Beslenme uzmanları Samantha Peterson ve Amy Davis, kahve ve çayın vücut üzerindeki etkilerini mercek altına alarak her iki içeceğin de avantajlarını ve dezavantajlarını netleştirdi. Yapılan araştırmalara göre, her iki içecek de odaklanmayı artırsa da vücutta bıraktıkları izler tamamen farklı. Bir fincan (240 ml) kahvede yaklaşık 96 mg kafein bulunurken, bu oran siyah çayda 48 mg, yeşil çayda ise 29 mg'a kadar düşüyor.

DİYABET VE KARACİĞERİN KALKANI KAHVE 

Kahve severler için iyi haber; bu içecek yüksek polifenol içeriği sayesinde bilişsel yetenekleri geliştiriyor ve tip 2 diyabet riskini önemli ölçüde azaltıyor. Karaciğeri koruma özelliğiyle de bilinen kahve, vücudun iltihaplanmayla mücadelesine destek vererek yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: Kahve, yorgunluğu maskelemek için aşırı tüketildiğinde sinirlilik, mide ekşimesi ve kalp üzerinde baskı yaratabiliyor.

KALP SAĞLIĞI VE SAKİN ENERJİ İÇİN ÇAY

Kalp ve damar sağlığı söz konusu olduğunda ise kazanan kesinlikle çay oluyor. İçeriğindeki kateşinler ve flavonoidler sayesinde vücudun yaşlanmasını geciktiren çay, amino asitler sayesinde kafeinin sert etkisini yumuşatıyor. Bu durum, kahvenin yarattığı ani enerji patlaması ve sonrasındaki düşüş yerine, daha nazik ve sürdürülebilir bir canlılık sağlıyor. Çayın tek büyük dezavantajı ise içeriğindeki tanenlerin demir emilimini engellemesi olarak öne çıkıyor.

KİLO VERMEDE HANGİSİ DAHA ETKİLİ?

Kilo verme sürecinde her iki içecek de kalorisiz olmaları şartıyla güçlü müttefikler olarak kabul ediliyor. Kahve geçici olarak iştahı baskılarken, çay metabolizma hızını artırıyor. Ancak uzmanlar, şeker veya krema eklendiği anda bu faydaların tamamen ortadan kalktığını vurguluyor. Güçlü bir enerji artışı isteyenlerin kahveye, kafeine duyarlı olan ve kalbini korumak isteyenlerin ise çaya yönelmesi öneriliyor.