Araştırmacılar, gazlı içecekler, tatlandırılmış sular, enerji içecekleri ve şekerli çay ve kahve tüketen 10-19 yaş arasındaki gençleri değerlendirdi. Sonuçlar, bu içecekleri daha fazla tüketen gençlerin kaygı bozukluğu yaşama riskinin, daha az tüketenlere göre yüzde 34 daha yüksek olduğunu gösterdi.
Araştırmacılar ayrıca geçmişte yapılan her 9 araştırmadan 7’sinin, şekerli içeceklerin kaygı bozukluğu ile bağlantısını ortaya koyduğunu belirtti. Bu durum, şekerli içeceklerin ruh sağlığı üzerindeki etkisine dair önemli bir uyarı niteliği taşıyor.
Bournemouth Üniversitesi’nden Dr. Chloe Casey, ergen beslenmesiyle ilgili artan endişelere dikkat çekti. Dr. Casey, “Çoğu halk sağlığı girişimi, obezite ve tip 2 diyabet gibi kötü beslenme alışkanlıklarının fiziksel sonuçlarına odaklanıyor. Ancak enerji olarak yoğun fakat besin değeri düşük içeceklerin ruh sağlığı üzerindeki etkileri yeterince araştırılmadı” dedi.
Casey, çalışmanın doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadığını vurguladı. Buna rağmen araştırma, şekerli içecek tüketimi ile gençlerde kaygı bozukluğu arasında sağlıksız bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor.
Uzman, ergenlik döneminde kaygı bozukluklarının son yıllarda hızla arttığını ve bu eğilimi azaltmak için değiştirilebilir yaşam tarzı alışkanlıklarının belirlenmesinin kritik önem taşıdığını belirtti.
Araştırma, gençlerin beslenme alışkanlıkları ve ruh sağlığı arasında doğrudan bir ilişki olmasa da, şekerli içeceklerin ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceği konusunda güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.
Çalışmanın sonuçları, aileler ve eğitimciler için gençlerin içecek tercihlerini gözden geçirme ve sağlıklı seçimler yapmalarını teşvik etme açısından önemli bir rehber olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, şekerli içeceklerin kaygı bozukluğu riskini artırma olasılığına dikkat çekerek, gençlerin tüketimini sınırlamanın ruh sağlığı açısından faydalı olabileceğini ifade ediyor.
Bu araştırma, hem sağlık yetkilileri hem de ebeveynler için gençlerin beslenme alışkanlıklarını düzenlemenin ruhsal etkilerini anlamada yol gösterici bir çalışma olarak değerlendiriliyor.