Science Advances dergisinde yayımlanan çalışmada, Umhlatuzana kaya sığınağında onlarca yıl önce bulunan 10 ok ucu kimyasal olarak analiz edildi. Araştırmacılar, bu ok uçlarından beşinde hâlâ yavaş etkili zehir kalıntıları tespit etti. Söz konusu zehirlerin, avı zamanla zayıflatarak uzun süren takip avlarında harcanan zaman ve enerjiyi azalttığı belirtildi.
Bilim insanlarına göre bu bulgu, avcı-toplayıcıların bitkilerin farmakolojik etkileri konusunda gelişmiş bir bilgiye sahip olduğunu gösteriyor. Çalışmanın başyazarı, Stockholm Üniversitesi’nden laboratuvar arkeolojisi profesörü Sven Isaksson, bu keşfin insanların bitkileri yalnızca besin ya da ham madde olarak değil, bilinçli şekilde biyokimyasal özelliklerinden yararlanarak kullandığını kanıtladığını söyledi.
Zehirli ok uçları, tarih öncesi avcıların karmaşık düşünme becerilerine de işaret ediyor. Zehirin anında etki göstermemesi, avcıların neden-sonuç ilişkisini kurabildiğini ve avlarını planlı şekilde takip edebildiklerini ortaya koyuyor. Isaksson’a göre bu durum, ileri düzeyde bir zihinsel planlamayı gerektiriyor.
Daha önce zehirli silah kullanımına dair en eski kesin kanıt, Güney Afrika’daki Kruger Mağarası’nda bulunan ve yaklaşık 7 bin yıl öncesine tarihlenen bir ok zehriydi. Daha eski dolaylı bulgular bulunsa da bunlar tartışmalı kabul ediliyordu. Umhlatuzana’daki bulgular ise zehirli silahların kullanımını 50 binden fazla yıl geriye götürüyor.
Araştırma kapsamında incelenen ok uçları, Güney Afrika’da 65 bin ile 60 bin yıl öncesine tarihlenen Howiesons Poort kültürüne ait. Kazılarda daha önce 649 adet işlenmiş kuvars parçası bulunmuş olsa da, bu kalıntıların yüzeylerindeki kalıntılar bugüne kadar ayrıntılı şekilde incelenmemişti. Yeni çalışmada, mikroskobik kalıntılar taşıdığı belirlenen 10 ok ucu özel olarak analiz edildi.
Beş ok ucunda bitki kaynaklı buphandrine adlı toksine, bir tanesinde ise ayrıca epibuphanisine rastlandı. Her iki zehir de Güney Afrika’nın güneyinde yetişen bitkilerde bulunuyor. Araştırmacılar, ok zehrinin en olası kaynağının yerel olarak “zehir soğanı” olarak bilinen Boophone disticha olduğunu belirtiyor. Aynı toksinler, 18. yüzyıla ait Güney Afrika oklarında da tespit edildi.
Araştırmaya dahil olmayan Johannesburg Üniversitesi’nden arkeolog Justin Bradfield, keşfi “oldukça dikkat çekici” olarak nitelendirirken, Umhlatuzana’daki avcı-toplayıcıların tek bileşenli bir zehir kullandığını, daha karmaşık tariflerin ise çok daha sonra ortaya çıkmış olabileceğini ifade etti. Bradfield’a göre bu bulgu, zehirli maddelerin on binlerce yıl boyunca korunabildiğini göstererek yeni araştırmaların önünü açıyor.
Araştırma ekibi, ilerleyen dönemde kaya sığınağındaki daha genç tabakaları inceleyerek zehirli ok kullanımının süreklilik gösterip göstermediğini ya da bir dönem ortadan kaybolup daha sonra yeniden mi keşfedildiğini anlamayı hedefliyor.