Dalma-batma zonları, okyanusal bir tektonik plakanın kıtasal bir plakanın altına daldığı bölgeler olarak biliniyor ve 2011’de Japonya’da meydana gelen 9,1 büyüklüğündeki Tohoku depremi gibi yıkıcı sarsıntılara yol açabiliyor.
Kuzey Kaliforniya’dan Kanada’nın British Columbia eyaletindeki Vancouver Adası’na kadar uzanan Cascadia dalma-batma zonunun da en az 9,0 büyüklüğünde depremler üretme potansiyeline sahip olduğu ifade ediliyor. Ancak bu tür 'mega depremlerin' ne sıklıkla meydana geldiği hala net değil.
Araştırmacılar, Cascadia’daki deprem geçmişini anlamak için bugüne kadar ani kara seviyesi değişimleri ve büyük depremler sırasında deniz tabanında oluşan tortu akıntıları olan 'türbiditler' gibi jeolojik kanıtlara başvuruyordu. Ancak kıyıya yakın denizaltı kanyonlarında bulunan türbiditlerin, fırtınalar, akıntılar veya depremlerle ilgisi olmayan sıradan heyelanlar nedeniyle de oluşabildiği biliniyor. Bu belirsizliği azaltmak isteyen ekip, daha derin alanlara odaklandı.
Science Advances dergisinde yayımlanan çalışmada, ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’ndan araştırma jeoloğu Jenna Hill ve meslektaşları, Monterey Bay Aquarium Research Institute ile iş birliği yaparak güney Cascadia’daki kıtasal yamacı inceledi. Kuzey Amerika kıtasından derin deniz ovalarına doğru uzanan bu dik eğimli bölgede, Kaliforniya’daki Crescent City açıklarında otonom ve uzaktan kumandalı araçlar kullanılarak ayrıntılı görüntüler elde edildi.
Araştırma kapsamında ayrıca deniz tabanı tortularından alınan örnekler radyokarbon yöntemiyle tarihlendirildi ve bu türbiditlerin zamanlaması, bilinen antik Cascadia depremleriyle karşılaştırıldı. Elde edilen veriler, son 7 bin 500 yıl içinde en az 10 büyük olayın meydana geldiğini gösterdi. Böylece tarihsel depremler, denizaltı heyelanları ve oluşan türbiditler arasında doğrudan bir bağlantı kurulabildi.
Jenna Hill, bu sayede türbiditlerin nasıl ve nerede oluştuğunu netleştirdiklerini belirterek, bu tortuların depremler tarafından tetiklenen heyelanlardan kaynaklandığını vurguladı. Çalışmada, bu tür derin deniz türbiditlerini tetiklemek için ne kadar büyük bir depremin gerektiğinin kesin olarak bilinmediği, ancak hasar yaratacak kadar güçlü sarsıntıların gerekli olduğu ifade edildi. Ayrıca deniz tabanı sarsıntısına dair izlerin, bu tür depremlerin tsunami riskini de artırabileceğine işaret ettiği aktarıldı.
Daha önce Pasifik Kuzeybatısı’nda kıyıya yakın denizaltı kanyonlarında bulunan türbiditler, Cascadia depremleri ile San Andreas Fayı’ndaki depremleri ilişkilendirmek için kullanılmıştı. Araştırmacılara göre kıtasal yamaçtaki türbiditler, gelgit veya yağış gibi kıyı süreçlerinden daha az etkilendikleri için depremlerin daha güvenilir göstergeleri olabilir. Hill, bu tür izlerin dalma-batma zonlarının bulunduğu pek çok bölgede yaygın olduğunu ve daha önce incelenmeyen alanlarda da benzer kayıtların bulunabileceğini söyledi.