Sözcü TV'nin gündemi belirleyen programı "Özlem Gürses-Barış Terkoğlu" programı, sahte bir şeyhin daha gerçek yüzünü ortaya çıkardı.
Barış Terkoğlu, Adana Yüreğir'deki Ulubatlı Hasan Mahallesi'nde bulunan bir yapılanma ve liderinin dehşet veren uygulamalarını aktardı.
Terkoğlu, gerçek adının Fadıl Dadaş olduğu öğrenilen sahte şeyhin daha önce bir kamu hastanesinde sözleşmeli temizlik-hasta bakıcı olarak çalıştığını ardından mermercilik işi yaptığını söyledi.

- Adana'dan Adıyaman'a kadar yayılmış
Mermercilik yaparken türbe sahipleri ve din adamlarıyla temas kurarak "şeyh" olma fikrinin geliştiğini ifade eden Terkoğlu, dergahın Adana'da başlayıp Adıyaman'a kadar yayıldığını ve ardından dernekleştiğini belirtti.
Terkoğlu, Sözcü TV'de de ekrana getirilen görüntülerde faaliyetlerin dini ilimlerden çok, davul ve def eşliğinde olduğunu vurguladı.

- Kadınların üzerine çıplak ayakla basıyor
"Şeyhin" Arapça okuma yazması olmamasına rağmen, çocuk sahibi olmak isteyenlere, kısmet arayanlara veya ruhsal sıkıntısı olanlara yeşil yün iplik verip okuyup üflediği, suya, tuza, pirince, toprağa okuyup üfürdüğü iddiaları olduğunu da aktaran Terkoğlu, akılalmaz uygulamalar olduğundan da bahsetti.

- Şeyhin oğlu lüks paylaşıyor!
Terkoğlu, müritlerin büyük çoğunluğunun zor koşullarda yaşamalarına rağmen "şeyhin" oğlu Muhammed Sadık'ın sosyal medya hesabında lüks arabalarla poz verdiğini de aktardı.

- Neden 'Masajcı Şeyh'?
Barış Terkoğlu, "seyh"e neden "Masajcı Şeyh" dediğini de aktardı; Dadaş'ın telefon rehberine hangi isimlerle kaydedildiğini paylaştı.
Terkoğlu, sahte şeyhin genç ve erkek müritlerinden bazılarını seçerek kendisine masaj yapmalarını istediğini belirtti.
"Şeyh Fadıl"ın başkalarının rehberine hangi isimlerle kaydedildiği de paylaşıldı:
"Keyfi de var: Müritlerinden bazılarını seçiyor ve bunlara diyor ki: “Bana masaj yap.”
Genç, çocukluktan yeni çıkmış bir müritle “Şeyhim, bana masaj yap, şurama da dokun, burama da dokun” diye başlayan bir hikaye… Bunun nereye gittiğini tahmin ediyorsunuz.
Mesela burada bazıları nasıl kaydetmiş; “Mustafa’yı taciz eden sapık.” “sapık beynamus” diye kaydedilmiş."

Terkoğlu ifadelerinden öne çıkanlar şöyle:
"Kendisini kamuoyuna “Seyyid Şeyh Fadıl Geylani el-Rufai” olarak tanıtıyor. Tarikatının adını da Kadiri ve Rufai kollarını birleştirdiğini iddia ederek oluşturuyor. Yani hem Kadiri hem Rufai silsilesinden geldiğini söylüyor.
Bütün videolarını izledim. Normalde din dediğimiz şey; kutsal kitap, onun yorumu, sünnet, hadis, ilim, teoloji üzerine kurulur. Tarikatlar da en azından bunu bir ilim olarak anlatır, katılırsınız ya da katılmazsınız ama bir çerçevesi vardır.
Burada ise faaliyetlerin neredeyse tamamı zikir adı altında yapılan, def ve davul çalınan, hoplanıp zıplanan, kendinden geçme törenlerinden ibaret. Duvarlarda Türk bayrakları ve sancaklar var. Bunlara “bizim sancaklarımız” deniyor. Özel sancak törenleri düzenleniyor.
Kendisini “seyyid”, yani peygamber soyundan ilan ediyor. Bir soy silsilesi hazırlamış. Yukarıdan aşağıya isimler yazıyor, sonunda kendisi ve oğulları yer alıyor. Kız çocukları bu silsilede yok. Erkekler üzerinden bir soy kurgulanmış.
Dergah önce Adana Yüreğir’de başlıyor, sonra Adıyaman’a yayılıyor. Orada da “Kadiri Rufai İlim Tasavvuf ve Dayanışma Derneği” adıyla dernekleşiyor.
Bu dergaha gelenlerin önemli bir kısmı, sonradan Türkiye’ye gelmiş Suriyeli vatandaşlar. Türkçeyi yeni öğrenmişler. Çoğunun sınır dışı edilme korkusu var.
Çocuğu olmayanlar geliyor; “şifa veriyorum” deniyor. Evlenemeyenler geliyor; “kısmet açıyorum” deniyor. Ruhsal ve psikolojik sorunları olanlar geliyor.
Yapılanlar şunlar: Arapça bilmeden dualar okunuyor. Muska yazılmıyor. Yeşil yün iplik veriliyor, okunup üfleniyor ve “bunu taşı, çocuğun olacak”, “bunu taşı, kısmetin açılacak” deniyor. Suya, tuza, pirince, toprağa üfleniyor. Bazı durumlarda ağzına su alıp karşısındaki kişinin yüzüne püskürtüyor. Bazı anlatımlara göre çocuğu olmayanlar yere yatırılıyor, sırtlarına çıplak ayakla basılıyor.
Şeyhin oğlu da bu yapının bir parçası. Tarikatın kendi sayfasında oğlunun sünnet töreni bile paylaşılıyor. En az 10–13 yıldır faaliyet gösteren bir yapıdan bahsediyoruz.
Oğul da “seyyid” kabul ediliyor, eli öpülüyor. Sosyal medya hesaplarına bakıyorsunuz: Sürekli lüks araba paylaşımları. Müritlerin yaşadığı hayata bakıyorsunuz; yoksulluk, sefalet. Oğlun yaşadığı hayata bakıyorsunuz; lüks.
Bu yapı kimsenin çok tanımadığı ama yıllardır var olan, şubeler açmış, yayılmış bir tarikat yapılanması. Merdiven altı bir düzen. Sadece içine girip çıkanların bildiği bir sistem."