Araştırma kapsamında 2 binden fazla yaşlı birey, yaklaşık 12 gün boyunca küçük monitörler taşıdı. Bu cihazlar aracılığıyla katılımcıların günlük dinlenme ve aktivite düzenleri ayrıntılı şekilde kaydedildi. Katılımcılar daha sonra yaklaşık üç yıl boyunca takip edildi ve bu süre zarfında 176 kişiye demans tanısı konuldu.

Sirkadiyen ritim, vücudun 24 saatlik uyku-uyanıklık döngüsünü yöneten biyolojik zamanlama sistemi olarak tanımlanıyor. Hormon salınımı, sindirim ve vücut ısısı gibi birçok temel işlev bu iç saat tarafından düzenleniyor. Beyin tarafından kontrol edilen sistemin, özellikle ışık gibi çevresel sinyallere duyarlı olduğu belirtiliyor. Güçlü sirkadiyen ritimlere sahip bireylerde uyku ve aktivite düzeni daha istikrarlı seyrederken, zayıf ritimlerin vücudu günlük değişikliklere karşı daha hassas hale getirdiği ifade ediliyor.

Çalışmanın yazarlarından Wendy Wang, yaşlanmayla birlikte sirkadiyen ritimlerde değişimlerin ortaya çıktığını ve bu bozulmaların demans gibi nörodejeneratif hastalıklar için risk faktörü olabileceğini belirtti. Araştırma, başlangıçta demans tanısı bulunmayan ve ortalama yaşı 79 olan 2 bin 183 yetişkin üzerinde yürütüldü. Katılımcıların yüzde 24’ünü siyah, yüzde 76’sını beyaz bireyler oluşturdu.

Elde edilen veriler, sirkadiyen ritmi en güçlü olan grupta 728 kişiden 31’ine demans tanısı konulduğunu gösterdi. En zayıf ritme sahip grupta ise 727 kişiden 106’sında demans gelişti. Araştırmacılar, en zayıf ritme sahip bireylerin demans riskinin yaklaşık 2,5 kat daha fazla olduğunu hesapladı. Ayrıca ritmin gücünde her bir standart sapma düşüşünün demans riskini yüzde 54 artırdığı belirlendi.

Araştırmada günlük aktivitenin gün içinde hangi saatte zirve yaptığı da incelendi. Aktivitesi öğleden sonra saat 14.15 ve sonrasında en yüksek düzeye ulaşan bireylerde demans riskinin, daha erken saatlerde zirve yapanlara kıyasla yüzde 45 daha yüksek olduğu saptandı. Erken zirve grubunda demans görülme oranı yüzde 7 iken, geç zirve grubunda bu oran yüzde 10 olarak kaydedildi.

Araştırmacılar, geç aktivite zirvesinin biyolojik saat ile çevresel ışık-karanlık döngüsü arasındaki uyumsuzluğu yansıtabileceğini belirtti. Wang, sirkadiyen ritim bozukluklarının iltihaplanmayı artırabileceğini, uyku düzenini bozabileceğini ve demansla ilişkili amiloid plaklarının beyinde birikmesine yol açabileceğini ifade etti. Çalışmanın sınırlamaları arasında uyku apnesi gibi uyku bozukluklarına ilişkin verilerin değerlendirmeye dahil edilmemesi yer aldı.