Dünyanın farklı bölgelerinde tırmanan savaşlar, jeopolitik gerilimler ve artan afet riskleri, bireysel hazırlığın önemini bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlar; olası bir savaş, büyük doğal afet veya uzun süreli olağanüstü durumlar karşısında gıda güvenliğini sağlamak için stratejik bir hamle olarak tuz stoklanması gerektiğini vurguladı.

BOZULAN GIDALARIN TEK KURTARICISI

Büyük bir afet ya da savaş durumunda elektrik altyapısının çökmesi, buzdolabı ve dondurucuları işlevsiz hale getiriyor. Uzmanlar, bu noktada tuzun devreye girdiğini ve binlerce yıllık "salamura" yönteminin tek kurtarıcı olduğunu belirtiyor. Et, balık ve sebzelerin tuzla ovularak saklanması, gıdaların enerjiye ihtiyaç duymadan aylar boyunca taze kalmasını sağlıyor. Ayrıca un ve bakliyat çuvallarının içine serpilen tuz, nemi emerek böceklenmeyi tamamen durduruyor.

KIŞIN ORTASINDA HAREKET KABİLİYETİ

Tuz stoklamanın mutfak dışındaki en kritik işlevi ise kış koşullarında ortaya çıkıyor. Olası bir kaos anında belediye hizmetlerinin aksaması durumunda, evlerin önündeki buzlanma ve yoğun kar kütleleri hane halkını hapse mahkum edebiliyor. Uzmanlar, kapı önü ve merdivenlerin tuzlanmasının, kriz anında dış dünya ile olan fiziksel bağın kopmaması ve yaralanmaların önlenmesi için zorunlu olduğunu vurguluyor.

SAKLAMA KOŞULLARINA DİKKAT EDİLMELİ

Tuzun diğer gıdaların aksine süresiz bir raf ömrüne sahip olması, stokçuluk için büyük bir avantaj sağlıyor. Ancak uzmanlar, tuzun nem çekme özelliğine karşı uyarıda bulunuyor. İstiflenen torbaların mutlaka yerden yüksekte, nem almayan kuru depolarda ve hava geçirmeyen kaplarda tutulması gerekiyor. Marketlerdeki arzın aniden kesilebileceği senaryolara karşı, hem kaya tuzu hem de sanayi tipi tuzun evlerde yedeklenmesi en mantıklı önlem olarak gösteriliyor.