Ekonomide "nas" döneminden "rasyonel zemin"e nasıl geçileceği merakla bekleniyordu. Geri sayım sona erdi, 27 ay sonra Merkez Bankası politika faizini yüzde 8,5'ten yüzde 15'e yükseltti. Aslında eski bakan Nureddin Nebati "önemsizleştirdik" demişti faizi. Nitekim aylardır da öyleydi. Çünkü beğenseniz de, eleştirseniz de Merkez Bankası’nın nasıl bir karar vereceği uzun süredir tahmin edilebiliyordu. Ama bu kez öyle olmadı. Faiz artışı olacağı kesindi ama oran öngörülenden çok daha düşük gelince ipin ucu kaçtı. Piyasa yine allak bullak oldu. Dolar rekorlardan rekor beğendi. Çünkü sadece faiz artırmak yetmiyor, yetemiyor. Gelin örneklerle anlatayım.
***
Günlerdir gözler Merkez Bankası'nın faiz kararında. Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır "Bu can bu tende oldukça faiz sebeptir, enflasyon neticedir" der.
Faizin düşmesi uğruna birçok eski yol arkadaşını harcadı.
Murat Çetinkaya… Murat Uysal... Naci Ağbal...
21 ayda Merkez Bankası 3 kez başkan değiştirdi.
Erdoğan "Faizi indirin" dedi, indirim olmadıkça gece yarısı kararnameleri çıktı, başkanlar gitti.
Cumhurbaşkanı, "Merkez Bankası Başkanı'nı görevden aldık, çünkü laf dinlemiyordu" dedi, yaptıklarını savundu.
Erdoğan'ın istediğini Mart 2021'de göreve getirilen Şahap Kavcıoğlu yaptı. 2 yıl 3 aylık sürede politika faizini yüzde 19'dan talep edildiği üzere yüzde 8,5'e kadar indirdi.
Piyasa faizi ve politika faizi birbirinden çok farklı ayrıştı.
***
Eski bakan Nureddin Nebati'ye göre artık politika faizi önemsizleştirilmiş, piyasa faiz indirimlerini içselleştirmişti.
Ama olmadı.
Faiz düştükçe, Erdoğan söylediği gibi enflasyon ve kur üzerindeki "müsilajı" alamadı.
İki grafik de yukarı tırmandı.
Sonuç?
Çaktırmadan geri adım...
Erdoğan "Ben değişmedim, duruşum aynı ama kabullendim" dedi.
Ekonominin başına getirilen Mehmet Şimşek daha ilk günden "Rasyonel zemine dönülecek" mesajı verdi.
***
Dönüş kesindi de, keskinliği merak konusuydu.
Reuters kallavi ekonomistlerle anket yaptı. Kimi yüzde 12,5 kimi yüzde 30’a kadar artış bekliyordu.
Morgan Stanley faiz için yüzde 20, Bank of America yüzde 25, Goldman Sachs yüzde 40 dedi.
“Piyasa belirsizlik sevmez” derler.
Ama yelpaze böyle geniş aralıktayken, Merkez Bankası yine ters köşe yaptı.
Faizi yüzde 15’le beklentilerin çok altında bıraktı.
Yayımlanan karar metni de beklentileri karşılamadı.
Kur uçtu.
Dakikalar içinde dolar neredeyse 1 liranın üzerinde arttı. 25 TL sınırına dayandı.
***
Mehmet Şimşek gelip de faizi artırınca üzerimize sihirli değnek değecek beklentisi böylelikle suya düşmüş oldu.
Parça pinçik olmuş bir kumaşı kenarından yamalamak işe yaramıyor haliyle.
Gerekli birçok adım var atılması gereken.
Faiz artırılınca altı da doldurulmalı.
Buyurun iki örnek: Rusya ve Arjantin.
Oralarda neler olduğunu anlarsak belki kendimiz için de projeksiyon yapabiliriz.
***
Önce Rusya'yla başlayalım.
Hani “dostum” Putin'in "Ben Merkez Bankası'na karışamam, karışırsam sonumuz Türkiye gibi olur" dediği ülke...
24 Şubat 2022'deki Ukrayna saldırısı sonrası batılı ülkeler Rusya'ya karşı hızla, çok büyük yaptırım kararları aldı.
O dönem enflasyon yüzde 9,15, politika faizi yüzde 9,5’ti.
İlk saldırı ve ardından gelen yaptırımlardan sadece 4 gün sonra Rus Merkez Bankası çok çabuk tepki verdi.
Politika faizi tek kalemde yüzde 20'ye çıkartıldı.
Bu oran Mart’ta gelen yüzde 16,7’lik enflasyonun üzerindeydi.
Ekonomist Mahfi Eğilmez “Enflasyonu peşinden koşarak yakalayamazsınız, önüne çıkmanız gerekir” der.
Rusya örneğinde de böyle oldu.
Eş zamanlı olarak sermaye kontrolleri ve ihracatçılara kısıtlamalar getirildi.
Ne oldu?
Ekonomi yavaş yavaş rayına girdi.
Enflasyonun önü kesildi.
Bir ay sonra yüzde 17,8’e çıkan enflasyon, aylardır süren savaşa rağmen hızlı bir düşüş eğilimine girdi. Geçen ay yüzde 2,5’e kadar geriledi.
Enflasyon düştükçe faiz indirimlerine gidildi.
Ama Erdoğan bu süreci "farklı" yorumladı.
Eylül ayında yaptığı açıklamada yüzde 20'den inen faiz için "Artık büyük liderler bile faizi düşürmenin faydası olduğunu ikrar etmeye başladılar. Putin bizzat geçmişte yüksek faizi savunurken, şimdi o da faizi düşürmeye başladı" dedi.
***
Gelelim Arjantin'e...
2021'den bu yana sürekli faizler artıyor Latin Amerika ülkesinde.
Son 3 ayda politika faizi yüzde 81'den 91'e, ardından da 97'ye çıkartıldı.
Ama Eğilmez’in dediği gibi enflasyonun önüne hiç çıkılmadı.
Mayıs enflasyonu 30 yılın zirvesini görüp yüzde 114,2 oldu.
Yani faiz oranı, her seferinde enflasyon oranının altında kaldı.
Üstelik gereken yapısal reformlar da yapılmadı.
Haliyle enflasyon kontrolsüz yükselmeye devam etti.
***
“Faiz silahını” tek başına ve kademeli olarak çekmek yetmez. O silahla doğru nişan almak ve tetiğe basmak da önemli.
Merkez Bankası’nın piyasa katılımcıları anketine göre Haziran’da 12 ay sonraki enflasyon beklentisi yüzde 30,65’ti.
Bebek adımlarıyla ya da günü kurtaran körfezin sıcak parasıyla zorluklar aşılmaz.
Örnekler ortada.
Türkiye’nin atması gereken adımlar da…