Güney Afrika’nın en yüksek konut binası olan ve Johannesburg silüetinin en baskın parçalarından biri kabul edilen Ponte City, geçirdiği kapsamlı restorasyon ve güvenlik hamlelerinin ardından 2026 yılı itibarıyla modern bir dikey yerleşke statüsünü koruyor. 1975 yılında inşa edilen 54 katlı silindirik yapı, şehrin sosyo-politik değişiminin en somut fiziksel kanıtı olarak değerlendiriliyor.
ORTASI TAMAMEN BOŞ
Brütalist mimari anlayışıyla tasarlanan 173 metre yüksekliğindeki bina, ortasının tamamen boş olmasıyla dünya genelindeki gökdelenlerden ayrılıyor. "Core" yani çekirdek olarak adlandırılan bu iç avlu, dairelerin hem içten hem dıştan ışık almasını sağlamak amacıyla inşa edildi. Ancak 1990’lı yıllarda binanın çetelerin denetimine girmesiyle bu boşluk, beşinci kata kadar yükselen bir moloz ve çöp yığınına dönüşerek yapının çöküş döneminin simgesi haline gelmişti.

3000 KİŞİLİK DEV BÜFUSA EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR
2000’li yılların ortasında başlayan büyük çaplı temizlik ve yenileme çalışmaları sonucunda bina, suçla anılan imajından büyük ölçüde arındırıldı. Günümüzde biyometrik geçiş sistemleri ve 24 saat kesintisiz özel güvenlik denetimiyle korunan Ponte City; öğrenciler, genç profesyoneller ve orta gelirli ailelerden oluşan yaklaşık 3.000 kişilik bir nüfusa ev sahipliği yapıyor. Binanın alt katlarında yer alan toplum merkezleri ve kreşler, yapının sadece bir barınma alanı değil, sosyal bir yaşam merkezi olması hedefini destekliyor.
KONTROLLÜ TURİZM FAALİYETLERİNE AÇILMIŞ DURUMDA
Kendine özgü distopik atmosferiyle District 9 ve Resident Evil: The Final Chapter gibi uluslararası prodüksiyonlara mekan olan bina, günümüzde kontrollü turizm faaliyetlerine de açılmış durumda. Yerel sosyal girişimler aracılığıyla düzenlenen rehberli turlar, ziyaretçilere binanın tarihsel dönüşümünü ve mimari detaylarını inceleme imkanı sunuyor.