Damar sertliğinin (ateroskleroz) temellerinin 20’li yaşlarda atıldığını vurgulayan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, yalnızca kalbi değil; tüm damar sistemini etkileyen bu sorunun önüne geçmek için “40’lı yaşları beklemeyin” uyarısında bulunarak, hayati bilgiler paylaştı.

TEK BİR HASTALIK DEĞİLDİR
Damar tıkanıklığı tek bir hastalık değil, birden çok küçük hasarın toplamıdır. Kolesterol, trigliserit, şeker ve tansiyon, damar tıkanıklığına yol açabilen ve damar sertliğini hızlandıran önemli risk faktörleridir…
1- LDL kolesterol damar duvarına sızıp oksitlendiğinde bağışıklık sistemi hücrelerini harekete geçirerek plak oluşumunu başlatır; plak büyüyerek damarı daraltabilir, yırtıldığında ise pıhtı ve ani damar tıkanıklığına yol açabilir.
2- Yüksek trigliserit, damar sertliğini destekleyen lipoproteinleri ve iltihabı artırırken HDL’yi (iyi kolestrol) düşürerek riski yükseltir.
3- Yüksek kan şekeri, damarların iç yüzeyine zarar vererek kolesterolün damar duvarına yerleşmesini ve plak oluşumunu kolaylaştırır.
4- Yüksek tansiyon ise damar duvarını sürekli yüksek basınca maruz bırakarak mikro hasarlara, yeni plak oluşumuna ve mevcut plakların ilerlemesine neden olur.
Bu faktörler birlikte bulunduğunda damar duvarındaki hasar ve iltihap artar, damar sertliği hızlanır; kalp krizi ve inme riski belirgin şekilde yükselir.
Sadece LDL'yi düşürmek yetmez
LDL kolesterolü düşürmek kritik önemde olsa da tek başına yeterli değildir. Damar sağlığı çok boyutlu bir denklemdir. LDL normal olsa bile yüksek tansiyon, kontrolsüz şeker, düşük HDL veya sigara riski sürdürebilir. Güncel yaklaşım tek bir değeri değil, tüm risk profilini birlikte yönetmektir.
Erken dönemde bu sinyalleri verir
Damar tıkanıklığı sinsi bir hastalıktır; damarın yüzde 70'i tıkanana kadar çoğu zaman belirti vermez. Ancak dikkatli bakıldığında erken uyarılar şöyle sıralanabilir: Efor ile göğüste baskı, nefes darlığı ve ani yorgunluk kalp damarlarında; dinlenince geçen fakat yürürken oluşan bacak ağrısı, el-ayaklarda soğukluk, kol ve bacak damarlarında; baş dönmesi, geçici görme bulanıklığı, tek taraflı güçsüzlük şah damarlarında önemli darlıklara işaret eder.
Beslenmede yapılan hatalar
Kızartmalar, hazır ve işlenmiş gıdalar ile margarin gibi trans ve aşırı doymuş yağların fazla tüketilmesi; rafine şeker ve şekerli içeceklerin artırılması; işlenmiş gıdalar, cips ve şarküteri ürünleriyle fazla tuz alınması başlıca hatalardır. Sebze, meyve ve tam tahılların yetersiz tüketilmesiyle lif eksikliği, balık yerine kırmızı ve işlenmiş et ağırlıklı beslenme, porsiyon kontrolünün olmaması, düzensiz öğünler ve fazla alkol tüketimi de damar sağlığını olumsuz etkiler.
Plak varsa kolesterol ilacı şart mı?
Görüntülemede plak saptanmışsa, bu artık damar tıkanıklığının kanıtlanmış olduğu anlamına gelir ve mutlaka ilaç tedavisi gerekir. Çünkü plak varlığı, gelecekte kalp krizi/inme riskinin belirgin biçimde arttığını gösterir. Statin gibi ilaçlar sadece LDL'yi düşürmekle kalmaz, aynı zamanda mevcut plağı stabilize eder, plağın ani yırtılıp pıhtı oluşturma riskini azaltır. Bazı çalışmalarda uzun süreli ve yoğun tedavi ile plağın küçüldüğü bile gösterilmiştir.
Bu nedenle "kolesterolüm normal, ilaca gerek yok" düşüncesi plak varlığında yanlış olabilir. Burada hedef sadece bir sayıyı düzeltmek değil, plağı sakinleştirmektir. Kesin karar, kişinin toplam risk profiline göre hekim tarafından verilmelidir.
Korunmak için geç kalmayın
Damar sağlığını korumak için ileri yaşlar kesinlikle beklenmemeli. Damar sertliği, 20’li yaşlardaki genç erişkinlerde bile damar duvarında yağlı çizgilenmeler şeklinde başlayabilir. Bu nedenle 20 yaşından itibaren kolesterol taraması yapılmalı, aile öyküsü yoksa 4-6 yılda bir tekrarlanmalıdır. 18 yaşından itibaren tansiyon her doktor ziyaretinde ölçülmeli; 35-40 yaş sonrasında, risk faktörü varsa daha erken, düzenli yıllık kardiyovasküler risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Ailede erken yaşta kalp hastalığı, sigara, obezite veya diyabet gibi riskler varsa kontroller daha erken başlamalıdır. Kısacası, damar tıkanıklığı 40’lı yaşlarda ortaya çıkabilir, ancak damar sertliği süreci çok daha erken, 20’li yaşlarda başlayabilir.
Başucu tavsiyeleri
- Yılda en az 1 kez düzenli kolesterol, şeker, tansiyon taraması yaptırın.
- Reçete edilen ilaçları düzenli kullanırken risk düzeyine göre belirlenen hedeflere ulaşmak önemlidir. İlaçları almak yetmez, hedeflenen değerlere geldiğinize emin olunmalıdır. Doktorunuzun reçete ettiği ilaçları düzenli kullanın ve kendi kendinize bırakmayın.
- Sigarayı azaltmak yerine tamamen bırakın.
- Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş veya orta yoğunlukta egzersiz yapın.
- Tansiyonunuzu düzenli olarak, kolesterolünüzü ise doktorunuzun önerdiği aralıklarla kontrol ettirin.
- Şeker ve un ağırlıklı gıdaları azaltırken liften zengin besinlere daha fazla yer verin; günlük tuz tüketiminizi 5 gramın altında tutmaya çalışın.
- Kilonuzu, özellikle bel çevrenizi kontrol altında tutun ve haftada en az 2 kez balık tüketin.
- Günde 7-8 saat kaliteli uyumaya özen gösterin. Yürüyüş, nefes egzersizleri veya hobiler gibi size iyi gelen düzenli yöntemlerle stresinizi yönetmeye çalışın.
- Ailenizde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü varsa, özellikle erkeklerde 55, kadınlarda 65 yaşından önce kalp krizi görülmüşse, genç erişkinlikten itibaren daha erken tarama ve daha sıkı risk kontrolü önemlidir.
Bir tek kalbi etkilemez
Vücudumuzdaki yüz bin kilometrelik bir damar ağı ile kalpten çıkan kan her organa oksijen ve besin taşır. Damarlar tıkanırsa kalp krizi, inme (felç), bacak damarlarında ise ampütasyona kadar gidebilen kangren tablosu ile karşılaşılabilir. Damar sağlığı, sadece kalp hastalığından korunmak değil; beyin, böbrek, göz ve bacak sağlığını da korumak demektir. Çünkü damar sertliği/tıkanıklığı tüm vücutta aynı anda ilerleyen bir hastalıktır.
Damarları yavaş yavaş yıpratan alışkanlıklar
- Sigara, damar iç yüzeyini doğrudan tahriş eder, damarları daraltır, pıhtılaşmayı kolaylaştırır ve HDL'yi düşürür. Sigara içenlerde kalp krizi riski 2-4 kat artar; pasif içicilik bile risk taşır.
- Özellikle karın bölgesindeki yoğun yağlar iltihap yaratan hormonlar salgılayan aktif bir organ gibi davranır, insülin direncine, yüksek trigliseride ve düşük HDL'ye yol açar.
- Egzersiz, damar iç yüzeyinin sağlığını koruyan nitrik oksit üretimini artırır; hareketsizlik ise bu korumayı ortadan kaldırır.
- Kronik stres durumunda sürekli yüksek kortizol ve adrenalin tansiyonu yükseltir, iştahı ve kan şekerini olumsuz etkiler, uykuyu bozar. Uzun süreli stres, damar iltihabını tetikleyen bağımsız bir risk faktörü olarak kabul edilir.