Antibiyotiklere karşı direnç, bakterilerin zamanla evrim geçirerek ilaçlara karşı bağışıklık kazanmasıyla ortaya çıkıyor. Bu gelişme, kan, bağırsak, idrar yolu ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar dahil birçok enfeksiyonun tedavisini tehlikeye sokuyor. DSÖ, bu sürecin özellikle yanlış reçeteleme ve antibiyotik tedavisinin erken bırakılması gibi nedenlerle hızlandığını belirtiyor.

Rapor, 2023 yılında 104 ülkeden toplanan 23 milyondan fazla vakaya dayanıyor. Bulgulara göre, 2018'den bu yana incelenen bakteri-antibiyotik kombinasyonlarının yaklaşık yüzde 40’ında direnç oranı artmış durumda. Sorunun en ağır hissedildiği bölgeler ise düşük ve orta gelirli ülkeler. Bu ülkelerde mikrobiyolojik teşhis kapasitesi, veri takibi ve etkili tedaviye erişim sınırlı kalıyor.

Güneydoğu Asya ve Doğu Akdeniz bölgelerinde bakteriyel enfeksiyonların yaklaşık üçte biri, Afrika’da ise beşte biri antibiyotiklere dirençli hale gelmiş durumda. Ancak yüksek gelirli ülkeler de bu durumdan muaf değil. 2021’de antibiyotik direncine bağlı ölümler 125 binken, bu sayının 2050 yılına kadar 192 bine çıkabileceği tahmin ediliyor.

En ciddi tehditlerden biri, hastane kaynaklı enfeksiyonlarda görülen 'Gram-negatif' bakteriler. Özellikle Klebsiella pneumoniae ve E. coli türlerinde, Afrika'nın bazı bölgelerinde direnç oranı %70'in üzerine çıktı. Bu da tedavi seçeneklerini neredeyse ortadan kaldırıyor. Ayrıca, Salmonella ve Acinetobacter bakterileri de en güçlü antibiyotiklerden olan karbapenem ve florokinolonlara karşı giderek daha dirençli hale geliyor.

Kaynak olarak ekle

Daha da kaygı verici olan ise, bel soğukluğu tedavisinde kullanılan seftriakson adlı ilaca karşı Doğu Akdeniz’de direnç belirtileri görülmeye başlanması. Bu, dünyadaki en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıklardan birinin yakın gelecekte tedavi edilemez hale gelme riskini doğuruyor.