Kütüphanenin girişinde ziyaret edenleri, kökeni antik Mısır'a, Kral II. Ramses'in yazı salonuna kadar uzanan Yunanca bir ifade karşılıyor "Psyches Iatreion". Bu söz Türkçe'de  "Ruhun Şifa Yeri" anlamına geliyor. Kütüphane sadece bir depo değil, aynı zamanda zihinsel bir iyileşme merkezi olarak da görülüyor. 

Görkemli mermer avluları ve göğe yükselen kuleleriyle bir sanat şaheseri olan manastırın bugünkü Barok salonu 1767 yılında inşa edilmiş olsa da kütüphanenin ruhu 7. yüzyılda İrlandalı misyoner Aziz Gall'in bölgeye yerleşmesiyle şekillenmeye başladı.

TÜRKİYE'DEN DE NADİDE ESERLER VAR

Kütüphanenin salonu, klasik bir kitaplıktan çok bir "merak kabinesi"ni (cabinet of curiosities) andırıyor. Rokoko tarzı süslemeler ve devasa tavan freskleri arasında, dünyanın dört bir köşesinden toplanmış objeler sergileniyor. Bunlar sırayla şöyle:

Osmanlı döneminin zarafetini yansıtan deri kılıflı gümüş bıçaklar.

Endonezya’dan minyatür ayakkabılar.

Nadir fosiller, egzotik deniz kabukları, antik paralar ve Mısır mumyaları.

160 BİN YILLIK HAFIZA

Bu kütüphane dünyanın en iyi korunmuş Barok yapılarından biri. Paha biçilemez bir yazılı mirasa ev sahipliği yapıyor. İki dev yeraltı deposunda saklanan 160 bin el yazması arasında, Orta Çağ'dan kalma 2 bin 100 kodeks bulunuyor. Bu eserlerin 400 tanesi, henüz bininci yıla bile girilmeden kaleme alınmış durumda.

Raflarda sadece dini metinler değil astronomi, tıp, müzik, hukuk ve aritmetik gibi bilimin pek çok dalına ait kadim bilgiler yan yana duruyor.

EN GÖRKEMLİ ESERLERDEN BİRİ

Aziz Gall, tek başına değil İsviçre'deki Einsiedeln Manastırı ve Viyana yakınlarındaki Melk Manastır Kütüphanesi ile birlikte Avrupa'nın entelektüel omurgasını oluşturan "edebiyat tapınakları" zincirinin en görkemli halkalarından biri olarak kabul ediliyor.