19. yüzyılda İngiltere'de zengin olmanın yolu, bugün "iğrenç" bulabileceğimiz bir kaynaktan geçiyordu: Dinozor Dışkısı. Fosilleşmiş dışkılar (Koprolit), o dönemde o kadar değerliydi ki, binlerce insanı kendine çeken bir endüstriye dönüştü.
NASIL KEŞFEDİLDİ? (DIŞKI MI, TAŞ MI?)
Her şey, ünlü fosil avcısı Mary Anning'in Dorset kıyılarında garip, koyu renkli taşlar bulmasıyla başladı.
Taşların içinde ise sadece balık pulları ve kırık kemikler vardı. 1829'da Jeolog William Buckland, bunların "taşlaşmış dışkı" olduğunu anladı ve Yunanca "Koprolit" (Dışkı-Taş) adını verdi.
1845'te Prof. John Stevens Henslow de bu taşların %40 fosfat içerdiğini ve işlenirse harika bir gübre olacağını keşfetti.
KITLIKTAN DOĞAN FIRSAT
Napolyon Savaşları sonrası İngiltere'de gıda kıtlığı vardı. Tarımsal verimi artırmak için gübre şarttı. Böylece "Koprolit Çılgınlığı" başladı:
Robert Walton gibi girişimciler, arazileri kiralayıp açık ocak madenleri kurdu.
Bir madenci, dışkı ayıklayarak günde 10 şilin (çiftlik işçisinin iki katı) kazanıyordu.
1874'te bu sektör ekonomiye 628.000 Sterlin katkı sağladı (O dönemin önemli ihracatı kalaydan bile fazla!).
ALTINA HÜCUM GİBİYDİ
Cambridge, Suffolk ve Bedfordshire bölgeleri, dışkı arayanlarla doldu taştı.
6-10 metrelik çukurlar kazılıyor, kil eleniyor ve değerli dışkılar bulunuyordu.
Bu çılgınlık on yıllarca sürdü ve I. Dünya Savaşı'nda mühimmat (fosfor) ihtiyacıyla son kez canlandı. Ancak 1918'den sonra ABD'den daha ucuza ithal edilen fosfatlar, İngiltere'nin "dışkı madenlerini" tarihe gömdü.