Kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) bakımından dünya liderleri arasında yer alan Lihtenştayn, yaklaşık 39 bin kişilik nüfusuyla modern bir refah devleti modeli sunuyor. Ülke, sadece ekonomik verileriyle değil ordusuz yapısı, sıfıra yakın suç oranı ve istikrarlı siyasi yönetim biçimiyle de diğer devletlerden ayrışıyor.
KÜRESEL SERMAYENİN ODAK NOKTALARINDAN BİRİ
Lihtenştayn ekonomisi, düşük vergi oranları ve gelişmiş bankacılık sektörü sayesinde küresel sermayenin odak noktalarından biri konumunda. Ülkede kayıtlı şirket sayısının yerleşik nüfustan fazla olması, düşük kurumlar vergisi politikalarının bir sonucu olarak dikkat çekiyor. Ayrıca sanayi alanında da oldukça gelişmiş olan ülke, dünyanın en büyük diş protezi üreticisi olma unvanını elinde bulunduruyor. Ülkenin dış borcu bulunmazken, İsviçre Frangı kullanımı ve İsviçre ile yapılan gümrük birliği anlaşmaları ekonomik güvenliğin temelini oluşturuyor.
ÜLKENİN ORDUSU DA YOK
1868 yılından bu yana ordusu bulunmayan ülkede, iç güvenliği yaklaşık 100 kişiden oluşan bir polis gücü sağlıyor. Suç oranlarının yok denecek kadar az olduğu prenslikte, yerel halk yüksek bir güvenlik duygusu içinde yaşıyor. Devletin sunduğu geniş sosyal haklar ve kişi başına düşen yüksek gelir, toplumdaki ekonomik sınıflar arasındaki farkı en aza indirerek sosyal barışı destekliyor.
ÇOK YÖNLÜ BİR KALKINMA MODELİ SERGİLİYOR
Prensliğin yönetiminde hem halk oylaması hem de hükümdarın geniş yetkileri bir arada bulunuyor. Alpler'in arasında saklı olan bu "çift kara" ülkesi, doğayı koruyan katı yasaları ve sakin yaşam tarzıyla biliniyor. Vaduz Şatosu’ndan yönetilen ülke, küçük yüz ölçümüne rağmen sanayiden finans sektörüne kadar çok yönlü bir kalkınma modeli sergiliyor.