CHP'nin, tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 84'üncüsü Yalova Cumhuriyet Meydanı'nda yapıldı. Mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Bugün gitmiş Aydın’a. Aydın'ı biliyor musunuz? O topuklayan Efe’nin yanına gitmiş. Tayyip Bey, Aydın'da soğuk havada sıcak bir salonda, salona doldurmuş; oradan atıyor, tutuyor. Buradan sesleniyorum: Salon adamı Tayyip Bey, Yalova Meydanı'nı görüyor musun? Vicdanı olan herkese söylüyorum. AK Parti'nin, MHP’nin seçmenlerine söylüyorum. Salı günü İstanbul'da, Silivri’de Aziz İhsan Aktaş davası başlayacak. Bu kişi 700 yılla yargılanıyor. Kendisi tutuksuz ama çalıştığı belediyelerin yöneticileri tutuklu. 4 yılla yargılanan Zeydan Karalar tutuklu. Yine 4–6 yılla yargılanan Adana'nın belediye başkanları Kadir tutuklu, Oya tutuklu. Bütün arkadaşlarımız tutuklu. Ama örgütün başı tutuksuz. 'Örgütü kuran benim' diyor ama 'itirafçı oldum' diye onu salıyorlar, milleti topluyorlar. Bu itirafların içinde en çok adı geçen, en çok eylemi olan, en çok ihalesi olan Aydın Büyükşehir Belediyesi. Şimdi bugün oturduğu, hatta sosyal belediyecilik yapıyor diye övdüğü Aydın’ın 'topuklayan efesi', Aziz İhsan Aktaş’ın ifadesini görünce, onun adına ödediği faturayı önüne koyunca 'eyvah ya AK Parti’ye katılacaksın ya Silivri’ye atılacaksın' deyince, koşa koşa AK Parti’ye gitti. İşte buradan açıkça ilan ediyorum: Verilmeyecek hesabımız yok. Verilmeyecek hesabı olanlar, topuklaya topuklaya AK Parti’ye kaçanlardır. Dosyada en çok iddia Aydın Büyükşehir Belediyesi için var. En çok çalışma onlar için var. Ama 'Benim partime gelirsen seni mahkemeden kurtarırım' diye birilerini transfer eden Erdoğan çıkmış bugün orada, bunların hiçbir tanesi olmamış gibi yalan yere konuşuyor." dedi.

Özgür Özel, terör örgütü IŞİD’e yönelik operasyon sırasında üç polisin şehit olduğunu hatırlatarak, "Terör örgütü IŞİD mensuplarına yönelik bir operasyon yapılırken maalesef üç polisimiz şehit oldu. İlker Pehlivan’ı, Turgut Külünk'ü ve Yasin Koçyiğit'i rahmet ve minnetle anıyoruz. Yalova’ya bir kez daha başsağlığı diliyoruz" dedi.
Yaşananlara ilişkin soruşturmayı yakından takip ettiklerini dile getiren Özel, "Elbette soruşturmayı tüm boyutlarıyla takip ediyoruz. Yapılan hataların tekrar etmemesini, evlatlarımızın canlarının yok pahasına gitmemesini fevkaladede önemsiyoruz. Şehitlerimizin evlatları önce devletimize, milletimize ve bizlere emanettir" diye konuştu.
Özel, gazeteci-yazar Uğur Mumcu’yu anarak, "Bugün 24 Ocak, içimizin en çok vurulduğu tarihlerden bir tanesi. Ben Ankara’dan saat 13.30’daki anma töreninden buraya geldim. Rahmetli Uğur Mumcu Ankara’da karlı bir günde, o biz görelim diye, görülmeyeni göstermek için kullandığı gözlükleri, yazılmayanı yazmak için kullandığı kaleminin kar üstüne düşürdüğü o günde kaybettik Uğur Mumcu’yu" dedi.
Özel, "O zaman da bugünkü IŞİD canileri gibi karanlık odaklar ve onlara yol verenler, Uğur Mumcu gibi Cumhuriyet değerlerini savunan, devrimlerine sahip çıkan ve devletin içindeki birtakım yapıların deşifre edilmesi için mücadele eden Uğur Mumcu’yu kaybetmiştik" diye konuştu.
Özel ayrıca, eski Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ı, eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem’i ve sanatçı Fatma Girik’i de ölüm yıl dönümlerinde andı.
"Sandığa sahip çıkmaya geldik"
Yalova’daki mitinge ilişkin değerlendirmede bulunan Özel, "Seçim atmosferi yokken bu meydanın böyle tarihi bir kalabalıkla dolması birilerini şaşırtıyor. Biz buraya bir hak aramaya, itiraz etmeye, sesimizi yükseltmeye, her türlü adaletsizliğe, emeklilere yapılan adaletsizliklere, emekçilere yapılanlara, her yaştan insanımızın gelecek kaygılarına ve hiç şüphe yok ki bu ülkenin Cumhuriyet’le birlikte bulunduğu ve asla bırakmadığı seçme ve seçilme hakkına, sandığa sahip çıkmaya geldik. Bugünün Cumhurbaşkanının yarının Cumhurbaşkanına darbe girişimine karşı Yalova'ya direnmeye, mücadeleye ve eyleme geldik" diye konuştu.
Özel, 2014 yerel seçimlerini hatırlatarak, "Yalova’yı 6 oyla kazandığımız o geceyi dün gibi hatırlıyorum. Ertesi gün Muharrem İnce’den bana telefon geldi, 'Yalova'da bunlar seçimleri tekrar edecekler, sen de Yalova'ya geleceksin, beraber çalışacağız' dedi. Yalova'da iki seçim arasında beş gün altı gece kaldığını belirten Özel, 6 oyluk farkın, örgütün mücadelesiyle 228 oya çıktığını anımsattı.
Özel, 2019 yerel seçimlerinde Yalova’yı yeniden kazandıklarını belirterek, "Hazımsızlar yeni kumpaslara giriştiler. Belediye başkanımızın kendi ihbar ettiği suça rağmen belediye başkanımızı ve sevgili Vefa Salman’ı görevden aldılar ve apar topar AK Partili bir belediye meclis üyesini belediye başkanı ilan ettiler" dedi. Özel, "Üç kez bilirkişi raporu lehimize geldi. Ve ‘başkan göreve iade edilmeli’ dediler. Ama emir büyük yerden, yapmadılar. İkinci sefer geldi, yine iade etmediler. Üçüncü sefer geldi, yine iade etmediler" diye belirtti. Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Özel'den Erdoğan'a: Sen milletle inatlaşırsan millet sana sandıkta dersini verir
- Seçimi buldurdular ve kazanmadıkları bir seçimde Yalova’nın başında, Yalova'nın seçmediği birisine 2024 yılına kadar Yalova'yı yönettirdiler. Sonra ne oldu? Yalova 6 oyla verdi, anlamadınız. 228 oyla verdi, anlamadınız. Bir daha verdi, anlamadınız. 'Bu sefer anlarsınız' dedik. Mehmet Gürel’i belediye başkan adayı yaptık. Yalova’ya emanet ettik. İki kişiden birinin oyuyla belediye başkanı oldu. Buradan Tayyip Bey’e bir kez daha hatırlatıyorum. Bu güzelim, bu küçücük, bu şirin Yalova bir demokrasi dersidir. Sen milletle inatlaşırsan millet sana sandıkta dersini verir.
- Şimdi Bayrampaşa, kazanamadıkları yeri oyunda almışlar. Gaziosmanpaşa’da kazanamadıkları yeri Yalova taktiği ile alıyorlar. Gaziosmanpaşa’nın Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe 8 aydır iddianame bekliyor. Binlerce kişiye iddianame yazanlar, bir kişi diye 8 aydır, 9 aydır yazamıyor. Niye? Yazsa suçunun olmadığı belli. Yazacak bir şey yok. Göreve dönecek. Tayyip Bey telefonla görüşmüş Gaziosmanpaşa’daki kifayetsizliğe... 'Tebrik ederim, aldın Gaziosmanpaşa’yı'. O da diyor ki, 'Aldık reisim, sağ olun. Ellerinizden öperim'. Gaziosmanpaşa’daki milli irade hırsızlarına, milli irade yankesicilerine söylüyorum: Reis, eli öpmekle değil, milletin gönlüne girmekle iktidar olunur.
- Bayrampaşa’da aslanlar gibi emekli öğretmenimiz kazanmış seçimi. Belediye meclisindeki fark kadar belediye meclis üyesi tutuklanıyor. İçeridekiler inadına istifa ediyorlar. Üç tane daha tutuklanıyor. Aradaki farka yetecek kadar kişilere olmadık teklifler, baskılar, akıl almaz rezillikler, torba oyunları, kura hileleri; yine kazanıyoruz, mahkemeden bozdurmalar… Akıllarınca Bayrampaşa’nın iradesine çökecekler. Buradan Tayyip Bey’e söylüyorum: Bayrampaşa’da da, Gaziosmanpaşa’da da, Yalova’da ne olduysa o olacak. Milletin dediği olacak.
"Rezerv alan planları belirlendi. Buna göre imar planı yapıldı. Kentsel dönüşüm talebi iletildi, kabul etmediler"
- Mehmet Başkan 21 aydır görevde. Gece gündüz çalışıyorlar, Yalova’ya hizmet götürmek istiyorlar. 12 bin 600 ton sıcak asfalt serilmiş. Bisiklet yolları yapılmış. İki kent lokantası yapılmış. Eğitim Araştırma Hastanesine otobüs seferleri ücretsiz konmuş. İki aile sağlığı merkezi inşa edilmiş. İstihdam Ofisi 1,5 yılda 630 kişiyi işe yerleştirmiş. Yalovalı çiftçilere 14 ton sertifikalı tohum ücretsiz dağıtılmış. Sokaktaki canlarımız için Doğal Yaşam Merkezi hizmete girmiş. Gerekli protokoller yapılmış. Atamızın emaneti, mirası Yürüyen Köşk’ün restorasyonu yakında başlıyor.
- Deprem bölgesi Yalova’da kentsel dönüşümün hızlanması için kolaylaştırıcı uygulamalar devreye alındı. Master plan oluşturuldu. Rezerv alan planları belirlendi. Buna göre imar planı yapıldı. Kentsel dönüşüm için belediyemiz döndü, bu talebini iletti, kabul etmediler. Kentsel dönüşüm için devasa bir imza kampanyası yapıldı. 25 bin haneden imza alındı, yollandı. Halen daha burada ses çıkarmıyorlar. Karşı tarafta bu sesi duymayan Murat Kurum var.
"Bu millet depreme karşı kentsel dönüşüm istiyor"
- Murat Kurum da diyecek ki, 'Genel Başkan her cumartesi bir yere gidiyor. Gittiği yerde beni yuhalatıyor'. Vallahi Murat Bey, Hatay’da Murat Kurum’un 'M'si ağzımdan çıktı, millet başladı. Burada da daha bir şey demedim. 'Kentsel dönüşüm, Murat Kurum' dedim. Bak ne dediler. Ben siyasette kimseyi yuhalatmam, gayret ederim olmasın diye ama daha laf ağzımızdan çıkıyorken bir tepki varsa... Bu kent 1999’da depremi biliyor. Kentsel dönüşümün önemini biliyor. Bu millet depreme karşı kentsel dönüşüm istiyor. Belediye başkanları üstüne düşeni yapmış. Millet imza atmış, kentsel dönüşüm istiyor. Murat Kurum, sana bu tepkinin sebebi bu işi siyasete bulaştırmandır. Buradan Murat Kurum’a çağrımdır: Yalova’nın kentsel dönüşümünün önünü açın. Yeni bir felaketin sebebi olmayın.
Hataylılar, Murat Kurum'u 'boş senetçi Murat' diye tanımlıyorlar"
- Murat Bey’i Hataylılar 'boş senetçi Murat' diye tanımlıyorlar. Geçen hafta yağmurun altında, elinde tutuyor 'Boş Senetçi Murat'. Kim dedim, bu tefeci mi, ne bu? 'Vallahi' dediler, 'Tefeciden berbat, en zor günümüzde geldiler. Biz deprem konutlarını bir yıl içinde bitireceğiz' dediler. 'Oyu bize verin, görün, bir yıl sonra evdesiniz' dediler. Oyu verdik, bir yıl sonra evlerin yüzde 2’sini bitirebildiler. 2 yıl sonra yüzde 30’unu bitirebildiler. 3 yıl sonra yüzde 70’ini bitirebildiler. Bununla övünüyorlar. 3 yıl konteynerde kalmışım. Yağmurun, çamurun altında kalmışım. Şimdi evim bitti. 'Ver anahtarı' diyorsun, önüne boş senet ittiriyorlar. Ne diyorlar? 'Boş senede imza atmazsan anahtarı vermem'. Senette iki tane boş yer var sözleşmede. Bir, para kısmı; ne ödeyeceğim belli değil. İki, faiz oranı; ne yazacakları belli değil.
"Buradan boş senetçi Murat Kurum’a sesleniyorum. Hatay bir haftadır cevap bekliyor"
- Normalde Afet Kanunu faizi kabul etmez. Ama bunlar bir yer bulmuş. Yok rezerv alan olursa faiz olur. Yok yerinde dönüşüm olursa faiz olur. Yok ev olmaz, dükkân olursa faiz olur. TOKİ olursa faiz olur. Faizli senedi getiriyor. Depremzedeye avukatlar demiş ki 'Faiz kısmını çiz, öyle imza at'. Çizince önünden kağıdı kapıyorlar, yenisini veriyor. Ya boş senede imza atacaksın ya da evi alamazsın. Ben şimdi buradan hem Murat Kurum’a hem Erdoğan’a sesleniyorum. TOKİ konutları, rezerv alana yapılan konutlar ve esnafın iş yerlerinden ne kadar ücret isteneceğini ilan edin. Bu ödemelerin hiçbirinden faiz veya TÜFE artışı alınmayacağını söyleyin. Bir hafta önce Hatay’da söyledim. Her konuya hemen tweet atanlar ses çıkarmadılar. 'Hadi bir şey söyleyin' dedik. Tweet atmış Murat Kurum. Lafı çeviriyor. 'Faiz yok', 'Orası boş kalmayacak' demiyor. Buradan boş senetçi Murat Kurum’a sesleniyorum. Hatay bir haftadır cevap bekliyor.

- Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Bugün gitmiş Aydın’a. Aydın'ı biliyor musunuz? O topuklayan Efe’nin yanına gitmiş. Tayyip Bey, Aydın'da soğuk havada sıcak bir salonda, salona doldurmuş; oradan atıyor, tutuyor. Buradan sesleniyorum: Salon adamı Tayyip Bey, Yalova Meydanı'nı görüyor musun? Vicdanı olan herkese söylüyorum. AK Parti'nin, MHP’nin seçmenlerine söylüyorum. Salı günü İstanbul'da, Silivri’de Aziz İhsan Aktaş davası başlayacak. Bu kişi 700 yılla yargılanıyor. Kendisi tutuksuz ama çalıştığı belediyelerin yöneticileri tutuklu. 4 yılla yargılanan Zeydan Karalar tutuklu. Yine 4–6 yılla yargılanan Adana'nın belediye başkanları Kadir tutuklu, Oya tutuklu. Bütün arkadaşlarımız tutuklu. Ama örgütün başı tutuksuz. 'Örgütü kuran benim' diyor ama 'itirafçı oldum' diye onu salıyorlar, milleti topluyorlar.
"Verilmeyecek hesabı olanlar, topuklaya topuklaya AK Parti’ye kaçanlardır"
Bu itirafların içinde en çok adı geçen, en çok eylemi olan, en çok ihalesi olan Aydın Büyükşehir Belediyesi. Şimdi bugün oturduğu, hatta sosyal belediyecilik yapıyor diye övdüğü Aydın’ın 'topuklayan efesi', Aziz İhsan Aktaş’ın ifadesini görünce, onun adına ödediği faturayı önüne koyunca 'eyvah ya AK Parti’ye katılacaksın ya Silivri’ye atılacaksın' deyince, koşa koşa AK Parti’ye gitti. İşte buradan açıkça ilan ediyorum: Verilmeyecek hesabımız yok. Verilmeyecek hesabı olanlar, topuklaya topuklaya AK Parti’ye kaçanlardır. Dosyada en çok iddia Aydın Büyükşehir Belediyesi için var. En çok çalışma onlar için var. Ama 'Benim partime gelirsen seni mahkemeden kurtarırım' diye birilerini transfer eden Erdoğan çıkmış bugün orada, bunların hiçbir tanesi olmamış gibi yalan yere konuşuyor.
"AK Parti, Ankara’da olduğu gibi Yalova’da da bu işlere su koyuyor. Baraj yapmıyor"
- Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu ifade edeyim: Belediye başkanımızın kentsel dönüşümle ilgili çabalarının ve taleplerinizin arkasındayız. Yalova’da bir su sorunu var. Geçen aylarda bir sabotaj, bir terör saldırısı Yalova’nın içme suyuna yapıldı; bununla ilgili büyük bir mücadele verildi. Bunu bile istismar etmeye çalışanlar oldu. Yalova’da Gökçe Barajı’nın su seviyesi yüzde 10’un altına inmiş durumda. İkinci bir baraj yapılması lazım. Ama barajı yapacak olan AKP’den tık yok. AK Parti, Ankara’da olduğu gibi Yalova’da da bu işlere su koyuyor. Baraj yapmıyor. Bir de çıkmışlar, yağmur yağmasın diye adeta yağmur duasına değil, 'yağmur yağmasın' duasına çıkıyorlar. Yağmur yağmasın, kuraklık olsun, Ankara’da su yetmesin, İstanbul’da su yetmesin, Yalova’da su yetmesin, millet CHP’ye kızsın diye. Biz hem sorumluluklarımızın farkındayız hem AK Parti’nin yapmadıklarının farkındayız. Ama buradan söylüyorum: Çok beklersiniz. Ne Yalova’da ne Ankara’da ne İstanbul’da milletimize mahcup olmayacağız. Çatlasanız da patlasanız da yerel yönetimlerde başarılıyız, Türkiye’de de başarılı olacağız. Yetmez.
"Bir şehre su getireceksen, baraj yapacaksan yatırım bütçesine para koyacaksın"
- Nacaklı deresinin üstündeki MUSKİ tesislerini verin, vermiyorlar. Elmalı Deresi’nde üçüncü şahıslara ait tesisler var, kaldırmıyorlar. 1998’de Demirel Cumhurbaşkanı, Mesut Yılmaz Başbakanken Armutlu yolunun temeli atıldı. 24 yıldır bitirmiyorlar. Çiftlikköy’deki Etibank tesisleri 1999 depreminde hasar gördü. AK Parti geldi, TMSF eliyle orayı aldı. O günden beri çivi çakmadı, çürümeye terk etti. Baraj yapmak suyu biriktirmek, şehirlere getirmek merkezi yönetimin, dağıtmak belediyelerin işi. Tayyip Bey'in işine gelmiyor. Bu da sizin işinizmiş gibi söylüyor ama bir yandan baraj yatırımı için sorumluluğu ortada. Bir şehre su getireceksen, baraj yapacaksan yatırım bütçesine para koyacaksın. İçme suyuna ayrılan kaynak yüzde 1,2. 12,5 milyar lira ayırmışlar. Geçen yıl bu paranın sadece 752 milyonunu, yüzde 10'unu harcamışlar. Yüzde 90’ı duruyor.
"Bizim iktidarımızda tüm imkanlar millet için seferberdir"
- İktidar partisi ayırdığı yüzde 1,5'luk paranın bile yüzde 10'unu kullanmış. Belediyeler son bir yılda 129 milyar liralık yatırım yapmışlar. Yani merkezi yönetimin yaptığının 170 katını. Kamuda suya 752 milyon para harcanırken, kamu binalarına, keyif çatacakları binalara 87 milyar lira harcamışlar. AK Parti 'zaten belediyeleri CHP aldı. Baraj yaparsam, içme suyu için çalışmalar yaparsam, bunu CHP'den bilirler' diye ayırdığı küçük parayı bile harcamayan ve 'su getirmek CHP'li belediyelerin işi' diyen bir iktidar var. Buradan Yalova’dan açıkça söylüyorum: Bizim iktidarımızda tüm imkanlar millet için seferberdir. Bugüne kadar millete mahçup olmadık. Ancak bu yorgun, bu kötü niyetli, milleti değil de kendini düşünen bu iktidardan ilk seçimde yönetimi alacağız.
"İktidar olacağız, bu düzeni değiştireceğiz"
- Yalova'da süs bitkisi merkezi heba ediliyor. Çiçekçilik Organize Sanayi Bölgesi kurulması gerekiyor. CHP iktidarında KDV’yi yüzde 1’e indireceğiz, teşvikleri vereceğiz, Yalovalı çiçekçilerin yüzünü güldüreceğiz. Tersane işçileri var. Taşeron, 'dayıbaşı sistemi' var. İş güvenliği yok. Maaşlar asgari ücret. Kimyasal altında çalışıyorlar. Yıpranma hakları kaldırıldı. İşçiler büyük bir haksızlığa uğruyor. İktidar olacağız, bu düzeni değiştireceğiz.
"Bir zamanlar 'şahlandık, uçuyoruz, kaçıyoruz' diyenler şimdi binbir tane mazeret üretiyorlar"
- Yalova'nın da Türkiye'nin de en büyük sorunu hiç şüphe yok ki ekonomi. Bir zamanlar 'şahlandık, uçuyoruz, kaçıyoruz' diyenler şimdi binbir tane mazeret üretiyorlar. Maalesef tablo çok hazin. Yoksullukta Avrupa birincisiyiz. Yüksek enflasyonda Avrupa birincisiyiz. Yüksek faizde, işsizlikte, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Maalesef eskiden grekoromende, serbest güreşte, tekvandoda Avrupa birincisiyiz derken, şimdi AK Parti'nin kara düzeninde beşi bir yerde var ama bu ödüllerin, galibiyetlerin getirdiği değil sefaletin getirdiği AK Parti'nin boynumuza astığı büyük yüktür.
"Kollarına 20 milyonluk saat taktılar, geldiler 28 bin liraya hayır oyu verdiler"
- Bu meydanda yüzde 75-80 emekli var. Bu emeklilere bundan sonrası için ayda 20 bin lirayı reva gördüler, 20 bin lirayı. Biz emekli maaşlarına zaten itiraz ediyorduk. Emekli maaşı 19 bin olacak, bin lira da verip 20 bin yapacağız deyince Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu, bütün milletvekillerimiz Meclis’te eyleme geçtiler. 15 gün boyunca Meclis’i terk etmediler. Dedik ki, emeklilere insanca yaşayacakları bir ücret verelim. Aslında büyük bir fırsat vardı. CHP’nin dışında, daha doğrusu AK Parti dışındaki bütün partiler; CHP, DEM, Yeni Yol Grubu, İYİ Parti ve nihayet MHP buna sefalet ücreti dedi. Biz de dedik ki: 'Gelin bu sefalet ücretini düzeltelim' Bize kalsa bizde asgari ücret de 39 bin lira, en düşük emekli maaşı da 39 bin lira. Ama madem siz asgari ücreti 28 bin lira yaptınız, gelin en düşük emekli maaşını da 28 bin lira yapalım. Gelin hep beraber tüm emeklilere 8 bin lira seyyanen zam verelim. Her emekliye. Hiç olmazsa bir rahat nefes aldıralım dedik. Ama bir gün boyunca bile yoksulluk görmemişler. Ömründe bir öğün atlamamışlar. Kollarına 20 milyonluk saat taktılar, geldiler 28 bin liraya hayır oyu verdiler.
"Emekliyi tabuta sokmaya utanmıyor, tabutu Meclis’e sokmaya utanıyor"
- Bütün muhalefet milletvekilleri büyük direnç gösterdiler, büyük mücadele ettiler. Arkadaşlarımız her yolu denedi. En son oylamadan önce, 'Durun, bir kere daha düşünün. Tekriri müzakere yapalım. 20 bine değil, hiç değilse 28 bin liraya el kaldıralım. Bir daha düşünün' dediler, dinlemediler. Arkadaşlarımız Meclis’in kürsüsüne tabut getirdiler. O tabutu gördünüz mü, tabutu? O tabutu görmeye AK Parti tahammül edemedi. Emekliyi tabuta sokmaya utanmıyor, tabutu Meclis’e sokmaya utanıyor.
"Tabuta, mezar taşına vampirler saldırır. Siz emeklinin kanını emen vampirlersiniz"
- Sonra tuttular, bu tabuta saldırdılar. Arkadaşlar emeklinin mezar taşını yazmış, üstüne sefalet ücretlerini yazmış, ona saldırdılar. Bugün de çıkmış Tayyip Bey diyor ki, 'Cumhuriyet Halk Partisi emekliyi bize kışkırtmaya çalışıyor' Ya sen emekliyi öldürmüşsün, hala daha kışkırtmaya çalışmaktan bahsediyor. Diyor ki: 'Kürsüye saldırıyor' Kürsüye biz saldırmadık. Kürsüde emeklinin tabutu vardı. O tabuta siz saldırdınız. Burada Yalova’dan söylüyorum: Tabuta, mezar taşına vampirler saldırır. Siz emeklinin kanını emen vampirlersiniz.
"İktidarı değiştirmeye var mısınız"
- AK Parti’nin kara düzeni emeklinin kanını emmektedir. Karşıda kuyumcu dükkanları. Gidin sorun. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı o günkü asgari ücretin 1,5 katıydı. En düşük emekli maaşı 257 liraydı. Emekli maaşı 184 liraydı. O gün o kuyumcudan en düşük emekli maaşıyla, 257 lirayla 8 çeyrek alınıyordu. Bugün 2 çeyrek alamıyor. Maaş 20 bin lira, çeyrek altın 10 bin 500 lira. Emeklilere hatırlatayım. AK Parti geldiğinde 8 çeyrek altın aldığınız doğru mu? Şimdi ikiye düşmüş doğru mu? Türkiye’deki bütün emeklilere sesleniyorum. Sadece bir emekli değil, Türkiye’deki her emekli. Sadece bir sefer değil, her ay. Sadece bir çeyrek değil, 6 çeyrek altın kaybedilmiş. Bir şey kaybedildiği yerde bulunur. Küçücük bir kız kolyesini düşürse, düşürdüğü yerde gider arar. Siz bunu nerede kaybettiniz? Siz bunu 3 Kasım 2002 günü sandıkta kaybettiniz. Şimdi kaybedilenleri geri almaya, emeklinin hakkını AK Parti’nin kara düzeninden söke söke almaya var mısınız? Sonuna kadar mücadeleye var mısınız? Tayyip Bey diyor ki ‘Kışkırtma.’ Kışkırtmazsam namussuzum. Tayyip Erdoğan’ı o koltuktan indirmeye var mısınız? Bu iktidarı değiştirmeye var mısınız? Emekliye acımayana acımamaya, onları oradan indirip iktidarı değiştirmeye var mısınız? İste artık bundan sonra bütün emeklilere sesleniyorum. Elleri nasırlılara sesleniyorum. Dirseği çürümüşler, gözlük camı büyümüşlere sesleniyorum. Sen düşünme artık. Tayyip Erdoğan düşünsün.
- Buradan Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum. Çok ağrına gitmiş. Bunların verdiği maaş emekli maaşı değil. Harçlık dedim. Diyor ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi kendi belediyelerinde harçlık dağıtıyor’. Ben 20 bin liraya harçlık dedim. Yalova Belediyesi'nde en düşük maaş 50 bin lira. Tayyip Bey'e söylüyorum. Büyük şehirlerimizde 21 il belediyemizde, merkez belediyelerimizde, ilçe belediyelerimizde bırak senin 20 binini, bırak senin 28 binini. Bırak bizim 39 bin liranın bile altında maaş yok. Varsa ilan et göreyim. Varsa sadece belde belediyelerinde vardır. 6 kişi çalışıyor, onun da maaşını devlet yolluyor. O yüzden kimse Cumhuriyet Halk Partisi'ne kara çalarak siyaset yapmaya kalkmasın.
"Siyaset parayla yapılmaz, siyaset panoyla yapılmaz. Siyaset yürekle yapılır yürekle"
- Tayyip Bey'e 2 hususu daha hatırlatıyorum. Ben deprem bölgesine gittim, toplayamadığın kalabalığı topladım. Yağmurda bütün gerçekleri anlattım. Eğer sen haklıysan gel birlikte deprem bölgesini gezelim dedim. Bir daha soruyorum. Cevap bekliyorum. Sen bir şey söylüyorsun, Hatay'ın sokakları başka bir şey söylüyor. Benimle birlikte 6 Şubat'ta Hatay'da sokakta gezmeye var mısın yok musun? İkincisi geçmişte söyledik hala cevap bekliyoruz, İstanbul'da Ekrem Başkan'a büyük haksızlık yaptın. Sonra diyorsun ki İstanbul'un panolarını doldurmuş. Bakın bu arkadaş İstanbul'a il başkanı bulamadı. 16 milyon kişilik İstanbul'a koca İstanbul teşkilatından bir kişiyi il başkanlığına layık görmedi. Bir belediye başkanını istifa ettirdi. O belediye başkanıyla geldiler. Onu il başkanı işaret etti. Parayı basıyorlar. İstanbul'da eskiden belediyelere ait olup çöktükleri kayyum atadıkları şirketlerdeki ilan panolarına 'İstanbul iyi yönetilmiyor. Senin ömründen gidiyor' diye yazılar yapıştırıyorlar. Siyaset parayla, panoyla yapılmaz. Siyaset yürekle yapılır. O kadar yalanı yazdınız. Apar topar bir gece yarısı topladınız. Onu oraya nasıl yapıştırdığınızı ne numaralar çektiğinizi biliyoruz. Pano siyasetiyle Hatay'daki branda siyasetine teslim olacağımızı kimse düşünmesin. Tayyip Bey senin yönettiğin ülkede 20 bin lira emekli maaşıyla emeklinin ömründen gidiyor. 28 bin lira asgari ücretle emekçinin ömründen gidiyor. Geleceğini göremediği için bu memleketin evlatları yurt dışına gidiyor. Anasının babasının evladı gidiyor ömründen gidiyor. Sen çıkmışsın panolara yalan yanlış konuşuyorsun.
"İstanbullunun önüne sandığı koyalım. Seçimi yenileyelim"
- Ben İstanbul’a seçtirdiğimi de biliyorum. Türkiye’ye seçtireceğimi de biliyorum. Tayyip Bey’e bir kez daha soruyorum. İstanbul kötü yönetiliyorsa, çok istiyorsan İstanbul’u çık meydana. CHP - AKP bütün belediye meclis üyelerini istifa ettirip İstanbul seçimlerini yenileyelim. Benim adayım belli. İstediğin adayı çıkar, bir tek şartım var. İstanbullular karar versin. İstanbullular, Ekrem Başkan demez de ‘Tayyip Bey’in atadığı’ derse senin dediğin olsun. Ben Genel Başkanlığı da bırakacağım. Ama karşımıza çık, İstanbul’a sandığı koyalım. İstanbullu bir kez daha, beşinci kez daha Ekrem İmamoğlu derse, seni yenerse, sen tutuksuz yargılamaya var mısın? Türkiye’yi erken seçime götürmeye var mısın? Hodri meydan. Net soruyorum, net. İstanbullunun önüne sandığı koyalım. Seçimi yenileyelim. Ben kaybedersem siyaseti bırakacağım. Sen kaybedersen, erken seçim sandığına var mısın, yok musun? Hodri meydan. Ey Erdoğan, adayımı bırak. Sandığı getir. Adayımı yanımda. Sandığı önümde istiyorum. Hodri meydan. Buradan gazetecilere soruyorum. Bütün televizyonculara, Tayyip Bey’i gördüğünüz ilk yerde şimdi Aydın’daysa Aydın’da, haftaya Meclis’te. Nerede bulursanız mikrofonu uzatıp ‘Özgür Özel meydan okuyor’ deyin. ‘İstanbul seçimlerini yenileyelim diyor’ deyin. ‘İstanbul kararını versin. Ben gerekirse kendimi ortaya koyuyorum diyor’ deyin. Var mısın, yok musun diye sorun bakalım. Var mıymış yok muymuş?
"İşçi kurtulmadan çiftçi kurtulmaz"
- Geçmişte bir kilo buğday satıp 1 litre mazot alan çiftçi şimdi 6 kilo buğday satsa 1 litre mazot alabiliyor. Geçmişte 1 kilo pamuk satıp 2 buçuk kilo mazot alan çiftçi şimdi 2 buçuk kilo pamuk satıp 1 litre mazotu zor alıyor. Türkiye'deki bütün çiftçilerin kazandığı parayı çiftçi sayısına bölmüşler. Çiftçilerin aylık geliri 19 bin 700 lira. Yani en düşük emekli maaşı neyse çiftçilerin aylık geliri de o noktaya gelmiş durumda. Çiftçinin bu sene destekleme hakkı 772 milyardı. Bunun 5’te 1’ini bütçeye koydular, 168 milyar. Yani kanunun dediğinin 5’te 1’ini çiftçiyi razı etmeye çalıştılar. 20 bin lira emekli maaşı, 28 bin lira asgari ücret. 19 bin lira çiftçinin parası. Emekli kazanmadan emekçi kazanmaz. Emekli kurtulmadan işçi kurtulmaz. İşçi kurtulmadan çiftçi kurtulmaz, çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz.
- 19 Mart bir sivil darbeydi. O günden bugüne 310 gün geçti. 50 gün sonra tam bir yıl olacak arkadaşlarımız cezaevlerinde tutuluyorlar. Erdoğan'a sesleniyorum. Buradan ilan ediyorum ki arkadaşlarımız suçsuzdur. Söyleyen herkes iftiracı söylenen her şey iftiradan ibarettir. Ekrem Başkana yolsuz dediler, PKK'lı dediler, casus dediler. Hepsinin altı boş çıktı. Şimdi çıktılar bir uçak yalanı attılar. Utanmadan Sabah gazetesi güya köşe yazarı yalanlarıyla övünen, çıktılar dediler ki uçakta şu oldu, bu oldu. Ama uçağın sahibi AK Partili çıktı, uçağı işleten AK Partili çıktı, verdikleri isim AK Partili çıktı. Ortağı AK Parti'nin bir önceki il başkanı çıktı. İhaleyi veren İstanbul Büyükşehir değil, bakanlık çıktı. Paranın verildiği yer İBB değil, İstanbul Valiliği çıktı. Uçakta gezen tozanlar AK Partili çıktı. Ama geçen hafta Erdoğan çıktı, dedi ki ‘milletin parasıyla gününü gün eyleyenler.’ Erdoğan'a sesleniyorum; Cumhuriyet Halk Partisi'nde milletin kör kuruşuna tenezzül eden yok. Cumhuriyet Halk Partisi'nde kreş yaptır, dozer al, yurt yaptır dışında iş adamının parasına el süren yok. Sadece hizmete yönlendiren var. Ama senin 4 bakanın ellerinde ayakkabı kutularıyla çıkan paraları önce FETÖ koydu deyip sonra faiziyle geri istediler. O ayakkabı kutularından çıkanların hesabını vermediğin gibi o gün bile devletten çıkmadıktan sonra rüşvet denmez diye onu bile makul göstermeye çalışmıştın. Erdoğan'a söylüyorum, bu meydanlar boşa konuşmaz. Şu meydan geçen gün o kırılası ellerin saldırdığı ay yıldızlı al bayraklarla dolu şu meydan. Bu meydan boşa konuşmaz Erdoğan. Bu meydanlar bir şey söylüyor. Bir devri kapatıyoruz, bir devri açıyoruz. Erdoğan'ın evlatlarının, bakanlarının, bakan evlatlarının devri bitiyor. Vatan evlatlarının devri başlıyor, vatan evlatlarının.
- Türkiye’nin en büyük ilçesi Esenyurt’a kayyım atadıkları, belediye başkanını bir yıldan fazla haksız içeride tuttukları davada İstanbul’daydık. Herkes uzunca bir süredir Ahmet Özer’in uğradığı mağduriyeti biliyordu. O davada bir yıl hapis yatmış Ahmet Özer’e, altı yıl üç ay daha hapis cezası verdiler. Ahmet Özer, suçlamaları teker teker çürütmüştü. AK Toroslar çetesi, 1990’larda nasıl millete kafa tutuyorsa şimdi de bize kafa tutmaya devam etti. Bu yapılan haksızlığa Cumhuriyet Halk Partisi dışında tüm siyasi partilerin, AK Parti hariç, Milliyetçi Hareket Partisi dahil tepki gösterildi. Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin kurucu partisi. Bu ülkenin kurucu partisinin belediye başkanına, bir tek üyesine kimsenin ‘terörist’ demeye gücü yetmez ve onun alnını karışlarız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz bu ülkede barış olsun, kardeşlik olsun denildiği bir süreçte, belediye başkanımıza 15 yıl önce taziye telefonu açmış diye, esnaf gezerken bir dükkana girmiş diye, satın aldığı elektrik süpürgesinin parasını yolladığı kişinin bilmem nereyle irtibatı varmış diye, Esenyurt Belediyesi’ne çökmek için kurulan bu kumpaslara teslim olmayız.
- AK Parti’nin kara düzenine karşı, AK Toroslar çetesine karşı, ya bu milletin ve seçtiklerinin, bu milletin seçme iradesinin arkasında duracağız ya da bunlar bizi 100 yıl geriye götürecekler. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kelime eksik konuşmaya, bir santim eğilmeye, bir adım geri adım atmaya asla tahammül etmeyiz, müsaade etmeyiz. Dik duranlar bizimle yürüsünler. Teslim olanlar bu iktidarla yürüsünler. Bundan sonraki süreçte dostu düşmanı, bu milletin iyiliğini isteyeni, kötülüğünü isteyeni, bu milletin iyi bir noktaya gitmesini isteyenle geride kalmasını isteyeni millet de ayıracaktır, bundan sonra Meclis’te de saflar ona göre ayrışacaktır. Cumhuriyeti kuran parti, demokrasiyi getiren parti, insan haklarını savunan parti, bağımsız yargıyı isteyen parti, bizimle yol yürüyecek herkesin yürüyüşüne destek olacaktır, Cumhuriyeti ayakta tutacaktır.
"Toplumda beş kişinin üçü bu davanın siyasi olduğuna inanıyor"
- Bir aralar Televole diye bir program vardı. Şimdi memlekette bu kadar büyük bir darbe girişimi...İmza kampanyasında 25,5 milyon kişinin imza attığı aday için, onu seçime giremez hale sokmak için 31 yıl önce aldığı diplomasına saldırdılar. Devletin 35 yıl önce verdiği ilanı yok saydılar. 31 yıl önceki diplomayı yok saydılar. En büyük kötülüğü Ekrem Başkan’a değil, bu ülkenin verdiği evraklara kıymet verenlere, yatırımcılara, iş insanlarına, yurt dışından Türkiye’ye yatırım getireceklere ve bundan istifade edecek Türk milletine yaptılar. Hiçbir iftiralarının altını dolduramayınca, bizler güya susacaktık, sinecektik, onlar da konuşup konuşup gürültüye getireceklerdi. Ekrem İmamoğlu tarihe hırsız, yolsuz diye geçecekti. Biz arkasından çekilince onlar da onu, sonra da milleti ezecekti. Tabii buna izin vermediğimiz için kamuoyu araştırmaları yüzde 60 ‘Bu dava siyasidir’ dediği için, yüzde 25 ‘Savcıya inanıyoruz’ dediği için, yüzde 15 ‘Kafam karışık ya da telefonda konuşmaya korkuyorum’ dediği için toplumda beş kişinin üçü bu davanın siyasi olduğuna, Ekrem Başkan’ın masum olduğuna inanıyor.
"19 Mart rezaletini unutturmak isteyenler güya kumarla mücadele ediyorlar"
- Hal böyle olunca hem yoksulluğu, sefaleti, hem 19 Mart rezaletini unutturmak isteyenler güya kumarla, uyuşturucuyla mücadele ediyorlar. Uyuşturucuda torbacı topluyorlar baronlara dokunmuyorlar. Ya da şikede iki topçuyu buluyorlar, gerisine ilişmiyorlar. İki topçu, iki popçuyla operasyon yapıp bunu magazin haline getirip, her sabah üç, beş, 10 kişiyi evlerinden toplayıp, sonra sekizine ‘pardon’ deyip ikisini içeri koyup birini ertesi gün salıyorlar. Ama orada gençlerin sevdiği sanatçılara, bu milletin gönlüne girmiş insanlara yapılan haysiyet suikastini, onların ailelerinin düştüğü durumu, komşularının gözünde, çocuklarının okulda düştüğü durumu kimse gözetmiyor. Bir suçlu varsa elbette suçluyla uğraşılır, ama herkes suçlu ilan edilip 20 kişiden 17’sine, 15 gün sonra ‘pardon’ demenin kıymeti yoktur. Ama mesele ne kendi içlerindeki pudra şekerciler, ne gerçek kumar, uyuşturucu baronları. Mesele ‘Efendim herkese dokunuyor bizim arkadaşlar’ demek ve mesele bu konuyu magazin haline getirmek.
"Akın akın Televole geliyor"
- Bakın bu savcı belediye başkanlarımızı, belediye meclis üyelerimizi, 55 kişi dizip iki yanına birer polis kollarına geçirip, yukarıda bir yere kamera koyup, hepsini böyle geçirip arabalara dizmişlerdi ya hatırlıyor musunuz? O görüntüleri ilk olarak Ekol TV yayınlamıştı. Hatırlıyor musunuz? Ben de demiştim ki ‘Bu görüntüleri çekene, çektirene, erkenden Ekol’e verene, orada haysiyet suikasti yapana, günü gelince soracak hesabım var’ demiştim.
- Sonra ne oldu? Sonra bu savcı gidip Ekol TV’yi ziyaret etmişti. O Ekol TV şimdi kapandı. Kara paraya karıştı. Yurt dışına kaçtı. dört bir tarafa saçıldı. Tabelayı indirdiler, ortada Ekol TV yok. Doğru mu? Şimdi bugün sabah İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın, Ekol TV’ye o görüntüleri ilk veren Akın. İstanbul’a atandığında Ekol TV’yi ziyarete giden, haysiyet suikasti yaptıran Akın bu sabah başvurdu, ‘İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ekol TV’yi ziyaret etti’ haberlerine erişim engeli getirdi. Niye? ‘Şimdi haberi kaldırın, kimse izlemesin.’ Vallahi akın akın hep beraber izleyeceğiz. Geliyor akın akın Televole. Geliyor akın akın Televole. ‘Oynatalım Uğurcum’ yapacağım. ‘Bizim arkadaşlarımıza bu haysiyet cellatlığını yapan Akın, şimdi ne durumda bakın. Oynat bakalım Uğurcum’ yapacağım. O günü bekliyor musunuz? O günü görecek miyiz? Buradan ilan ediyorum; öyle savcı maaşıyla, 16 gayrimenkul, İstanbul’un en pahalı yerlerinde, en pahalı gayrimenkuller, 100 yıl çalışsan alamayacağın parayla ev almalar, yat bakmalar, kat oturmalar. Ben bunların peşini bırakmam. Hepsini biliyorum, RTÜK’teki polisi de biliyorum. Yanındakini de biliyorum. Vallahi de bırakmam, çok yakında geliyor. Oynatalım Uğurcum. Akın akın Televole geliyor.
"Birlikte mücadele edenler kazanır, tüm Türkiye'yi mücadeleye davet ediyoruz"
- Diyorlar ki ‘Bu meydanlar nasıl doluyor? Efendim yaz oluyor doluyor, kış oluyor doluyor. Dolu yağıyor doluyor, kar yağıyor doluyor. Sıcakta doluyor, soğukta doluyor. Bunu nasıl yapıyorsun?’ Evde pijamayla oturup uzaktan kumandayla muhalefet yapmıyorsunuz. Solculuk yapmıyorsunuz. Meydanlara taşıyorsunuz. Hepinize helal olsun. Torun sevmek yerine, torununun geleceğini düşünenlere, eşiyle oturmak, kestane kızartmak yerine memleketin geleceğinde inisiyatif alanlara helal olsun. Yalova tarihinin en muhteşem eylemine, en muhteşem mitingine hoş geldiniz, şeref verdiniz. Eğer çağrıldığınız meydana giderseniz, meydanları doldurursanız, sesi yükseltir mücadeleyi güçlendirirseniz bizi kimse yenemez. Sizin o bileğinizi kimse bükemez. Tek başına olanlar, tek başına kalanlar, korkanlar kaybeder. Yalnızlar kaybeder. Birlikte olanlar, karşısındaki ne olursa olsun birlikte olanlar kazanır, birlikte mücadele edenler kazanır. Tüm Türkiye’yi mücadeleye davet ediyoruz.
"Adil bir vergi düzeni kuracağız"
- Pijamayı çıkarırsan, pantolonu, eteği giyersen, meydana gelirsen ne olacak? Bunların yaptığı gibi asgari ücret 28 bin lira değil, bugün için en azından 39 bin lira olacak. Emekli maaşı 20 bin lira değil, en azından 39 bin lira olacak. Emekli maaşı 2 çeyrek altın değil, bunlar gelmeden önce olduğu gibi 8 çeyrek altın alacak. Kredi Yurtlar Kurumu ücreti 4 bin lira oldu şimdi. Geldiklerinde verilen Kredi Yurtlar Kurumu bursuyla 1,5 çeyrek altın alınıyordu. Bugün 4 bin lira. Bunlardan önceki tutar 15 bin lira. Her öğrencinin KYK bursu en azından 15 bin lira olacak. Diğer tarafta dünyanın en adaletsiz vergisini veriyoruz. Sen meydana gelirsen vermeyenlerden çok alınacak, garibanlardan, yoksullardan hiç alınmayacak, az kazananlardan az alınacak. Ama birlikte kazanacağız, adilce bölüşeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi asla ve asla ne sermayenin, ne iş insanının ne fabrikatörün düşmanıdır. Onlara daha çok kazanacakları ama vergilerini adil ödeyip eşitçe paylaşacakları bir düzen sunacağız.
- Cumhuriyet Halk Partisi döneminde Türkiye’deki gençlerin vize sorunu kalmayacak. CHP gelecek Türkiye Avrupa Birliği’ne girecek, vizesiz Avrupa yasaksız Türkiye olacak. Nasıl belediyelerimiz yapıyorsa her mahallede devlet kreşleri ve her şehirde devletin yurtları olacak. Ne öğrencimizi ne emeklimizi sokakta bırakmayacağız. Barınma sorunu devletin sorunu olacak. Yoksulun sorunu olmayacak. Kimsenin karnı aç, sobası odunsuz, evladı mutsuz olmayacak. Böyle bir ülkeyi kurmak için bir tek şeye ihtiyaç var. AK Parti’nin kara düzeni gidecek, Türkiye Cumhuriyeti’nde halkın iktidarı kurulacak. Bu iktidarı kurmaya var mısınız? İşte bunun için bu meydandayız. İşte bunun için 24 Ocak günü bu karda, kışta, bu soğukta hep birlikteyiz.