliğin düşmesi ve normal sperm yapısının bozulmasıyla ilişkilendiriliyor. Kısacası çocuk sahibi olmayı planlayan erkekler için sigarayı bırakmak yalnızca genel sağlık açısından değil, üreme sağlığı açısından da önemli.
2- Fazla alkol hormon dengesini bozabiliyor
Özellikle yoğun ve düzenli alkol tüketimi erkeklerde hormonal sistemi etkileyerek testosteron üretimini ve sperm oluşumunu olumsuz etkileyebiliyor. Risk özellikle uzun süreli ve yüksek miktarda alkol tüketiminde artıyor. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı planlayan erkeklerin alkol tüketimini gözden geçirmesi öneriliyor.
3- Fazla kilolar sadece kalbe değil spermlere de zarar veriyor
Obezitenin diyabetten kalp hastalıklarına kadar pek çok sağlık sorunuyla ilişkili olduğu biliniyor. Ancak fazla kiloların erkek üreme sağlığı üzerindeki etkisi daha az konuşuluyor. Artan yağ dokusu hormonal dengeyi değiştirebiliyor, testosteron seviyelerinin düşmesine katkıda bulunabiliyor. Obeziteyle birlikte artabilen inflamasyon ve oksidatif stres de sperm üretimi ve kalitesi üzerinde olumsuz etki yaratabiliyor. Sağlıklı kiloya ulaşmak bu nedenle yalnızca aynadaki görüntüyle değil, üreme sağlığıyla da ilgili.
4- Sıcaklık olumsuz etkiliyor
Testislerin vücudun dışında bulunmasının biyolojik bir nedeni var: Sağlıklı sperm üretimi için vücut sıcaklığından biraz daha düşük bir ortam gerekiyor.
Bu nedenle testislerin uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kalması sperm üretimini olumsuz etkileyebiliyor. Çok sık sauna ve jakuzi kullanmak, yüksek sıcaklıklı ortamlarda çalışmak veya uzun süre testis bölgesini ısıya maruz bırakmak dikkat edilmesi gereken faktörlerden.
Dizüstü bilgisayarı saatlerce doğrudan kucakta kullanmak da yarattığı ısı nedeniyle tartışılan alışkanlıklardan biri.
5- Kas yapmak isterken doğurganlığınızı kaybetmeyin
Spor salonlarında veya internet üzerinden kontrolsüz biçimde kullanılan anabolik steroidler erkek doğurganlığının en ciddi düşmanlarından biri olabilir. Üstelik “testosteron erkeklik hormonudur, ne kadar
fazla o kadar iyi” düşüncesi büyük bir yanılgıdır. Dışarıdan testosteron veya anabolik steroid alınması beynin testislere gönderdiği hormonal sinyalleri baskılayabiliyor. Bunun sonucunda sperm üretimi ciddi şekilde azalabiliyor, bazı erkeklerde ise geçici olarak tamamen durabiliyor.
6- Stres ve uykusuzluk da listeye dahil
Yoğun iş temposu, sürekli stres ve geceleri birkaç saatlik uykuyla günü kurtarmak modern yaşamın sıradan bir parçasına dönüştü. Ancak vücudun hormonal sistemi bu tempodan etkilenebiliyor. Kronik stres ve yetersiz uyku hormonal denge üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Tek başına birkaç uykusuz gece elbette kısırlık anlamına gelmiyor. Ancak stres, düzensiz uyku, kötü beslenme ve hareketsizlik bir araya geldiğinde üreme sağlığını da etkileyebilecek bir tablo ortaya çıkabiliyor.
7- Kullandığınız ilaçları doktorunuza söyleyin
Bazı ilaç ve tedaviler sperm üretimini etkileyebiliyor. Bazı hormon tedavileri ve farklı ilaç gruplarında da üreme sağlığını etkileyen sonuçlar görülebiliyor. Ancak burada önemli bir uyarı var: Çocuk sahibi olmayı planlayan erkekler kullandıkları ilaçları kendi kendilerine bırakmamalı. İlaçların olası etkileri mutlaka hekimle birlikte değerlendirilmeli. Kanser tedavisine başlanacaksa gelecekte çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerde tedavi öncesinde sperm dondurma gibi doğurganlığı koruyucu seçenekler de gündeme gelebiliyor.
8- Sessiz ilerleyen varikoseli gözden kaçırmayın
Varikosel, testis çevresindeki toplardamarların genişlemesiyle ortaya çıkıyor ve erkek infertilitesinde sık karşılaşılan durumlardan biri olarak biliniyor. Testis çevresindeki sıcaklığın artması ve oksidatif stres gibi mekanizmalar sperm üretimini ve kalitesini etkileyebiliyor. Ancak varikoseli olan her erkek infertil değildir ve her varikoselin ameliyat edilmesi gerekmez. Çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayan erkeklerde yapılacak ürolojik değerlendirme, durumun öneminin belirlenmesini sağlıyor.
9- Bazı enfeksiyonlar iz bırakabiliyor
Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar yalnızca kısa süreli bir sağlık problemi olarak görülmemeli. Klamidya ve gonore gibi bazı enfeksiyonlar erkek üreme sistemini etkileyebiliyor ve kimi zaman belirgin şikâyet oluşturmadan ilerleyebiliyor.
Testis veya epididimi etkileyen enfeksiyonlar da sperm üretimi ya da spermin taşınması üzerinde sorun yaratabiliyor.
Bir başka şaşırtıcı nokta ise yüksek ateş. Ağır ve yüksek ateşle seyreden bazı hastalıkların ardından sperm değerlerinde geçici düşüşler görülebiliyor.
10- Görmediğimiz tehlike: Çevresel kimyasallar
Pestisitler, ağır metaller, bazı çözücüler ve endüstriyel kimyasallar özellikle yoğun veya uzun süreli mesleki maruziyet durumunda erkek üreme sağlığı açısından risk oluşturabiliyor. Burada amaç günlük hayatta karşılaşılan her kimyasaldan korkmak değil. Ancak kimyasallarla çalışan kişilerin iş güvenliği önlemlerine uyması ve gerekli koruyucu ekipmanları kullanması önem taşıyor.