Antarktika çevresindeki deniz buzları 2015’ten bu yana azalma eğiliminde. 2023’te buz örtüsü, beklenen ortalamanın 1,55 milyon kilometrekare altında ölçüldü. Bu, Batı Avrupa büyüklüğünde bir buz kütlesinin kaybolduğu anlamına geliyor. Bilim insanları, bu değişimin dünya üzerindeki en büyük çevresel kırılmalardan biri olduğunu belirtiyor.

Şimdiye dek eriyen buzun okyanus yüzeyini tatlılaştırması beklenirken, araştırmacılar deniz suyunun tersine, daha tuzlu hale geldiğini tespit etti. Çalışmanın baş yazarı, Southampton Üniversitesi’nden Alessandro Silvano, “Bu oldukça ters köşe bir sonuç” diyerek şaşkınlıklarını dile getirdi.  Silvano, “Bu sadece deniz buzu değil, Güney Okyanusu’nun tamamında yapısal bir değişim yaşandığını gösteriyor.”dedi.

Araştırmacılar, Avrupa Uzay Ajansı’nın SMOS uydusundan elde edilen verileri inceledi. Bu sistem, okyanus yüzeyinden yansıyan mikrodalga parlaklığındaki değişimleri kullanarak tuzluluk ölçümü yapıyor. 2011–2023 arasındaki günlük veriler, deniz buzundaki azalma ve Maud Rise gibi polinya adı verilen dev açıklıkların yeniden oluşmasıyla tuz oranında keskin bir artışın örtüştüğünü gösterdi.

BUZLAR ERİDİKÇE TUZ ORANI ARTTI

Normalde, buz eridikçe suyun daha tatlı hale gelmesi beklenir. Ancak burada farklı bir mekanizma devrede. Bilim insanlarına göre, okyanusun derin tabakalarında biriken tuzun yüzeye taşınması gibi henüz tam olarak anlaşılmayan süreçler bu değişimi tetikliyor olabilir.

Artan tuzluluk, deniz yüzeyindeki tatlı su “kapağını” ortadan kaldırarak derinlerdeki sıcak suyun yüzeye çıkmasına neden olabilir. Bu da buz erimesini hızlandıran bir kısır döngü yaratır. Üstelik deniz buzunun erimesi, kıyıdan okyanusa doğru taşınan tatlı su miktarını da azaltıyor; bu da bu döngüyü daha da pekiştiriyor.

Araştırmacılar, bu durumun iklim modellerindeki bazı tutarsızlıkları açıklayabilecek önemli bir eksik halka olduğunu düşünüyor. Monash Üniversitesi’nden Ariaan Purich, bu sonuçların modellerde temsil edilmeyen süreçlerin varlığına işaret ettiğini belirtiyor.

Güney Okyanusu’nun derinlikleri hâlâ büyük ölçüde gözlemlenmemiş durumda. Ancak "Antarctica InSync" ve "Uluslararası Kutup Yılı" gibi yeni girişimlerin, bu bilgi eksikliğini kapatmak için büyük veri kampanyaları başlatması bekleniyor.

Silvano ve ekibi, 2015’te başlayan tuzluluk artışının bir eşik noktası olup olmadığını araştırıyor. Silvano, "Bu sürecin zamanla atmosferik CO₂ seviyelerini artırabileceğini ve geçmiş sıcak dönemlerde olduğu gibi karbon salınımını tetikleyebileceğini" ifade ediyor. Ancak kesin sonuçlara ulaşmak için daha fazla araştırma şart.